Puan vermedi·216 syf.··
2026 8. kitabı
Bu çizgi roman Supergirl’ü klasik “Superman’in kuzeni” rolünden çıkarıp daha raw / gritty bir tona taşıyor. Hikâye kosmik bir yolculuk gibi ilerliyor ama aslında merkezinde karakterlerin yaşadığı emotional weight var. Supergirl burada daha lonely, daha sert ama aynı zamanda daha insani bir noktada duruyor. Büyük olaylardan çok, seçimlerin ve travmaların etkisini hissediyorsun. Çizimler ise ciddi anlamda üst seviye. Bilquis Evely’nin artwork’ü hem detaylı hem de cinematic bir his veriyor; özellikle space sahneleri ve karakter yüz ifadeleri çok güçlü. Renkler de atmosferi baya iyi taşıyor, tam anlamıyla visual storytelling örneği. Genel olarak: kısa ama yoğun, hem writing hem de art açısından “DC’nin modern klasiklerinden biri” hissini veren bir seri.
Supergirl Yarının KadınıTom King · Arkabahçe Yayıncılık · 202610 okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 16:32
𝙋𝙚𝙧𝙖 𝙋𝙖𝙡𝙖𝙨’𝙩𝙖 𝙂ö𝙡𝙜𝙚 𝙊𝙮𝙪𝙣𝙪 𝙋𝙪𝙖𝙣: 9.1/10 𝙏𝙪𝙧: Polisiye • Gizem • Tarihi Kurgu • Gerilim 𝙆𝙞𝙩𝙖𝙥 𝙄𝙣𝙘𝙚𝙡𝙚𝙢𝙚𝙨𝙞 İstanbul’un sisli atmosferi, geçmişin sırları ve Pera Palas’ın büyüleyici koridorları arasında geçen bu hikâye; polisiye, tarih ve gizemi bir araya getiriyor. Kitap boyunca geçmiş ile bugün arasında gidip gelirken her bölümde yeni bir sır açığa çıkıyor ve merak duygusu sürekli canlı kalıyor. Özellikle mekân tasvirleri o kadar güçlü ki kendinizi gerçekten Pera Palas’ın loş koridorlarında yürüyormuş gibi hissediyorsunuz. 𝙆𝙤𝙣𝙪𝙨𝙪 Bir cinayet ve geçmişten gelen karanlık sırlar etrafında şekillenen hikâye, okuyucuyu İstanbul’un tarihi atmosferinde sürükleyici bir araştırmanın içine çekiyor. Karakterlerin geçmişleriyle yüzleşmesi ve olayların katman katman açılması kitabın temposunu güçlendiriyor. 𝙔𝙤𝙧𝙪𝙢𝙪𝙢 Akıcı dili ve sürekli diri kalan gizem atmosferi sayesinde kitabı bir günde bitirdim. Olaylar hiç düşmeyen bir tempoyla ilerliyor ve her bölüm yeni bir merak unsuru bırakıyor. Pera Palas’ın büyüleyici atmosferiyle birleşince ortaya hem sürükleyici hem de cinematic hissi veren bir hikâye çıkmış. Özellikle gizem ve tarihi kurgu sevenlerin keyifle okuyacağını düşünüyorum. . . . . . . . . . . . . . . .
Pera Palas'ta Gölge OyunuKayahan Demir · Genç Timaş Yayınları · 202589 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·406 syf.··
2026 4. kitabı
Les Rivières pourpres by Jean-Christophe Grangé The novel begins with a disturbing murder in a quiet university town in the French Alps. At the same time, in another nearby place, a different investigation is unfolding, one that at first seems unrelated. As the story progresses, the two cases slowly begin to connect in unexpected ways. Without revealing too much, the investigation takes the reader into a world of hidden secrets, elite institutions, and unsettling discoveries. It’s not just about finding a killer. It’s about uncovering something much darker beneath the surface. What makes Les Rivières pourpres stand out is its atmosphere. The setting, cold mountains, isolated spaces, and closed communities, creates a feeling of tension from the very first pages. The environment almost feels like a character itself: harsh, silent, and unforgiving. Grangé’s writing style is direct and fast-paced. The chapters are short, the scenes are vivid, and there’s very little unnecessary description. This makes the story feel urgent and cinematic. You don’t just read it, you move through it quickly, almost breathlessly. There’s also a psychological layer. The investigators aren’t superheroes; they’re intelligent but human, with instincts, doubts, and limits. That realism makes the tension feel more believable. Les Rivières pourpres became very successful because it goes beyond a simple “who did it?” mystery. The plot is carefully constructed, with twists that feel earned rather than random. The suspense builds steadily, and the stakes feel high.
Kızıl NehirlerJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 202417,6bin okunma
8/10
·375 syf.··
2025 23. kitabı
Bu kitap bir şarkı olsaydı The Cinematic Orchestra’nın To Build A Home şarkısı olurdu. Şarkıda taştan yapılma ahşap zeminli bir evin verdiği sevgi, güven ve sıcaklık hissi anlatılır. Ama ev artık toz tutmaya mahkûm kalmıştır. Bu ev, şarkıcının sevdiği insanla kurduğu bağın bir metaforudur. Uzun yıllar süren, sevgiyle inşa edilen ama artık eski hislerin kalmadığı sonu ayrılıkla biten bir bağ. Şarkıdaki ev bana Uçurtma Avcısı’nda anlatılan Emir’le Hasan’ın büyüdükleri evi hatırlatıyor. Dostlukları, fedakarlıkları, masumiyetleri bulundukları evin eşsiz bir anı yeri olmasını sağladı. Ama onlar da zor zamanlara kapılıp arkadaşlıklarını bitirdiler ve o ev de hiçbir zaman eskisi gibi olmadı. Şarkıda kasvetli başlayan piyanonun nazikçe yükselmesi onu tamamen depresif bir müzik olmaktan çıkarıyor. Sanki gelecek için her zaman umut vardır; daha parlak günler olacak der gibi. Tıpkı Uçurtma Avcısı’nın “Bir gün her şey bitecek ama eninde sonunda bir yerlere evimizi inşa edeceğiz, en azından birinin kalbine” şeklinde bir his yaşatması gibi. Şarkıda geçen “And i build a home for you, for me” lirikleri de bana hep kitabın en unutulmaz anında geçen cümleyi anımsatıyor; “Senin için bin tane olsa yakalarım.” Bu kitabı okumamın üstünden çok zaman geçti, anlatılan çoğu şeyi hatırlamıyorum bile. Bir değerlendirme yazamam. Ama ne zaman bu şarkıyı dinlesem kitabı okurken hissettiğim bu duygular canlanıyor. Sadece buraya da yazmak istedim.
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,3bin okunma
Bu seri neden Abartilmiyor!!!
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
şimdiki uyduruk fenomen wattpad yazarlarının fantastik başlığı altında yazdığı beş para etmez kitaplara bin basar bu seri aslinda James dashner in yazdığı tüm kitaplar mükemmel ama bu serinin neden bu kadar az popüler olduğunu anlayamıyorum Sadece kurmaca fantastikler gibi değil ayrıca kuantum fiziği ve paralel evrenler hakkında çok ilgi çekici detaylar da barındırıyor mcu ( marvel Cinematic universe) sevenler varsa tam sizin için fantastik akıcı ve çok eğlenceli bir seri okuyun okutun :)
13. Gerçeklik - 1.KitapJames Dashner · Pegasus · 2018171 okunma
İnsanlar neden başkalarının hayatlarını yıkar ki...
8/10
·344 syf.··
2024 100. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2024 00:00
Ah bu kitap hakkında o kadar doluyum ki ne söylesem hislerim yarım kalacakmış gibi... Oğuz Atay, Halid Ziya Uşaklıgil ve eserleri için "Hayata tutunamayan, hayat karşısında genellikle hayal kırıklığına uğrayan insanları anlatır. Bu karakterler kader kurbanı değildirler çünkü bu dramları bilinçli olarak hissederler, kendileriyle hesaplaşırlar." diyordu. İşte Kırık Hayatlar da bu sözlerin net bir örneğiydi tam olarak ve ben sonunu bile bile merakla okumaktan alamadım kendimi. "Sonunu bilmek" diyorum çünkü daha en başından bir şeylerin sorun olacağını fark ediyorsunuz. Ömer Behiç karakteri güzel hayallerin peşinde koşuyor ama bunu eşya üzerinden yaptığını hissediyorsunuz. Yani kendilerine ait bir ev inşa edince hep mutlu olacaklar, eşiyle ve çocuklarıyla huzur içinde yaşayacaklar; dışarının kiri pası, o insanların kırık hayatları ailesine dokunmayacak diye düşünüyor ama tam da burada ipler kopuyor zaten. Eşiyle birlikte o diğer insanların yanlışlarını, çarpık ilişkilerini, kendilerini komik düşürmelerini ve aldatmalarını konuşurken birden aynı durumun içinde buluyorlar kendilerini. İnsanın kendi evi bir nevi sığınağıyken, evleri başlarına yıkılıyor sanki... Dediğim gibi kitap bunu başından hissettiriyor. Dahası başta çok düzgün, iyi bir aile babası, hayatını bir gün bulacağı kadına yani şu anki eşine ve onunla birlikte hayallerini adamış gibi duran Ömer Behiç'in aslında içten içe nefsini kontrol etmekte bazı sorunlar yaşadığını görüyoruz. Bu da bize sorun tam olarak buradan gelecek dedirtiyor. Zaten bu yüzden yaşanan olaylar şaşırtıcı gelmiyor ama durumun kendisi ve bunun çok normal olması fazlasıyla sinir bozan kısım işte. Yani daha da açıklamam gerekirse; eşine aşık olan Ömer Behiç'in bir anlık hislerine yenik düşmesi, Oğuz Atay'ın dediği gibi yaptığı yanlışı bilinçli olarak hissetmesi
Kırık HayatlarHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,553 okunma