8/10
·268 syf.·
2026 44. kitabı
İlklerin günahı olmaz diyor, yazarın dırdırını sineye çekebilecek her edebiyatsevere bu tarihi klasiği tavsiye ediyorum. ​Hikaye, İstanbul Boğazı'ndaki Öreke Taşı mevkiinde üç gizemli cesedin bulunması ve ardından Beyoğlu'nda intihar süsü verilmiş şüpheli bir ölümün yaşanmasıyla başlıyor. Dönemin idealist sorgu yargıcı (müstantik) Osman Sabri Bey, bu karmaşık düğümü çözmek ve katilleri bulmak için tehlikeli bir soruşturmanın içine atılıyor. Kurgu tek kelimeyle harika! ​Ancak kitabı değerlendirirken yazıldığı dönemi ve yazarın alametifarikasını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Puanımı kırarak eleştirdiğim ve aynı zamanda hayran kaldığım noktalar kısaca şöyle: ​ Neden Puan Kırdım? ​ Kitap, Sultan II. Abdülhamid döneminde (1884) yayımlanmış. İstihbaratın, jurnalciliğin ve baskının yoğun olduğu bu dönemde böyle bir kitap yazmak gerçekten büyük risk. Yazar da ara ara araya girip padişah güzellemeleri yapıyor. (Gerçi adam ne yapsın, tüm kitaplar padişahın izni olmadan basılmıyor.) ​ Ahmet Mithat tam anlamıyla ağzı çok kalabalık, çok laf yapan bir yazar. Kurgunun en heyecanlı yerinde aniden araya girip okuyucuya ders vermeye kalkması, bitmek bilmeyen toplumsal nasihatleri ve o bildiğimiz "öğretmen" edası insanı gerçekten boğuyor. Bilgi sıkıştırmak için sürekli akışı bozuyor. ​ Konu çok güzel, kurgu mükemmel ama yazar bu gevezeliği yüzünden konuyu sonlara doğru iyice uzatıyor. Polisiye kurgunun o dinamik, merak uyandıran temposu ne yazık ki bu gereksiz uzatmalar yüzünden baltalanıyor ve okuyucuyu biraz sıkmaya başlıyor. ​ Neden Kesinlikle Okumalısınız? ​Tüm bu anlatım kusurlarına, yazarın laf kalabalığına ve sonlardaki tempo düşüşüne rağmen kitap kesinlikle güzel ve okumaya değer. Dönemin İstanbul’unu, eski hukuk sistemini (müstantiklik müessesesini)
Esrâr-ı CinâyâtAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,063 okunma
Cinâyât.
Puan vermedi
Kanımca, eserin en dikkat çekici yanlarından biri, suç ve ahlak ilişkisini toplumsal bir eleştiri çerçevesinde ele alması. Dönemin rüşvet sistemini de öğrenmenizi sağlıyor. Not: Okuma şevkini arttırmak istediğiniz çocuklar için bence ideal bir başlangıç kitabı.
Edebiyat
Esrâr-ı CinâyâtAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,063 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·268 syf.··
2026 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 00:00
Ahmet Mithat Efendi Esrâr-ı Cinâyât -Cinayetlerin Sırları- adlı polisiye romanı , olayların akışındaki kurgu ustalığı ve karakterlerinin güçlü bir şekilde canlandırılmış olmasıyla yazarın övgüyü hak eden eserleri arasına girmiştir. Bir genç kızın cesedinin bulunmasıyla başlayan roman, intihar süsü verilerek öldürülmüş ikinci bir kişinin bulunmasıyla sürükleyici şekilde devam ederken, polis şefi Osman Sabri ile Muharrir Efendi'nin işbirliği ve dikkatli takipleri sonucu bambaşka bir hale bürünür. Dönemin adalet sistemini, yargılama usullerini rüşvet ve kayırmacılığı gözler önüne sererek eleştiren roman, yazarın usta işi üslubunu da yansıtarak şaşırtıcı bir sonla biter.* *Arka kapak
Esrâr-ı CinâyâtAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,063 okunma
8/10
·268 syf.··
2026 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 13:14
“Her hikâye biraz karanlıktan geçmek zorundadır…” Ahmet Mithat Efendi ~ Esrâr-ı Cinâyât 8/10 Türk edebiyatının ilk polisiye romanı olan Esrâr-ı Cinâyât, İstanbul Boğazı’nda Öreke Taşı’nda işlenen gizemli bir cinayetle başlıyor. Soruşturmayı yürüten Komiser Osman Sabri ve yardımcısı Necmi, olayın göründüğünden çok daha derin olduğunu fark ediyor; sahte kimlikler ve gizli ilişkiler yavaş yavaş ortaya çıkıyor.. ️ Merkezde ise etkileyici ama tehlikeli bir karakter var: Hediye Hanım. Zenginliği ve çevresiyle olayların akışını yönlendiren bu kadın, entrikaların tam ortasında durarak hikâyeyi daha da karmaşık hale getiriyor.. Ahmet Mithat Efendi, sadece bir cinayet değil; aynı zamanda dönemin İstanbul’unda adalet anlayışını, sınıf farklarını ve insanın çıkar uğruna nasıl değişebileceğini de anlatıyor.. “Âlemde tabiatı bakımından insana kendi canı kadar aziz olabilecek hiçbir şey yoktur.” (42) “Böyle âlemin başına belalar açmak için dünyada bulunan şirretlerin vücutları tümüyle ortadan kalkmalıdır ki âlem rahat yüzü görebilsin.” (168) “Hak meydana çıkınca batıl firar eder.” (240) Hakikat, çoğu zaman karanlığın içinden doğar .. Keyifli Okumalar .. . . .
Esrâr-ı CinâyâtAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,063 okunma
8/10
·268 syf.··
2026 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 23:56
# Esrâr-ı Cinâyât spoiler vardır. Bir genç kızın cesedinin bulunmasıyla başlayan bu polisiye roman, başka bir kişinin -sonradan intihar süsü verildiğini öğreniriz.- cesedinin bulunmasıyla devam eder. Sürükleyici ilerleyen bu romanda olay örgüsü bir sonraki bölüme hemen geçme isteği uyandıracak şekilde sağlam kurulmuştur. Buna karşılık romanın henüz başlarında "Mecdeddin Paşa" karakterinin akıbeti ve masumiyeti ile alakalı erken bir ön izlenim ediniyoruz. Gidişatı Kalpazan (Hezarfenzade) Mustafa'nın heyecanla beklenen mektupları belirler ve ilgi uyandırırken sürpriz sonu romanı bambaşka bir noktaya taşıyor. Karakterlerinin düşüncelerini ve hareketlerini anlatırken bizi de hikayenin içine çekmeyi başaran roman, yozlaşmışlığı ve bu yozlaşmışlığa karşı vazgeçmemeyi etkili bir şekilde vurguluyor.
Esrâr-ı CinâyâtAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,063 okunma
Bayıldımm!
10/10
·149 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 13:44
Ahmet Mithat Efendi’nin kalemini çok severim. Felatun Bey ile Rakım Efendi, Çingene, Şeytankaya Tılsımı, Dolaptan Temaşa, Henüz 17 Yaşında, Esrar-ı Cinayat daha önceden okuduğum kitaplarıydı ve hepsini de çok sevmiştim fakat aralarında Henüz 17 Yaşında favorimdi. Şimdi Dürdane Hanım’ı da favorilerim arasına ekliyorum. Gerçekten çok ama çok beğendiğimi söyleyerek yorumuma başlayayım. Telefonun yeni yeni kullanılmaya başlandığı bir zamanda geçiyor kitabımız. Dürdane Hanım, duygularına yenik düşerek bir erkekle ilişki yaşamaya başlıyor ve hamile kalıyor. Fakat âşık olduğu adam düşündüğü gibi onu sahiplenmiyor ve tüm bu yaşadıklarına tanık olan komşusu Ulviye Hanım’la yaşananlar anlatılıyor kitapta. Ahmet Mithat’ın kalemi bu kitapta da yine çok güzeldi, çok akıcıydı. Türk Edebiyatı Klasikleri’ne başlamaya korkanlar sakın korkmasın. Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmet Mithat Efendi üslupları o kadar sade ve eğlenceli ki size Türk Edebiyatı Klasikleri’ni sevdirir. Başlangıç olarak da bu kitapla başlayabilirsiniz, gerçekten çok eğlendim okurken ama bir yandan da hüzünlendim. Ulviye Hanım’ı çok sevdim, erkek kılığına girip de erkeklerin bile yapmaya cesaret edemeyeceği şeyleri yapmasını çok takdir ettim. Çoğu Türk klasiğinde olduğu gibi bu kitapta da yine kadının toplumdaki yeri çok güzel işlenmişti. Namus ve ahlak anlayışından tutun, erkeklerin sorumsuzluğuna kadar birçok konuya değinilmiş. Ben Ulviye Hanım’ı çok sevdim, kitapta daha çok ön planda olmasına rağmen kitaba Dürdane Hanım’ın adını veren Ahmet Mithat’a kızmadım değil. Bence Ulviye Hanım olmalıydı kitabın adı… Neyse… çok güzeldi dediğim gibi, mutlaka okuyun.
Edebiyat & Roman
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,897 okunma