Konum bildiriyorum akıl hastanesinin çıkış kapısı burdan bakınca içerisi bok gibi burdan bakınca dışarısı bokun boku gibi…
Olumluya yönelmenin gücü
Nöroplastisite... Olumluya yönelen insanın beyni bu yönde şekillenir ve değişir. Olumluya yönelen insan ve bu yönde şekillenen beyni çevresindeki her şeyde olumlu bir şey bulur, bulamasa bile çıkış yolu bulur. Olumlu olan şeyleri görme inancı ve amacıyla dünyaya baktığında insan, beynini de buna inandırır. Dünyada iyinin, güzelin, umudun ve olanağın bulunduğunu kabul eden beyin olumluya yönelir, olumsuzdan çıkış yolu arar, olumsuzda debelenmez, olumluda ise bunun sürmesi imkansız diye kendini sabote etmez. İnançlı ve umutlu olmak, kendini kandırarak olumsuzu reddetmek değildir. Olumsuzu gerekli değilken görmemektir. Olabildiğince az olumsuza maruz kalmaktır. Olumsuzda debelenmemek, ilerlerken her olumsuzluk tümseğine inadına basmamak, olumsuzluk çukuruna düşmemek, olumsuzluk var diye dünyayı siyah görmemektir. Olumsuzluğu azaltan şey, olumsuzluğu kucaklamak değildir. Olumluyu kucaklayarak büyütmek olumsuzluğu azaltır. Amaç da zaten olumsuzluğu azaltmak değildir, o anki olumsuzluk belki azalabilecek bir şey de değildir. Olumluya yönelen insan ve bunu kabul eden beyni olumsuzluktaki olumluyu görerek algısını, inancını ve kabullenişini değiştirerek olumsuzu da olumlu yapabilir. İnançlı ve umutlu bir insan beyninin en ufak bir olanak kırıntısında olumluyu hakim kılması, karanlıkta mum ışığı sayesinde olabilecek tüm aydınlatmayı açması, okyanusta deniz fenerine ulaşması, susuz kalmışken boş bardağa hayıflanmak yerine boş denilen bardaktaki bir yudum suyu görerek keyifle içmesi birazdan ulaşacağı su pınarlarına ulaşmasında dayanması için tek yol belki de, her şerde bir hayır olması, yaşlanmanın yeni deneyimlere, ölümün başlangıca gebe olması, inadına olumsuza gidip onu reddetme ya da onunla bir meselemiz olması yerine olumluya yönelerek onu büyütmenin, beynin de buna
Reklam
suretler karışırken
Aklımız bize gün içinde sayısız oyun oynuyor. Gözlerimiz tam bir yere kenetlenmişken fısıldıyor bize arkadan bambaşka bir ses. Ekranlar, her yerde hızına yetişemediğimiz bir akış. Neresinden suya dokunsak bizi başka bir yere doğru hırçın bir şekilde sürüklüyor. Durup “ama…” demeye vakit bulamadan, kendimizi anlayamadan ve anlatamadan bambaşka bir günün içinde buluyoruz kendimizi. Suretler karışıyor zihnimizde. Kalbimizi hızla attıran kişiler eskisi gibi kalıcı değil. Her gün başka bir ihtimal için hayaller kuruyoruz. Bu koşturmacada nefes almak zorlaşıyor. Eğer azıcık da olsa düşünmeye meyilli biriysek bu zincirden sancılı çıkış parlıyor önümüzde. Ama bu çıkış dikenli: bizden hızı alacak. Yavaşlamak metrelerce yüksekten suya düşme korkusu canlandırıyor içimizde. Suyun bize beton olacağı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Bu acıyı yaşamaya değer mi? Ya bir daha hıza ulaşamazsak? Ya su akıp giderse önümüzden ve biz kurak topraklarda kalakalırsak? Zihnimiz bu düşünceler yüzünden daha da bulanıyor. Materyalist bir hayatın kaçınılmaz sonu bu. Kovaladıklarımızdan kaçıyoruz gün sonunda. Daha kalıcı ve hakiki bir olguyla hemhal olmadıkça hep de bu ikilemde kalacak insan. Çünkü bu dünyaya ordan oraya savrulan bir suda çırpınmaya gelmedi insan. Durup düşünmeye vakti var insanın. Suretler yeniden belirginleşiyor.
zamanla geçer dedi herkes olmadı geçmedi gönlüm mahvoldu bilmiyorum çıkış nerede
Müzik
NATO Zirvesi ve Büyük Re-Kontrat Eşiği Haziran 2026 (Mevcut Eşik) Suriye ve Irak'ın kuzeyindeki jeopolitik vakumun, Türkiye'nin kurduğu ileri askeri üs ağları üzerinden NATO'nun güney kanadı adına tescil edilmesi süreci başladı. İçeride ise doygunluk noktasına ulaşan yeni sermaye yapısı, elde ettiği serveti küresel finans kapitalle uzlaşarak meşrulaştırma (Grey List'ten çıkış, rasyonel ortodoks ekonomi politikalarına dönüş) ve ekonomiyi rasyonel kurallarla yeniden formatlama (Büyük Re-kontrat) aşamasına gelmiştir.
Tarih
Reklam
Reklam