9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
Merhabalar Yazardan okuduğum ikinci kitap. İlk kitabı okumuştum. Kırmızı Ritüel. İlk kitaba göre bu kitap daha da kanımı dondurdu. Okurken tüyler diken diken ve bu nasıl bir kurgu dedim. Gerçekten de kitabı okuduğumda şunu hissettim. İnsan ne ekersen onu biçersin ne yaşattıysan aynısını bir şekilde yaşıyorsun, iyi ya da kötü. Kalbinin ekmeğini yemek diyorlar ya öyle işte. Çocukken ya da geçmişinde yaşanılanların söylediğin sözlerin getirisi elbet olacak. Bu kitapta ise acı bir şekilde olmuş. Konusuna gelirsek, adli tıp uzmanı Soner, Savcı Volkan bu sefer insanların beş duyusuna odaklanan bir katil. Kara Dere köyünde vahşi bir cinayet işlenir. Ama öyle bir cinayet ki aklınız hayaliniz durur. Okurken o betimlemeler ile olayı dibine kadar yaşamış oldum. Ama bu cinayet farklı olayların kapısına açılmaktadır. Bu cinayeti çözmek için canla başla çalışan Soner ve Volkan bu gizemli cinayetler silsilesini çözebilecekler mi? Ulaştım derken başka sonuçlar başka kişiler, geçmiş ve yaşananlar… sonu yine şaşırtıcı bitti. Türü seviyorsanız tavsiye ederim. Kitapla kalın
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202620 okunma
Puan vermedi·284 syf.··
2026 118. kitabı
Bugün sizlere polisiye-psikolojik gerilim türünde bir kitapla geldim. @dr.cihangir.isik ’ın kaleme aldığı “Adli Tıp Dosyaları: Beş Duyunun Kasabı”. Yazarın bir önceki eseri “Kırmızı Ritüel” ile başlayan adli tıp serüveni, bu ikinci kitapta çıtayı çok daha yüksek, dehşet verici ve derinlikli bir noktaya taşıyor. Kitabın en büyük gücü, yazarın gerçek hayatta da aktif bir adli tıp uzmanı olması. Kurgudaki otopsi sahneleri, kullanılan cerrahi teknikler ve olay yeri inceleme detayları o kadar kusursuz ve soğuk bir gerçekçilikle işlenmiş ki okuyucu kendini bir romanın sayfalarında değil, gerçek bir adli dosyanın tam merkezinde hissediyor. Tıbbi ve mesleki birikimin satır aralarına bu denli ustalıkla yedirilmesi, hikayenin inandırıcılığını en üst seviyeye çıkarıyor. Hikaye, Kara Dere Köyü’nde, adeta ormanın yuttuğu tekinsiz bir atmosferde işlenen vahşi bir cinayetle kapılarını aralıyor. Adli Tıp Uzmanı Soner’in gece yarısı Savcı Volkan’dan aldığı telefon, sıradan bir soruşturmanın değil, insan aklının sınırlarını zorlayan bir canavarla girişilecek köşe kapmaca oyununun başlangıcı oluyor. Karşılarındaki katil, kurbanlarını öldürmeden önce onların beş duyusunu (görme, işitme, tat, koku, dokunma) sistemli ve vahşice yok eden, cesetlerin üzerine bıraktığı şifrelerle adeta bilime ve adli tıbba meydan okuyan zeki ve hastalıklı bir zihin. Kurbanların ardında bıraktığı “Duymadı, tatmadı, dokunmadı!” notları ve duvara yazılan semboller, okurun sinir uçlarına dokunan cinsten bir gerilim oluşturuyor. Roman insan psikolojisinin en karanlık köşelerine, algının, güven hissinin ve travmaların kökenine yapılan rahatsız edici bir yolculuk. Savcı Volkan, Adli Tıp Uzmanı Soner ve Jandarma Aykut’tan oluşan ekibimiz katilin bıraktığı izleri sürerken, her sayfada halkanın karanlık bir tarafı daha
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202620 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Handan
10/10
·312 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:58
"Halide gece yaşamayı severdi kendi yalnızlığına ortak olsun diye gece açan çiçekleri sevdi hep.Kim bilir belki de kendine benzetiyordu o çiçekleri.." Güneş Bana Bak Osmanlı zindanlarında idamını bekleyen Derviş Ali ile Refik Paşa'nın kızı Handan arasında geçen yarım kalan bir aşk Diğer yandan İstanbul Vefa'da Can Feda konağına uzanan bir aile dramı, sırlarla dolu bir hikaye geçmiş ile şimdinin hikayesi gece açan çiçekler. Konağın satışı için bir araya gelen Halide ,Zeliha ,Cihangir ve Nihalin yaşadıkları , sakladıkları, günahları... Bir geceleri vardır konuşmak için sırlarla dolu odasının kapısı nihayet açılacaktır konuşulacaktır her şey çok bekledi Halide Paşagil bu günü kardeşleriyle kavuşmayı, konuşmayı 16 yıl boyunca uğursuz konakta bir hayalet olarak esaret altında kaldı. Öğreniyoruz her bir kardeşin hikayesini neden bu konakta mutsuz olduklarını,neler yaşadıklarını babaları tarafından terk edilişlerini.. Konakta asılı duran Handan Hanımın resmedildiği büyük anneanneleri bildikleri Handan'ın sırlarını.. aslında tablonun Fauto Zonaroya ait olmadığını arkasında ki sır perdelerini Tarık Tufandan okuduğum ilk kitap ve çok beğendim kalemini, dilini..
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,2bin okunma
9/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 06:47
Tarık Tufan’ın okuduğum ilk romanıydı. Dilini, kurgusunu ve betimlemelerini çok beğendim. İki farklı dönemde geçen ve bir noktada birleşen hikâyeleri her zaman sevmişimdir; romanı beğenmemde bunun da etkisi olmuş olabilir. Bir bölümde Canfeda Konağı’nda yaşananları Halide’nin ağzından dinlerken, diğer bölümde Osmanlı döneminde yaşamış Derviş Ali’yi dinliyoruz. Merakla okudum kitabı. Zeliha, Nihal, Cihangir ve Halide isimli dört kardeşin hayatına yer verilmiş. Nihal’in daha ilkokul çağında yatılı okula gönderilmesi ve bunun açtığı yaralar, zorluklar beni en çok etkileyen kısımlardan oldu. Bu kadar ağır bir geçmişe sahip bir karakter varken, Cihangir’in şımarıklıkları ve Harika Ay ile ilişkisinin neden bu kadar dramatize edildiğini ise tam olarak anlayamadım. Halide ise adeta yitip gitmiş bir ömürdü. Onun hikâyesini okurken insanın içinde buruk bir hüzün kalıyor. Bununla birlikte, babanın evi terk etme sebebiyle annenin çocuklarına karşı sergilediği sert ve kötü davranışların arka planını da daha detaylı okumak isterdim. Bu karakterlerin duygularına da yer verilseydi hikâye benim için daha da derinleşebilirdi. Derviş Ali bölümleri ise romanın en sevdiğim kısımlarından oldu. Onun anlatımıyla Osmanlı dönemine geçiş yapmak güzeldi. Sadece olayları değil, dönemin ruhunu, insan ilişkilerini ve manevi atmosferi de hissettirdi. Bu bölümlerdeki anlatım daha dolu, daha yoğun ve daha etkileyiciydi. Eksik bulduğum noktalar olsa da, güçlü dili, başarılı kurgusu ve karakterlerin duygularını okura geçirebilmesi sayesinde keyifle okuduğum bir roman oldu.
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,2bin okunma
Bazı Kitaplar Bittikten Sonra Başlar
Puan vermedi·312 syf.··
2026 34. kitabı
Tarık Tufan'la ilk kez Gece Açan Çiçekler sayesinde tanıştım ve açıkçası bu zamana kadar okumamış olmaktan dolayı biraz pişman oldum. Kitabı o kadar sevdim ki diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumayı düşünüyorum. Roman, annelerinin ölümünün ardından Canfeda Konağı'nda bir araya gelen dört kardeşin; Halide, Zehra, Cihangir ve Nihal'in hikâyesini anlatıyor. Her birinin yaşadığı acılar, kırgınlıklar ve geçmişleri o kadar gerçek hissettirdi ki bazı yerlerde onların üzüntüsünü ben de hissettim. En sevdiğim taraflarından biri de geçmişte yaşananların bugünü nasıl etkilediğini çok güzel göstermesiydi. Konuşulmayan duyguların, saklanan sırların ve yıllarca taşınan yüklerin insan hayatında ne kadar derin izler bırakabileceğini roman boyunca hissediyorsunuz. Bir yanda aşkı uğruna ölümü bekleyen Derviş Ali, diğer yanda ailesi ve geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan Halide... Bu iki hikâye öyle güzel birleşiyor ki kitabın atmosferinden çıkmak pek mümkün olmuyor. Ben kitabı büyük bir keyifle okudum. Bitirdikten sonra da etkisi uzun süre üzerimde kaldı. Benim için unutulmayacak kitaplardan biri oldu.
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,2bin okunma
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
Merhaba kitap sever dostlarım bomba gibi bir kitapla karşınızdayım. Bu serinin ilk kitabını çok sevmiştim ama itiraf etmeliyim ki Beş Duyunun Kasabı beni çok daha sert çarptı. Benim için şimdiden 2026'nın en gerilim dolu kitaplarından biri oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren üzerime çöken o karanlık atmosfer, kitabın sonuna kadar peşimi bırakmadı. Hatta bazı bölümlerde öyle gerildim ki kitabı okurken parmaklarımın uyuştuğunu, tüm vücuduma ağrılar girdiğini hissettim. Hikâye, adli tıp uzmanı Soner'in Kara Dere Köyü'ndeki korkunç bir cinayet vakasına gitmesiyle başlıyor. Karşılaştığı manzara ise sıradan bir cinayetin çok ötesinde. Kurban ölmeden önce akıl almaz işkenceler görmüş, beş duyusu sistematik şekilde yok edilmiş ve göğsüne spiral şeklinde yara işlenmiş. Üstelik olay yerindeki gizemli semboller olayın sadece bir cinayet olmadığını hissettiriyor. İlk başta bir intikam hikâyesi gibi görünen olaylar ilerledikçe çok daha karmaşık ve rahatsız edici bir hâl alıyor. Acaba ilk kitaptaki Kırmızı Ritüel ile bağlantısı var mı sorularını getiriyor akla. Kitabı okurken en çok düşündüğüm şey ise bazı mesleklerin insan ruhuna yüklediği ağırlık oldu. Soner ve savcı Volkan'ın hayatları normal olmaktan çok uzak. Sürekli ölümle, vahşetle ve insanın en karanlık yönleriyle yüzleşmek zorundalar. Özellikle Soner'in her gece aynı saatte kabuslarla uyanması, yaşadığı psikolojik yıpranmayı çok güçlü şekilde hissettirdi. İlk kitaptan hatırladığımız bu durumun hâlâ devam etmesi karaktere ayrı bir gerçeklik katmış. Yazar temposunu bir an bile düşürmüyor. Sürekli bir zamanla yarış hissi var ve her yeni ipucu sizi daha da büyük bir bilinmezin içine çekiyor. Ancak hassas okuyucular için küçük bir uyarı yapmak isterim; kitapta otopsi sahneleri, işkence detayları ve oldukça rahatsız edici suç
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202620 okunma