Bir gecede nasıl bir yıldırım isabet etmiş, nasıl her şeyi yakmış, arkadaki kalıntı nasıl hiç eşelenmemiş, bir şey bulmaya neden hiç uğraşılmamıştı? Tek hareket, tek ayrılış nasıl bu kadar ebedî olabiliyordu? Ezelden hiç mi bir şey yoktu? Bu kadar izsiz ve uçucu, hemen baş çevrilecek ve kalanla idare edilecek kadar olmak o kadar ağırına gidiyordu ki, hiç iyileşmeyecek, bir daha hiç iyi düşünmeyecek ve iyi bir şey olmayacaktı sanki.
El-Cebbâr: Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan.
Allahu Teâlâ Câbir'dir, Cebbâr'dır, kırılanları onarır, eksikleri tamamlar, her türlü perişanlıkları düzeltir, yoluna kor. Bu manadan olmak üzere Hz. Ali'nin(ra.) münacatında: Ey her kırığı kaynaştırıp birleştiren ve her zorluğu kolaylaştıran manasında "Yâ Câbire külli kesîr ve yâ müsehhile külli 'asîr " kelimatı gelmiştir.