BGEGŞ
10/10
·424 syf.··
2026 99. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:33
!Spoiler! O kadar iyi bir kitaptı ki... Bilen ve okuyan az sanırım, değer görmeyi hak ediyor. Holly ve Alex'in onlu yaşkardaki "arkadaşlıkları" o kadar hoşuma gitti ki, asla kendikerine ve birbirlerine itiraf edemedikleri şeyler... Ancak Holly'nin küçük kasabadan 'kaçması' ile arkadaşlıkları kopar. Haliyle zaman geçer ve büyürler. Alex öğretmen olarak Holly'nin özel asistan olarak çalıştığı Londra'ya gelir. Arkadaşlıkları devam eder ancak ikisi de çok değişmiştir. Alex'in ve Holly'nin birbirlerine küçükken itiraf edemedikleri duygular hâlâ bir yerlerde saklı duruyormuş, aradaki engeller ise saymakla bitmez (Holly'nin sevgilisi pislik Richard ve Alex'in gıcık sevgilisi Melissa). Kitabın sonunda ise tüm engellere rağmen MUTLU SON ancak biraz hayal kırıklığı niye daha uzun değil mesela? Sonrasında ne oldu mesela? (ben kitabı cinnet geçirerek okudum o kadar sinir oldum ki karakterlere özellikle Holly'nin alttan alıcı ve affedici tavrı ve Alex'in zeka seviyesi bir insan bu kadar mı kör olur ya, yemin edebilirim ama kanıtlayamam bu kitabı okuyan herkes en az bir yerde noluyolan demiştir ki ben BAZI sayfalarda kitabı bırakıp yüzümü yıkama ihtiyacı hissettim.) İyi okumalar ve bol sabır diliyorum...
Başıma Gelmeyen En Güzel ŞeyLaura Tait · Form Bilişim Yayınları · 20162 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 24. kitabı
Stefan Zweig bu uzun öyküde aslında bizi bir doktorun odasına oturtup, onun en büyük sırrına ve utancına ortak ediyor. Olay şu: Tropiklerin o boğucu, insanı delirten sıcağında tek başına kalmış bir doktor var. Bir gün kapısını kibirli, gizemli ve yardıma muhtaç bir kadın çalıyor. Doktorun içindeki o bastırılmış güç arzusu ve gurur, kadının o asil duruşuyla çarpışınca işler çığırından çıkıyor. "Amok" aslında Malezya kültüründe bir tür cinnet cinayeti; kişinin gözü dönmüş bir şekilde, önüne geleni yok ederek, ta ki kendisi de ölene kadar delice koşması demek. Zweig, bu fiziksel deliliği alıyor ve bir insanın saplantı anına uyarlıyor. Doktor, kadına yardım etme (veya ona sahip olma) arzusuyla öyle bir Amok koşusuna başlıyor ki, ne kariyer kalıyor, ne mantık, ne de ahlak. Kısacası kitap; bir insanın mantığını, statüsünü ve tüm fren mekanizmalarını tek bir saniyede kaybedip, kendi sonuna doğru nasıl körü körüne koşabileceğini anlatıyor. Hepsinden öte, o kurtarma ve yok etme arzusu arasındaki o çok ince çizgiyi gösteriyor.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,5bin okunma
Reklam
"İLK KİTABIM"
10/10
·168 syf.··
2026 1. kitabı
"Merhabalar size kürk mantolu madonna kitabından bahsetmek istiyorum.Bu kitap Hayatımda okuduğum ve beni kitap okumaya teşvik eden ilk kitabım.Hlafıza kaybı yaşasam bu kitabı yine bulur ve yine okurdum.Raif efendinin ve kürk mantolu madonnanın aşkını o kadar çok sevdim ve bir o kadarda kendimi yerlerine koyup okuduğum zamanları,cinnet geçirdiğim yeter artık be kavuşun dediğim,ağlamaktan gözlerimin şiştiğini kıpkırmızı olduğunu hala unutamıyorum.Az öncede dediğim gibi hafıza kaybı yaşasam bu kitabı yine bulur ve yine okurdum okunmaya değecek bir kitap olduğundan.Şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap okunmaya değer kitap okuma alışkanlığı kazandırdı bana ve benim ilk kitabım okuyun derim...⚘️"
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma
Bülent Akyürek’in Yırtıcı Mirası
Puan vermedi·528 syf.··
2026 27. kitabı
Bazı yazarlar vardır, edebiyatı bir sığınak değil, bir savaş alanı olarak görürler. 2026 yılının Şubat ayında aramızdan ayrılan Bülent Akyürek, Türk edebiyatının o dar ve steril koridorlarında elinde bir neşterle dolaşan, önüne çıkan her konfor alanını deşen bir "yeraltı" cerrahıydı. Onu anlamak için sadece kitaplarını okumak yetmez; modern dünyanın sizin için kurguladığı o kadife hapishaneden —faturanızdan, markalı ayakkabılarınızdan, "sen değerlisin" diyen o narsist fısıltıdan— bir anlığına başınızı çıkarmanız gerekir. Bülent Akyürek'in romanları, Türk edebiyatında yer altı edebiyatının en özgün ve sarsıcı örneklerinden biri olarak öne çıkar. 1969 doğumlu yazar, 17 yaşından itibaren yazdı.Erken dönem eserleri daha nihilist, yıkıcı ve bireysel çöküş odaklıyken, sonraki yıllarda modernite eleştirisi İslami bir perspektifle derinleşmiştir. Ne yazık ki, 2026 Şubat'ında aramızdan ayrılan Akyürek, son romanı Satılık Adam'ı (2025) 24 yıla yayılan bir emekle tamamlamış ve bu eserle yazarlık serüvenine çarpıcı bir nokta koymuştur. Bülent Akyürek’in edebiyatı, modern dünyanın pırıltılı vitrinlerine fırlatılmış ağır bir taş, alışılmış estetik değerlere yönelik yıkıcı bir saldırıdır. Onun romancılığı, sadece bir hikaye anlatma çabası değil; bireyin toplumla, teknolojinin insan ruhuyla ve konforun özgürlükle giriştiği amansız kavganın metne dökülmüş halidir. Akyürek, "her sözümü son sözüm gibi söylerim" diyerek her cümlesine bir idam mahkûmunun ciddiyetini ve mutlak ağırlığını yükler. Bu üslup, sokak diliyle harmanlanmış sert, ironik ve provokatif bir damardan beslenir. Geleneksel roman kalıplarını yıkan yazar, "yeni roman"ın öncü örneklerini verirken okuyucuyu bir konfor alanına davet etmek yerine, onu kütüphanesini yakmaya zorlayan bir hakikat arayışına iter. Estetiği, adeta
Satılık AdamBülent Akyürek · Ketebe Yayınları · 2025150 okunma
Albert Camus - Yabancı
Puan vermedi·110 syf.··
2026 1. kitabı
SENTEZ ENTELEKTÜEL OTURUM | HAZİRAN AYI İLK KİTABI (01-07)./06.2026 ​KİTAP KİMLİĞİ ​Kitap Adı: Yabancı ​Yazar: Albert Camus ​Tür: Kurgu (Roman) ​Sayfa Sayısı: 112 ​Odak Noktası: Absürdizm Varoluşçuluk, Bireysel Yabancılaşma ve Toplumsal İkiyüzlülük ​ ​Soru: Yazarın bu eserde inşa ettiği düşünce dünyası, bugünün modern insanı için bir "çözüm" mü sunuyor, yoksa sadece "sorunu" mu derinleştiriyor? ​ Cevap: Camus aslında sorunu derinleştirerek radikal bir çözümün kapısını aralıyor. Modern insan, toplumsal beklentilerin, dijital onaylanma arzularının ve yapay mutluluk illüzyonlarının arasında sıkışmış durumda. Meursault’nun hikayesi, bu yapaylığı ve hayatın anlam arayışını tamamen sıfırlayarak yüzümüze sert bir gerçeği çarpıyor: Hayatın önceden belirlenmiş hiçbir ilahi veya toplumsal anlamı yoktur. ​Bu ilk bakışta nihilizm (hiççilik) gibi görünüp sorunu derinleştirse de, aslında Camus’nün Absürd (Saçma) felsefesinin özüdür. Çözüm, bu anlamsızlığı kabul edip hayata karşı isyan etmektir. Kitabın sonunda Meursault’nun idam edilmeden hemen önce dünyanın o "tatlı kayıtsızlığına" kendini açması ve mutlu olduğunu fark etmesi modern insana şunu söyler: Gerçek özgürlük, sistemin dayattığı maskeleri fırlatıp atarak yaşamın saçmalığını kucaklamak ve her şeye rağmen dürüstçe yaşayabilmektir. Camus bize hazır bir reçete sunmaz, bizi özgürleştirecek olan o sarsıcı teşhisi koyar. PARADOKS SEANSI: FİKİR ÇARPIŞMASI ​ Vaka: Meursault’nun işlediği cinayet tamamen kaçınılmaz bir doğa olayının (güneşin ve sıcağın) getirdiği anlık bir cinnet halidir; dolayısıyla Meursault bir katil değil, trajik bir kurbandır. ​1. Savunma Hattı: Çoğunluğun aksine, bu iddiayı destekleyen en güçlü kanıt kitaptaki hangi olay veya cümledir? ​Kitaptan Kanıt: Romanın mahkeme sahnesinde Meursault'nun
1000Kitap
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma
8/10
·419 syf.··
2026 96. kitabı
Kings of Mafia adlı serinin 8.ci kitabı bu yazarı çok seneler önce Sinners serisi ile tanımıştım şahane değildir orta ve iyi arası değişiyor kitapları . Bu kitap iyilerden çıktı aslında puan daha bile yüksek olabilirdi ama imkansız bir durumu yazmış o biraz bozmuş . Nina mafya ailesinin kızı ve prenses denenlerden değil tam anlamıyla kurban edilmiş durumda . Kız 18 yaşındayken babası kızı Bulgar mafyasından birine sunuyor anne karşı çıkınca adam karısını kızın gözleri önünde döverek öldürüyor . Ve kızı o gece söz verdiği kişiye veriyor hata olmasın anlaşmalı evlilik değil olay tecavüz ve taciz . Ve kız 9 sene boyunca belli aralıklarla bu adam tarafından tecavüze uğruyor . Babası o kadar tiksinç bir adam ki kızını çıkar evliliği için bile kullanmıyor . Kız bu sırada düşükler yapıyor rezil bir hayat yaşıyor bir kızı oluyor 4 yaşında ki onu çok sevdim . Babası ayrıca kızını belli işe yarar erkekleri tuzağa düşürmek için kullanıyor kız çokta güzel . Onun sayesinde adamları yakalayıp işkence ediyorlar kız bu sırada onlara bakıyor işkence sona erene kadar ölmesinler diye . Georgi 35 yaşında Torrisi ailesinin başı ve Cosa Nostra'nın bir Capo'su aslanlar gibi yakışıklı bir arkadaşımız :D Bulgar mafyası ile anlaşma için oraya geldiklerinde Nina bunun kaçırılmasını sağlıyor ve olaylar başlıyor . Kızın babası Bulgar mafyası ile olan işleri öğrenmek istiyor işkence ediliyor ve kız adama bakıyor . Bu işler dört gün sürüyor kız ile adam arasında bir yakınlık oluyor bu sırada kıza adamın önünde hayat boyu tecavüz eden adam tekrar tecavüz ediyor . Kız bayılıyor adam çıkıyor Georgi tanık olduğu şeyden kafayı yiyor resmen . Kız kendine gelince sonunda cinnet geçirip Georgi 'yi serbest bırakıyor bunlar evde büyük olay yaratıyor adamın ailesi kurtarmaya geliyor . Georgi yanına Nina ve
Possessive EnemyMichelle Heard · Independently Published · 20268 okunma
Reklam
Reklam