"İstersen hemen geri dönmek için rapor verebilirim ama 4 ay sonra gitmek istersen rapora gerek kalmadan yapabilrsin" demişti doktor. Kaleden hemen ayrılabilecek miydi genç teğmen.
Bu kalenin buraya yapılma amacı neydi? Bu kadar askerin burada fonksiyonu neydi? Birgün beklenen olacak Tatarlar bu uçsuz bucaksız çölden saldırıya geçecekmiydi?
"Çok fazla sırla yaşıyorsun" diyordu İskender. "Annem değil Cemile teyzemdi o" diyordu Esma. Baştan sonar sırlarla dolu bir kurgu. sonu hiç tahmin edilemeyeceğim şekilde bitiyor. bir kitabın sonu hiç tahmin edemeyeceğim şekilde bitince kendimi kandırılmış hissediyorum ama bu kandırmacaları seviyorum.
Hikayeye Amok koşucusu bir Ferdinand ile başlıyoruz. Savaştan uzak durmak için başka bir ülkeye giden bir kahraman ve O'nu özgür olduğu için seven bir eş. Yine kararsız gidiş gelişler, ne yapacağı belli olmayan bir karakter ama karşısında son derece kararlı bir eş var.
Kararsızlık, Ani gidiş-geliş ve dönüşler. Ne yapacağını asla kestiremeyeğiniz karakterler ve sonunu tahmin edemediğiniz kurgular. Gözümde Zweig'i büyük yapan en önemli unsurlar.
Kitabı okurken dikkatim dağıldı, bir türlü toparlayamadım. Kahramanları birbirine karıştırdım. İpin ucunu karıştırdım. Psikolojik durumum müsait değildi. Sıkıldım. Olay örüntüsü zihnimde dağıldı. Bitirmek için inat ettim ama olmadı, tekrar odaklanamadım. Ne bileyim yarım bıraktım işte... Tüm Camus hayranlarından özür diliyorum