Venus

Venus
@citlembiginguncesi
Öğrenci
Üniversite
İstanbul
66 okur puanı
Eylül 2015 tarihinde katıldı
7/10
·296 syf.··
2020 1. kitabı
Hemingway’den okuduğum ilk kitap olması sebebiyle tarzı hakkında uzun uzun yorum yapamayacağım. Zaten dünya edebiyatındaki konumu da değiştirilemez bir yerde, alanının en iyilerinden. Ama kendisini av tüfeğiyle vurmuş bir adamdan ne beklenebilirse onlar var kitapta. Şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki şavaş çok kötüdür demeden savaşın ne kadar kötü olduğunu, aynı safta olduğun silah arkadaşlarına bile güvenilemeyecek kadar şüphe dolu ve dehşet uyandırıcı anlar olduğunu en güzel şekilde anlatıyor. Kitabın bir kısmında tenente askerleriyle geri çekilirken Almanlardan ziyade İtalyanlardan korkmaları bunların en net göstergelerindendi ya da kitabın başlarında koleranın ucuz atlatıldığından ve yalnızca yedi bin(!) askerin öldüğünden bahsedildiği bölüm. Bunda yazarın kendisinin savaşı bizzat yaşamış olması ve kitabın hayatından derin izler taşıması da oldukça etkili olmuştur tabi ki. Aynı zamanda savaş üzerinden dünya siyaseti ile ilgili de güzel eleştirileri var, hatta ben okurken yıllar geçti ama görüyorum ki değişen bir şey yok diye düşündüm. Kitapta savaşın yanı sıra bir de büyük bir aşk hikayesi anlatılıyor. Çok farklı şekillerde yorumlanabilecek bu hikayeyi ben biraz anormal buldum. Özellikle Bayan Berkley’in aşkı oldukça hastalıklı bir aşk. Bunun da savaş ortamından kaynaklandığını düşünüyorum, beraber büyüdüğü, evlenmek üzere olduğu adamı ve adamla beraber her şeyini kaybetmiş bir kadının sığınacak liman bulduğunda karşısındakinde yok olmak istemesi gibi. Hastalıklı diyorum çünkü kendi varlığını hiçe sayıp Tenente Henryde kaybolmak istiyor, kitabı okuduysanız çok kez tekrarlanan bu durum eminim sizin de ilginizi çekmiştir. ‘Ben diye biri yok. Senim ben. Ayrı bir ben çıkarma ortaya.’ sitemi bu ifadelerden yalnızca bir tanesi. Bu bağlılığın ‘bir olmanın’ kendini
Edebiyat
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·256 syf.··
2017 5. kitabı
İnanılmaz bir kitap. Gerçekten yetişkin bir aklın almasının imkansız olduğu bu olayları 6 yaşında bir çocuğun gözünden dinlemek çok başka. 6 yaşında tanıştığı savaşın onu 12 yaşına kadar bambaşka bir insan haline getirdiğini kitapta rahatlıkla görebiliyorsunuz. Olayların küçük bir çocuğun gözünden anlatılması da savaşla ilgili bütün kavramların rahatlıkla anlaşılmasını sağlarken bir yandan da çocuğun masumiyetini göz önüne sermiş. Su gibi akıp giden bir kitap. Yazarın üslubu, tasvirleri çok başarılı. Ama konu korkunç. Kitabın içindeki olaylar, savaş akıl almaz derecede korkunç. İşkenceler, tecavüzler, en sıradan işmiş gibi ardı ardına öldürülen insanlar... Jerzy Kosinski savaşın ne olduğunu acı bir dille göstermiş. Boyalı Kuş bildiğim uzun zamandır okumak istediğim bir kitap değildi. Beyoğlu'nda bir sahafta öylesine sohbet ederken öğrendiğim muhakkak okumalısın diye elime verilen bir kitaptı. İyi ki büyük sözü dinleyip alıp okumuşum bu kitabı. Bir çok dile çevrilmiş çok övülmüş bir kitapmış ve bunu sonuna kadar hakettiğini söyleyebilirim. Okumadan önce yazarı biraz tanıyayım diye bakınırken yazarın kendisinin de buna benzer şeyler yaşadığını, kitaba kendinden bir şeyler kattığını okumuştum. Bu güzel tasvirlerin ve açıklayıcı anlatımın altında yatan biraz da bu sanırım. Yalnız anlayamadığım bir şey var o da kitabın Polonya'da neden yasaklandığı. Çünkü kitapta Polonya'yı buna itecek hiçbir şey yok bence hatta aksine destekleyeceklerini düşündüğüm bir kitaptı.
Boyalı KuşJerzy Kosinski · E Yayınları · 20185,6bin okunma
9/10
·133 syf.··
Beğendi
·
2017 2. kitabı
Romeo ve Juliet'i okuyanlar bilir diyeceğim ama okumayanlar da muhakkak duymuşlardır iki düşman ailenin çocukları olduklarını. Yani aslında konu çok klasik. Doğuda batıda kuzeyde güneyde her yerde karşımıza çıkabilecek bir aşk hikayesi. Peki ya onu bu kadar eşsiz kılan ne diye düşünmek lazım bu noktada. "Romeo ve Juliet'i 'Romeo ve Juliet' yapan ne?" İşte bu eserin eşsizliğini sağlayan şey öyküsü değil de yazarında gizli bence. Yani W. Shakespeare'in dilinde, üslubunda ve biçiminde saklı. Kendisi bir tiyatral bir eser olan bu kitabın sahne için uygun olduğu kadar normal okunmak için de gayet güzel ve anlaşılır olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bazı tiyatral eserlerin yazı dilinde anlaşılması biraz zordur ya da anlaşılır olsa bile biraz sıkıcı gelebilir çünkü romanda bizi hikayeye bağlayan bir çok unsur burada mevcut değil. Ama Shakespeare şiirleri kıslandıran diliyle bunun da ustalıkla üstesinden gelmiş. Replikleri o kadar güzel ki kitabı elimden bırakamadım desem yeridir. Velhasıl okunması gereken bir başyapıt bu. Size şahsi tavsiyem eğer daha önce filmini ve oyununu izlemediyseniz, kitabı okuduktan sonra izlemeniz. Eğer izlediyseniz yine de kitabını okuyun ya çok güzel.
Sinema
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,8bin okunma
9/10
·77 syf.··
Beğendi
·
2017 4. kitabı
Hiçliğe mahkum edilmiş bir adam; zaman kavramını yitirip boşlukta asılı kalmış günler, aylar... Yılgınlık. Ve bu yılgınlığın içinde şans eseri bulunan bir satranç kitabı. Bu kitap Dr.B.nin tek uğraşı, aylarca boşlukta kalıp bozulmaya başlayan akıl sağlığını korumasını sağlayan şey. Ya da daha çok bozulmasını mı demeliyim? Stefan Zweig psikolojik baskıya maruz kalmış insanın iç dünyasını nazilerin baskıcı eylemleriyle betimleyerek anlatıyor. 71 sayfaya ne sığdırılabilir diye düşünmeyin sakın. Kitabın içinde her şey olması gerektiği kadar var zoraki uzatmalara laf cambazlıklarına gerek duyulmamış yalın bir kitap. Yani içeriği kadar üslubu da başarılı olan bu hikayeyi herkese tavsiye ediyorum. Unutmadan eklemeliyim ki yazarın intihar etmeden önceki son eseri, belki bu gözle okunursa bu etkileyici kitap daha da anlamlı bir hale gelebilir. İyi okumalar
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,5bin okunma
9/10
·48 syf.··
2016 9. kitabı
Bir çocuk 19 yaşında bir şiir yazar, bu şiire bakınca anlarsınız ki çocuk dediğimiz şairin ruhu sayısız 19lar devirmiş ki bu şiir yazılmış. Çok söze ne hacet, Monna Rosa zaten tek başına Sezai Karakoç'un ne kadar büyük bir şair olduğunun kanıtıdır. ''Ki ben, Monna Rosa, bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında.''
Şiir
Şiirler I - Monna RosaSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202011,4bin okunma