İyi Bir Yönetişime Sahip Olmak
6/10
·592 syf.·
2026 21. kitabı
Kitabı irdelemeden önce yazarı hakkında biraz bilgi vermek daha doğru olacaktır diye düşünüyorum. Ray Dalio, orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak büyümüş bir insan. Amerika başta olmak üzere Avrupa ve Asya’daki ekonomik durumu iyi tahlil edip, krizlerle başa çıkıp kendi kurmuş olduğu Bridgewater Associates firmasını Fortune dergisinin değerlendirmesine göre ABD’deki en önemli beşinci özel şirkete dönüştürmüş biri. Time’a göre dünyanın en etkili isimler listesinde, Forbes’e göre en zengin ilk yüzde. CIO dergisine göre ise yatırımın Steve Jobs’ı olarak anılmakta. Tabi bu kadar başarılı bir kariyerin iş ve hayatında uyguladığı ilkeler de başarılıdır diye düşünerekten kitabı okudum. “Çok para haramsız, çok laf yalansız” olmaz sözünü aklımın sürekli bir köşesinde tutarak okuduğum için ciddi eleştirilerim de mevcut ancak bu eleştiriler kitaba yönelik değil. Yazarın ve çevresindeki isimlerin araştırılarak okunmasını tavsiye ederim bu noktada. Açıkçası birkaç isim gördükten sonra bu kariyerin normal bir yükseliş olmadığı yönünde kanaat geliştirdim. Tabi bu durum için yorumu size bırakıyorum. Diğer kişisel gelişim kitaplarında yapmış olduğum bizim ülkemizde 100% uygulanamaz yorumunu bu kitap için de yapıyorum fakat bu demek değildir ki kitap fuzuli bilgiler ile dolu. Amacınız benim gibi bir cümle olsa dahi öğrenmek ise kitabı tavsiye ederim. Özellikle aşağıdaki gruplardan birinde yer alıyorsanız, kitaptan edindiğiniz bilgileri pratik edebilirsiniz: 1. Şirket yönetenler, ekip liderleri, proje/program/portföy yöneticileri 2. Finans, ekonomi alanında çalışanlar 3. Girişimciler 4. İnsan kaynakları Kitabı genel hatları ile yorumlayacak olursam, yazar kendince farklı açılardan değerlendirdiği konular benim için tekrar niteliğindeydi. Bu tekrara düşme sıklığı
Kişisel Gelişim
İlkeler: Hayat-İşRay Dalio · Pegasus Yayınları · 2021107 okunma
Çürümenin Sessiz İronisi
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 23:39
Bi kitabın daha sonuna geldik ve şunu söyleyebilirim: bu kitap insanı karartmıyor, insanın zaten karanlık olan yerlerini açıyor. Cio mutlu etmeye çalışmıyor, umut vermiyor, teselli dağıtmıyor. Sanki karşına oturmuş, uykusuz bir gecede “gel, içindekileri saklama” diyor. Cioran’ın karanlığı bağıran bir isyan değil. Daha çok yorulmuş bir zihin hâli. Hayattan, insandan, kendinden bıkmış ama hâlâ düşünen birinin sesi. En çok da kendine acımasız. İnancı, umudu, anlamı didikliyor çünkü ona göre insan en çok yalanlarla ayakta duruyor. Aslında o Allah’ı basitçe inkâr eden biri değil. Daha çok, kavga eden, O’na kızan, O’nu sorgulayan biri. İnançsızlıktan çok, kırgınlık var. yok saymıyor; tam tersine, sürekli O’nunla uğraşıyor. Belki de bu yüzden yazdıkları bu kadar acıtıyor. kitabı bitirdikten sonra aklımdan çıkmayan tek şey şu oldu: Cioran’ın sonunda hafızasını kaybederek ölmesi. Bunca düşünceyle, bunca sorguyla yaşayan bir zihnin, en sonunda her şeyi unutması… Sanki hayat ona son bir ironi yapmış. Anlamı bu kadar didikleyen birinin, hiçbir şeyi hatırlamadan gitmesi. Belki de bu, onun en sessiz cümlesiydi; söylenmemiş ama her şeyden daha ağır.
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Reklam
Çürümek de Varoluşsaldır!
8/10
Cioran demek bulantı demektir, var olmak demektir, sancılarla, metafizik kaygılarla, içsel çalkantılarla ve nihayetinde uykusuzlukla geçen karanlık bir ömür demektir. Roquentin’in bulantısı, Cioran’da kendini uykusuzluk olarak gösterir. İnsan varoluşunun ağırlığını, yaşamın absürtlüğünü alaycı ve keskin bir üslupla dile getirir Cio. Dünyaya en büyük zararı verenlerin kötüler değil, saf insanlar olduğunu dile getirir. Zira “halkları oportünistler kurtarmış, kahramanlar perişan etmişler” derken de bundan bahseder. Belki de en büyük kötülük, bilincinde olmadan yaptığımız iyiliklerdir. En büyük günah, cehalettir belki. Her şey bilinçle değer taşır zira… Varoluşsal sancıların sebebi de bilinç değil midir? Bütün içsel çatışmaların sebebi, yaşama ve insana dair tiksintinin, ve dahi Cio’nun uykusuzluğunun sebebi de bilinç değil midir? Yaşamı bilinçle anlamlandırmaya çalışırken, yine hayatı anlamsız bulmamızın sebebi de yine bilinç değil midir? Bulantılar bilinçten doğar, acılar bilinçten… Her ne yapıyorsak bilinçle yapılmalıdır. İyilik de şayet bilinçle yapılmazsa, ortaya çıkan şey, kötüden daha kötü olan bir iyilik olur. Kitapta bir benzetme geçer ki, doğruluğuna hayran olduğum: Toplumu, gardiyanı olmayan bir hapishaneye benzetir Cio. Öyle değil midir gerçekten de? İnsan irade sahibi, özgür bir varlıktır; fakat kendi kendisini prangalara vurur, kendi kendisini kendi koyduğu toplumsal kabullerle hapseder. Toplum için “iyi insan” toplumsal kabullere uyan insandır, bu toplumsal kabuller baştan aşağı yanlış olsa bile! Toplum için “kötü insan” toplumsal kabullere uymayan insandır, uymadığı kurallar doğru olsa bile! Yani kendi özgürlüğü önündeki en büyük engel, yine kendisidir insanın. Zincirlerinden kurtulmak kendi elindedir insanın, zira gardiyanı yoktur bu hapishanenin. Fakat
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Şeytanın Avukatı Cioran
Puan vermedi·96 syf.·
2023 50. kitabı
Okurken Cioran gözümde istisnasız her şeye ama her şeye itiraz eden, hiçbir otorite tanımayan, ailesi herkesin ailesinden biraz farklı olan sınıfın o haylaz ama şeytan tüylü çocuğu olarak canlandı. Biz ise bu çocuğun öğretmenlere yaptığı her itiraz veya soruda ne diyor yine bu triplerine giren ve sonradan kafasında bir iki şimşek çakabilen, birazdan kendisine öğretilecek şeyler için sabırsızlanan, sınıfın geri kalan uslu ve uyumlu çocuklarıyız. Ve tabiki de bu fırlama çocuk her söylediğinde haklı değil, bazen çok anlamsız, gereksiz hatta iticilik uyandıran şeyler de söylüyor. Uzun bir süredir uzun soluklu kitaplar okuyamıyorum bulduğum kısa aralarda şiir ve aforizma gibi kısa soluklu kitaplar okumaya çalışıyorum ve bu kitabı da bu yüzden almıştım. Fakat gördüm ki her ne kadar aforizma olsa da kolay yutulacak bir lokma değilmiş :d ve bu yüzden ara verip bir süre ertelemek zorunda kaldım. Kitaba gelecek olursak kitabın ismi burukluk değil de umursamazlık, tiye almak falan olsaymış daha makbul olurmuş. Kitaptaki tüm kötümserliğe, intihar güzellemelerine rağmen tüm bunlar sanki Cioran'ın gram umrunda değilmiş gibi bir hava seziliyor.Hatta bazen dalga geçip eğlendiği fikrine kapılmak bile mümkün. 'Burukluk' sınıfın geri kalanında uyandırmaya çalıştığı bir his olabilir sadece. Kitabı anlamak: edebiyat/felsefe/psikoloji duayenleri ve onların görüşleri hakkında az da olsa belli bir bilgi biriktirimini gerektiriyor. Çünkü Cioran bu eserinde aslında yeni bir şey ortaya koymaktan ziyade tartışmacı bir üslupla onların görüşlerini değerlendiriyor. Çoğuna diss atıyor, demek daha doğru olur. Şeytanın Avukatlığı... Hem toplum hem de birey olarak her konuda en fazla eksikliğini hissettiğimiz insan tiplerinden biri de şeytanın avukatlarıdır... Toz pembe bir dünya çiziliyor,
1000Kitap
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma
9/10
·328 syf.··
2022 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2022 13:03
Merhaba Dostlar Delilah'ın Üç Rengi yorumu ile geldim bu kez. Kitap kalemine aşina ve hayran olduğum yazardan olunca gelir gelmez okumam da sürpriz olmadı benim için. Özlediğim anlatım, farklı bir tarzda vücut bulunca üzerimde Lacivert Serisi ile aynı etkiyi oluşturur mu? diye başta tereddüt etsem de boş yere kendimi strese sokmuşum. Yazar fantastikten farklı türü de gayet başarılı bir şekilde kaleme alıyormuş. Banimle aynı endişeyi taşıyanlara duyrulur buradan. Hiç çekinmeyin. Delilah Hazel, yarı Türk yarı Amerika'lı kızımız. Anne ve babasını kaybettikten sonra geriye bir tek üvey ablası kalmış hayatında. Öyle güçlü bir kadın karakter ki, beni kendisine hayran bıraktı. Birilerinin referansıyla değil de alın teri ve hırsıyla gerçekleştirmiş en büyük hayalini. Tam bir iş kolik. Bilgisayarına öyle bağlı ki hiç kapatmadığı için alet arızalanıyor falan. Bir gece vakti (normal birinin yatıp uyuduğu saatler) kızımıza çalıştığı şirketin hesabından eposta geliyor. Acil kan arandığına dair mesaj içeren iletiyi kızımız okuduğunda aranan kanın kendisine ait grupta olduğunu görüyor. İnsani görevimi yerine getireyim diye apar topar cevap verip gittiği hastahanede onu hayatının sürprizi bekliyor. Bir gün karşısına büyük başarılar ve gururla çıkmayı hayal ettiği, vaktinden önce tanınmamak için köşe bucak kaçtığı, hayatının yegane idolu, aynı zamanda da çalıştığı şirketin başarılı ve olağanüstü yakışıklı CİO'su Anthony'i karşısında buluyor. Tabii bu karşılaşma sonrasında birçok kez yolları kesişiyor ve kader bu ikiliyi bir araya getiriyor. Lakin aralarında gelİşmekte olan duygulara pranga vuran biri var. O gece kızımızın kan verdiği kişi Anthony'in sevgilisi. Sanırım az önceki cümlemin öznesini anladınız. Farklı gelişmeler yaşanıp günler geçerken bazı kişilerin cephesinde
Edebiyat
Delilah'ın Üç RengiT. Y. Mazer · Artemis Yayınları · 2022288 okunma
Güç Mevsimi
8/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2021 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2021 13:28
Herkese merhaba. Güç Mevsimi yorumuyla karşınızdayım. 😍 Hemen hemen bir çok profilde karşıma çıkan, övgüyle bahsedilen bir kitapta Güç Mevsimi.🙂 Güzel bir grupla birlikte okuma fırsatını yakaladığım için mutluyum. 🙂 Emma, 24 yaşında müzİk alanında yetenekli, kültürlü ve mükemmel bir eğitime sahip genç kızımız. 🙂 Büyüleyici güzelliğini hesaba katmadan önce saydığın nitelikler bile baş döndürmeye yetiyor değil mi? 😅 Kızımızın dedesi,  paranın su gibi aktığı dünyaca ünlü petrol şirketlerine sahip, dev  bir patrondur.Tek varisi de canından çok sevdiği, gurur duyduğu torunu Emma'dır. Torununun vakti geldiğinde tüm bir donanımla yönetimi ele alabilmesi için işleyiş ve idare hakkında tecrübe edinip eğitilmesine karar verir. Bu konuda şirketinin başarılı ve yakışıklı Cıo'su Daniel'den yardım ister. Çiftimiz bu sayede bir araya gelir ve aralarında engel olunamaz bir çekim başlar. Sonrası olaylar... olaylar... 🙂 Kitabımız yazar bakış açısıyla kaleme alınmış. En sevdiğim anlatım türü olduğu için bu beni mutlu etti.🙂 Sayfa sayısının 300 olması da bir artı elbette. Normal hızla okuyan birinin bir, bilemediniz iki günde zorlanmadan bitireceği bir kitaptı. 🙂 yazarın dili oldukça akıcıydı. Anlatımı güçlendirdiğini düşündüğüm ve kitapta en çok hoşuma giden detay ise  özellikle bölüm başlarında bulunan ünlü düşünürlerin sözlerinin yer verilmesiydi. Sözler bölüm içindeki olay akışıyla öyle uyumluydu ki anlatımı güçlendirmişti. Bazı kitaplardan yapılan alıntılamalar da bir o kadar güzeldi. 🙂 Yazarın geniş bir altyapıya sahip olduğunu, ne tür kitaplar okuduğunu da bu sayede anlıyoruz.🙂 Betimlemenin kölesi olarak daha fazla betimleme mi olsaydı diye düşündüğüm oldu ama devam kitapları olduğu aklıma geldiğinde yazarın bunu garekli bulmaması normal geldi. 🙂 Güçlü, eğitimli,mevki sahibi
Edebiyat
Güç MevsimiA. Yasemin Eren · A7 Kitap · 2019396 okunma
Reklam