Rafiye CAN

Rafiye CAN
ben derinlerde bir yerlerde, sevdiğine mektuplar yazan, plak almak isteyen, birbirinin heybesini yarı yarıya bölüşen, kitapların arasına çiçek koyan birilerinin var olduğuna inanıyorum
İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişim- Atatürk Üniversitesi Sosyal Hizmetler
233 okur puanı
Kasım 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·80 syf.··
2022 12. kitabı
''Belki de insan.. En büyük utancı... Kendine en yakın hissettiklerine karşı duyar." Ah Zweig müthişsin! Bir insanın dakikalar içerisinde değişen duygu durumunu, iç dünyasını ve en önemlisi korkunca neler düşünüp düşünemeyeceğini o kadar güzel betimlemiş ki psikoloji dalına örnek verilebilir eserlerden olmuş bu kitap. Kitaptan çok güzel bir bakış açısı edindim bu arada; "Bugün suçsuz biri hüküm giydi.. Devamını sorduklarındaysa, bir adamın üç yıl önce yapmış olduğu bir hırsızlıktan ötürü cezalandırıldığını söylemişti; bunun haksız olduğu kanaatindeydi, çünkü üstünden üç yıl geçtikten sonra o artık aynı insan değil, suç onun suçu değildi. Başka bir insan cezalandırılmıştı, üstelik iki misli, çünkü bu üç yıl boyunca zaten sürekli suçunun ortaya çıkartılacağının tedirginliğiyle kendi korkularının zindanında yaşamıştı..'' Mükemmel bir bakış açısı değil mi ? Gerçekten 3 yıl önceki halimizle şu an ki biz bir miyiz ? Asla değiliz! Olmamız mümkün değil, bu yüzden insanları geçmişe dönük hatalarıyla yargılamayı, suçlamayı bu hataları sürekli yüzüne vurmayı bir kenara bırakmalı.. Bazen bırakın 3 yılı 24 saat önce yaşadıgımız bir olaydan ötürü bile bambaşka biri oluyoruz.. Stefan Zweig sayesinde bir pencere daha edinmiş oldum hayatıma, Keyifli okumalar.
Edebiyat
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·71 syf.··
2022 2. kitabı
·
Yine bir Stefan Zweig.. Öncelikle yazarı çok sevmemin en büyük nedeni, kadınları çok iyi tanıyor olması ve bir kadının aşkını bu kadar iyi betimleyebilmesi.. Kitabı çok sevdim her ne kadar sonu yine hüzünlü bitse de.. Kısa ve öz söylemeliyim ki yine verdiği sözleri ettiği yeminleri saatler içerisinde unutan, kendisine yapılan fedakarlıkları düşünüp tartmayan, üstelik kendisine hatırlatıldığında ise kadını aşağılayıp suçlayan bir adam ve bu adama hayatını adayabilecek bir kadını anlatıyor... Şaşırdık mı ? Tabii ki hayır.. Sanırım herkes güzel sevilmeyi hak etmiyor, ya da kitaptaki kadının yaptığı gibi herkes her şeyi bir anda silmeye değmiyor.. Kalbimi bıraktığım bir alıntı bırakıyorum , keyifli okumalar. "Uğruna tüm hayatımı elimin tersiyle itmeye hazır olduğum bu adam için bir karınca kadar değerim yoktu."
Edebiyat
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,8bin okunma
Okumayan kalmamıştır ama Spoiler içerir :)
Puan vermedi·184 syf.··
2021 6. kitabı
Kitabın konusunu ''günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü'' diye özetlemiş yazarımız.. Bence tam tersi, sürekli acı görüp, günün birinde sevgiyi keşfeden çocuk olmalıydı. Ah Zeze, o kadar harika bir çocuksun ki. Küçük bir çocuğun sürekli ailesi tarafından yaptığı her yaramazlıkta dayak yemesi, ailesinden sevgi göremediği için dostluğu önce bir şeker portakalı fidanına yansıtması, onunla sohbet etmesi hayallerini anlatması ve yaşatması.. O kadar üzüldüm ki, kitabı okurken keşke yanında olabilseydim keşke elini tutabilseydim keşke seninle birlikte ağlayabilseydim dedim her satırında.. Sonrasında babasından görmek istediği sevgiyi Portuga'dan görmesi, her defasında keşke benim babam sen olsaydın diye belirtmesi, babasıyla yapmak istediği her şeyi Portuga ile yapmaya başlaması.. En önemlisi Zeze çok fakir bir ailede yaşıyor ve yiyecek oyuncak sıkıntısı yaşıyor olmasına rağmen Portuga'nın kendisine bunları sağlamasına değil kendisiyle sohbet etmesine , saatlerce konuşmasına, balık tutmasına ve kendisini dinlemesine bayılıyor.. ''Portuga!'' ''Hımm...'' ''Hep senin yanında olmak isterdim, biliyor musun?'' ''Neden?'' ''Çünkü dünyanın en iyi insanısın. Senin yanındayken beni kimse azarlamıyor ve günışığının yüreğimi mutlulukla doldurduğunu hissediyorum.'' “Daha çok anlat” dedim. “Hoşuna gidiyor mu?” “Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.” En sonunda Portuga'nın hayata veda etmesi, Zeze'nin kalbinin en büyük parçasına veda bile edememesi.. ''Onu aklımdan çıkaramıyordum, acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyorum. Acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi, ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir
Edebiyat
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2022 6. kitabı
Yine bir Stefan Zweig mükemmelliği! Kitabımız 12-13 sayfadan oluşan ve ''Sana, beni hiç tanımamış olan sana..” cümlesiyle başlayan bir mektuptan bahsediyor. 13 yaşındaki bir kızın 25 yaşındaki bir adama önce hayranlığı aşka dönüşüp sonrasında tutkuya dönüşmesini konu alan bir kitap. Düşünsenize, 13 yaşındasınız ve birine hayatınızı adıyorsunuz, etrafından ayrılmıyorsunuz, sırf ondan ayrılmamak için ailenizi terk ediyorsunuz peki sonuç ? Tam bir hayal kırıklığı.. 2 kez hayatına girmesine rağmen evine odasına aldığı bir kadını tanımayan bir adam var bir de elimizde.. Kadın adamı hayatının merkezine koyuyor adam ise onu tanımıyor. Hep böyle değil mi zaten ? Hep değmeyecek insanlar çok sevilmez mi ? Hep onlar el üstünde tutulur.. Gerçek sevenler, sevilmeye layık olanlar ise mektubu yazan kızın hayatına benzer şeyler yaşar, hep hayal kırıklığı ve yarım bırakılmışlık.. Böyle bir adamdan doğan bir çocuğun var olması, adamın bundan asla haberinin olmaması ve en sonundan kadının mektubu gönderip intihar edip hayatına son vermesi... Bittikten sonra birden fazla duyguyu birlikte hissedeceğiniz bir kitap ve bence Stefan Zweig bir kadının dilinden bir aşkı bu kadar güzel anlatabildiği için harika bir yazar.. '' Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen..." Keyifli okumalar.
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,3bin okunma
Puan vermedi·163 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Normalde popüler olan şeylerden kendimi hep geri çekerim. Fakat Kürk Mantolu Madonna için daha fazla dayanamadım, ve okudum. Sabahattin Ali'yi bu kitapla tanıdım ve kitaptan ziyade, böyle bir yazarı ve dilini tanıdığım için çok mutluyum. O yüzden Kürk Mantolu Madonna'nın benim için yeri hep ayrı olacak... Gelelim kitabımıza... Raif Efendi okumaya başladığım ilk anda üzüldüğüm, yer yer kendimi bulduğum bir karakter. Ailesi, yaşadığı ev ve iş yeri çok kalabalık olmasına rağmen kimseyi kendine yakın görememesi, herkesten kendini soyutlamış olması, kimsenin onu anlamaması ve yıllarca sadece bir deftere tutunup yaşamış olması... İnsan anlaşıldığı yerde çiçek açarmış sözü Raif Efendi için yazılmış olabilir çünkü Raif Efendi, Maria Puder ile birlikteyken hayat dolu biriyken memleketine döndükten sonrasını kapalı cam bir fanusta yaşamış sanki.. Spoiler vermek istemiyorum, aksi durumda buraya Maria Puder ve Raif Efendinin muhteşeme aşkını sabaha kadar yazabilirim. Okunması gereken harika bir kitap olduğunu belirtmek isterim ve bir aşk daha güzel nasıl ifade edilebilir ki diyebileceğimiz bir alıntı bırakıyorum; ''Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.'' Keyifli okumalar.
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma