Hiçbir şeyin sonu değil sevgilim. Hayat böyle bir şey. Kalp atışlarını düşün, hani hastanelerde monitöre bağlarlar ya... o iniş çıkışları getir gözünün önüne. Hayat da öyle işte. O monitörde biteviye tek çizgi ne demek biliyorsun. Atıyor işte kalbin, bir iniş, bir çıkış. Burası iniş. Bunun çıkışı var daha...
Sayfa 326 - İnkılap Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
"Şans vardır ama şanssızlık yoktur, hazırlıksız yakalandığımız, üstesinden gelemediğimiz her şeyi kötü talihe bağlarsak çıkış yollarını da kapamış oluruz."
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Reklam
Çeşit çeşit yalnızlık vardır. Momo'nunki çok az kişinin bildiği ve çok az kişinin dayanabileceği bir yalnızlıktı. Bir hazine sandığının içine kilitlenmiş ve hazine her gün çoğala çoğala sonunda onu boğacakmış gibi hissediyordu. Hiçbir çıkış yolu yoktu. Kimse ona ulaşamıyor ve o da kimseye varlığını gösteremiyordu. Dağ gibi bir zaman yığınının altında bunalmış kalmıştı.
Sayfa 237·Kitabı okuyor
güle güle, nefretli/sevgili 'Hoşgeldin'
Sevgi nefretle başlar. Sevgiyi önceleyen, ne istemediğimizi, neyin dışına çıkmak istediğimizi bilmemizdir. Biraz irdelemek gerekse de, ahlakın kaynağının bu olması -en azından Freud'un bakış açısına göre- şaşırtıcı değildir. --- ... bizler kendi kendine yetmeye ve kendinden memnun olmaya meyleden ama başkalarının varlığına bağımlı olduğumuzu kabul etmeye zorlanmış varlıklarız. Bu çerçevede, doğamıza karşı gelmek bizim doğamızda vardır. Başkalarına duyduğumuz gereksinim bir nevi yenilgi ya da şartlı teslimdir: Teslimiyet bizim için kabul edilmesi en zor şeye dönüşür. Freudcu çerçevede insan, bir şeylerin içine -ya da en azından en çok arzu duyduklarının içine- ancak onların dışına çıkmaya çalışarak girebilir. İçeri giriş, çıkış kapısındandır.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Abdullah b. Abbâs’tan (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: İstiğfar (bağışlanma) dilemeye devam edene Allah, her sıkıntısı için bir çıkış yolu gösterir, her kederi için bir ferahlık sağlar ve onu ummadığı yerden rızıklandırır.
(D1518 Ebû Dâvûd, Vitir, 26)·Kitabı okuyor
Din
Arkadaşlarından birisine söyle tavsiyede bulunmuştu: Bir arkadaşının hoşlanmadığın bir şey yaptığına dair bir haber alırsan, sakın ola ki hemen ona karşı düşmanlık besleyip dostluğu kesme. Böyle yaparsan, yakinen bildiğin bir şeyi şüphe sebebiyle terk etmiş olursun. Boyle bir durum olursa, o arkadaşına, "senin şöyle şöyle yaptığına dair bana bir haber ulaştı" de. O haberi sana getireni zikretmen de uygun olur. Eğer inkâr ederse, "sen ondan daha doğru söyledin ve bu işten uzaksın" de ve daha fazla bir şey söyleme. Eğer itiraf ederse ve o işi yapmakta bir mazeretini bulursan, o mazereti kabul et. Eğer o işi yaptığını reddetmezse, " işi yapmaktaki amacın neydi" diye sor. Eger bir özür beyan ederse kabul et. Eğer arkadaşın herhangi bir mazeret beyan etmez ve sen de bir çıkış yolu bulamazsan, onun o işi yaptığını kabul et ve onun bir kusur işlediğini düşün.
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam