Kelebek etkisinin, çılgın olayları tetiklemesi. Günaydin
Omuz silkti. "Dalga geçemeyeceksen ölmenin ne anlamı var? Şimdi, nerede kalmıştım?" "Kelebek etkisi." "Doğru ya. Ufacık detayların bile büyük etkileri olabileceği anlamına geliyor. Anafıkir şu, adamın biri Çin'de bir kelebeği öl­dürüyor ve kırk yıl sonra ya da dört yüz yıl sonra Peru'da bir dep­rem oluyor. llk olay ikinciyi tetikliyor. Senin kulağına da çılgınca gelmiyor mu?"
“Kelebek etkisi." "Ufacık detayların bile büyük etkileri olabileceği anlamına geliyor. Anafikir şu, adamın biri Çin'de bir kelebeği öldürüyor ve kırk yıl sonra ya da dört yüz yıl sonra Peru'da bir deprem oluyor. İlk olay ikinciyi tetikliyor.”
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Kelebek Etkisi”
“Ufacık detayların bile büyük etkileri olabileceği anlamına geliyor. Anafikir şu, adamın biri Çin'de bir kelebeği öldürüyor ve kırk yıl sonra ya da dört yüz yıl sonra Peru'da bir deprem oluyor. İlk olay ikinciyi tetikliyor.”
Alıntı
Soyan Azgın Azınlığın ve Soyulan Çaresiz Çoğunluğun Mücadelesi
İnsanlar ve toplumlar her çağda ikiye ayrılır. Soyan azgın azınlık ve soyulan, çaresiz bırakılan çoğunluk. Dün soyan azınlığın kitle imha silahı medyasında bir haber gördüm. Bu haberi ben soyulan çoğunluktan yetki aldığı halde soyan kodaman azınlığın adamı olmaktan vazgeçmeyen tek yetkiye soruyorum. Haber şöyle; ülkemizde ultra zengin sayısı geçen yıl iki bin kişi daha arttı. Bu yazıyı okuyan us ve duyuncunu kullanarak değerlendirme yapması gereken her insana soruyorum; Bu sonuç bir çalışma ve emek karşılığında veya yaratanın verdiği rızık bolluğu mu? Yoksa bu hırsız düzenin bir sonucu mu? Bu sözleri bu hırsızlıktan nemalananlar okursa bu soygunu nasıl koruma altına alırız diye düşünür. Soyulan ve çaresizliği söndürülen insanlar zaten bu sözleri, tespitleri okuma ve duyma olanağı bile olmuyor. Mühür kimde ise hükümdar odur diye bir ahlaksız hırsızlık sistemi kurmuşlar, bunu korumak için toplumun tüm gücünü bu hırsız düzeni korumak ve kollamak için kullanıyorlar. Birde kodamanların adamı değiliz diyorlar. 21 Aralık 2015 tarihinde en uzun gecede şer tufanı Anadolu da kozmik devrimi başlattı ve dile şu şekilde geldi; Zalimler kendi sonlarını yaşattıklarını yaşayarak görecekler. Son bir yılda Cumhuriyeti kuran siyasi partinin içine yerleştirilen unsurlara güvenerek ve yargı sopasını aynı Ergenekon balyoz vb kumpas davalarda olduğu gibi muhalefeti silkeyeceğiz, telef olacaklar diyerek bunu çabaları ispat ettiler. 22 Mayıs 2026 tarihinde ki müttefik operasyonu neden seçildi? 22 Mayıs 1950 İsmet İnönü - Celal Bayar değişimi 22 Mayıs 2010 Deniz Baykal Kemal Kılıçdaroğlu kaset kumpası değişimi. Aynı güne denk getirme sebebi nedir? Tesadüf mü? Zorlama mı?
Hayata Dair
Şu Destanı
Zülkarneyn (= İskender) Semerkand'ı geçip de Türk ellerini almak istediği zaman Türk padişahı "Şu" adında bir gençti. Bunun büyük bir ordusu vardı. Balasagun ya-nındaki Şu kalesini yaptıran bu adamdır. Şu kalesinde her gün ordu beğleri için 360 nöbet çalınırdı. O zaman bu padişaha denildi ki: "Zülkarneyn yaklaştı. Bu adamla savaşalım mı ne yapalım? Bize ne buyurursun?" Halbuki Şu, Hucend vadisinin kıyısına kumandanlarından 40 kişi göndermişti. Bunlar öncü olacak ve İsken-der'in geçtiğini haber vereceklerdi. Bu gönderilen takım, İskender'in çerisinden hiç kimse farkına varmayarak geç-mişti. Hükümdarın gönlü rahattı. Çünkü öncüleri göndermişti. Bunun bir gümüş havuzu vardı. Bu havuzu seferberlikte bile taşıttırır, su ile doldurtarak içine kazlar, ördekler sahverirdi. Kendisine "Ne yapalım? Savaşalım mı?" diye sorulduğu zaman bunu soranlara şöyle dedi: "Şu kazlara, ördeklere bakın. Havuzda nasıl yüzüyorlar?" Onun bu sözü üzerine halkın yüreğine od düştü. Sandılar ki hükümdar savaş için hazırlanmış olmadığı gibi bir tarafa çekilmek için de hazırlanmış değildir. Derken Zülkarneyn ırmağı geçti. Hükümdarın gön-derdiği öncüler geceleyin ona geldiler. Zülkarneyn'in ırmağı geçtiğini söylediler. Bunun üzerine hükümdar gece-leyin davul çaldırdı. Doğuya doğru yürüdü. Önce hazırlık olmayarak hükümdarın böyle yürümesinden halk arasına bir ürküntü düştü. Binecek bir hayvan bulanlar kendisini o hayvanın üzerine bıraktı ve hükümdarla birlikte gitti. Herkes birbirinin hayvanını almıştı. Sabah olunca düz bir ovada ordu kuruldu. O zaman Türkistan'da Taraz, İspicab, Balasagun vesa-ire gibi büyük şehirler yapılmamıştı. Bunların hepsi son-radan yapıldı. Ahali çadır içinde yaşıyordu. Hükümdar ve ordu böyle gidince orada aileleriyle birlikte 22 kişi kaldı. Bunlar geceleyin yüklerini
Sayfa 44 - 46·Kitabı okudu
Osmanlı Devleti'nde bulunan Sıbyan Mekteplerinde eğitimin amacı öğrenciye dini öğretmek olduğu için tarih dersi Hazreti Muhammed'in hayatı, kıssaları üzerine şekillenmiştir. Tarih dersi Sıbyan Mekteplerine 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesiyle girmiştir. Medreselerde de II. Meşrutiyet dönemine kadar İslam tarihi hariç tarih dersi verilmemiştir. II. Mahmud döneminde 1838'de açılan Rüştiye Mekteplerinde ise Osmanlı Tarihi dersi verilmiştir. Maarif-i Umumiye Nizamnamesi ile birlikte rüştiye programında Tarihi-i Umumi ve Tarih-i Osmani dersleri sistemli bir şekilde programa girmiştir. II. Meşrutiyet döneminde ise tarih müfredatında önemli bir değişiklik yapılmış sekiz saat olan dünya tarihi dersi on bir saate çıkarılmıştır. Bununla birlikte ilkokul programlarına dünya tarihi dersi konuları dahil edilmiştir. Ayrıca yine bu dönemde Türkçülük hareketinin etkisiyle Osmanlı devletinden önce kurulan Türk devletlerinin tarihi de programa girmiştir. İttihat ve Terakki böylece bir Türklük bilinci oluşturmak istemiştir. Muhtasar Tarihi Osmani dersinde Osmanlı Devleti'nin kuruluşuna geçmeden evvel Türklerin ortaya çıkışı ve medeniyeti öğretilmiştir. İkinci sınıf öğrencilerine Türk tarihinin önemli isimleri, üçüncü sınıflara Türk tarihi, sosyal hayatı, eserleri ve kültürleri, beşinci sınıflara ise Türklerin coğrafyası, kültürü ve medeniyeti konuları okutulmuştur. Süleyman Paşa, Türk tarihinin öncüllerinden biri olarak sayılabilir. Süleyman Paşa, Tarihi Alem kitabında Hunlar, Oğuzlar ve diğer Türk boyları hakkında bilgiler vermiştir. Türklerin Orta Asya'da büyük devletler kurduğuna ve büyük bir medeniyet inşa ettiğine değinmiştir. Süleyman Paşa dışında Mustafa Celaleddin Paşa'dan da bahsedilebilir. Mustafa Celaleddin Paşa, Eski ve Modern Türkler adlı kitabında ilkçağdaki kavimler
Mavi Gök Yayınları·Kitabı okudu
Tarih