Herkese selam!
Günler sonra elimde artık can çekiştiğini hissettiğim bu kitabı bitirdim. Bunun sebebi kitabımızın slow burn ilerlemesi. Yazar keşke ilk 150 sayfayı hiç yazmasaymış. O kadar sıkıldım ki "Hadi artık konuya gir, bir olay olsun." diye söylenerek okudum resmen. Ayrıca yazarın kalemi ile tanıştığım ilk kitaptı bu. Kitabın içerisine de tam olarak giremediğimden sevmedim kalemini. Sonu şaşırtıcı ve ters köşe olduğu için, bölümlerin kısa olması ve okumanın kolaylığından dolayı 6 puan veriyorum. Türüne gelecek olursakta bence gerilim çok azdı. Bu türde gerçekten gerilimi ve gizemi hissettiren daha güzel romanlar var. Tatmin etmedi diyebilirim. Siz şans vermek isterseniz okuyabilirsiniz.
Erika Foster serisinin şimdilik son durağı olan Ölümcül Tanık da bitti.
Kitabı okurken bir ara durup düşündüm; serinin ilk kitabı Buzdaki Kız‘ı 2017 yılında okumuşum. Dile kolay, yıllardır Erika’nın peşinden gidiyorum
Bu kez Erika’nın karşısına Vicky Clarke cinayeti çıkıyor. İlk bakışta sıradan görünen dosya, araştırma derinleştikçe çok daha karmaşık ve karanlık bir hale bürünüyor. Robert Bryndza yine merakı diri tutmayı başarıyor; her ipucunda fikriniz değişiyor, her yeni bilgiyle taşlar yeniden dağılıyor.
Erika’yı yıllardır sevmemin nedeni sadece çözdüğü vakalar değil. Güçlü duruşuna rağmen kırılgan yanlarını da görebildiğimiz, zaman zaman öfkelenip hata yapabilen gerçek bir karakter hissi vermesi. Belki de bu yüzden aradan geçen bunca yıldan sonra bile yeni bir Erika Foster kitabı çıktığında heyecanlanıyorum.
Bu kitapla vedalaşmıyoruz aslında. Bildiğim kadarıyla serinin dilimize çevrilmemiş iki kitabı daha var ve onları da büyük bir sabırsızlıkla bekliyorum. Umarım çok fazla bekletmezler. Çünkü 2017’den beri hayatımda olan Erika’nın hikayesini bırakmaya henüz hiç niyetim yok.
Ölümcül TanıkRobert Bryndza · Yabancı Yayınları · 031 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İlk 200 sayfa boyunca bu kitapla aramızdaki mesafenin asla kapanmayacağını düşündüm. Sonra Roddy Doyle öyle bir şey yaptı ki, kitabı elimden bıraktığımda geriye kırık bir kalp ve unutamayacağım karakterler kaldı.
Roddy Doyle, on yaşındaki Paddy’nin gözünden 1960’ların Dublin’ini anlatıyor. Mahalle oyunları, okul maceraları, kardeş kavgaları ve çocuk aklının bitmek bilmeyen enerjisiyle başlayan hikâye, sayfalar ilerledikçe çok daha derin ve sarsıcı bir yere evriliyor. Kitap birçok noktada bana Pal Sokağı Çocukları’nı hatırlattı, üstelik o kitaba çok da düşkün biri değilim.
Ama yazar yalnızca çocukluk maceralarını anlatmıyor. Arka planda, aile içi şiddetin bir çocuğun dünyasında açtığı yaraları, kardeşler üzerindeki etkilerini ve bir evin sessizce dağılmasını büyük bir incelikle işliyor. Özellikle iki kardeş arasındaki bağın zamanla dönüşmesi, zayıflaması ve kopmaya başlaması kalbimi paramparça etti.
Şimdi dönüp baktığımda bu kitabı en çok bıraktığı hüzünle hatırlıyorum.
Arthur abiyi severim ama ben okurken zorlandım. Öykü sürekli aynı şekilde ilerledikçe sıkıldım. Sonu da beni çok çekmedi. Serinin ilk kitabı olduğu içinde böyle hissettirmiş olabilir.
Rama’yla BuluşmaArthur C. Clarke · İthaki Yayınları · 2025355 okunma
Bir bilim kurgu hayranı olarak en iyi 3 bilim kurgucudan biri geçen Arthur C. Clarke kitabını alırken heyecanlanmıştım aslında. Aslında hikayenin başlangıcı, bilinmeyen bir cisimle ilgili yürütülen tahminler, deneyler, cismin içerisinde bulunan şeyler derken sarmıştı da bayağı. Fakat maalesef kitabın sonunda hiç bir yere bağlanmaması Rama'nın bir anlama kavuşmaması bende kitabın sonuyla ilgili yarım kalmışlık ve acelecilik hislerini uyandırdı. Çok iyi bir şey olabilecekken yarım kalan bir hikaye olarak görüyorum yinede tadını almaya değdi diyebilirim.
Spoiler
Arkadaşlar kitapta mantık hatası mı var çeviri kaynaklı mı bilmiyorum ama kitabın başlarında tüm kızlar villadayken içimizden biri birimizi öldürecek tarzında bi cümle vardı. Ama kitabın sonunda içlerinde olmayan sonradan gelen biri ölüyor. Kitap güzel, anlatım akıcı ama bu bi ters köşe değil kendimi kandırılmış hissettim