"İnsan bazı şeyleri geç keşfediyor. Meğer tam Okmeydanı dolmuş durağının önünde bir kahve varmış. Zemin (yani bodrum) katta olduğu için şimdiye dek görmemişim. Oysa 13 gündür, hastaneye gelmeden, oturup mektuplarımı yazacak bir yerin ne kadar sıkıntısını çekmiştim. Bayağı bir sorun olmuştu bu benim için. Kadıköy'deki kahvede mi, Nahit'in Karaköy'deki odasında mı, yoksa Şişli'de bir pastanede mi oturmalıydım. Ama, işte, bugün, bir pınar gibi buldum o kahveyi. Kahve deyip geçme, önemlidir. Ve oturup hep aynı yerde yazmak eğilimi vardır bende. Evde ya da dairede masamın yeri değişse düzenim bozulur. Kolum kanadım kırılmış gibi olur. Bir süre gerçek havama giremem. Daha tuhafını söyleyeyim, hep aynı tuvalete gitmek isterim. Sinemada aynı koltuklar çeker beni. Neler konuşabilir insan yeni bir kişiyle. Yeni bir kişiyle dost olunabilir mi? Bu yüzden diyorum ki insan anılarıdır. Kabul edeceğim tek yeni kişi Elif Zeyno olabilir. O da yeni sayılmaz; bizim (senin, benim, Memo'nun) yeni bir biçimlenişi, yeni bir dirim kazanması belki."
Söyleyecek çok şeyim kalmadı. Sözlerime müdafaa ismi bile vermek istemem. Muhterem heyetiniz müvekkilime layık gördüğü cezayı verebilir. Yalnız şunu ilave edeceğim. Adaleti ihsanla tadil etmek insani ve lüzumlu bir harekettir, inanıyorum ki insanları sırf kuru bir adaletle muhakeme etsek hepimizi belki kapamak lazım gelecek kadar içimizde tehlikeli temayüller vardır. Adaleti, ihsanla -yani anlayışla- tadil etmek her adalet teşekkülünün şiarıdır. Büyük bir dünya şairi ihsanın bu manada en namdar hükümdara, tacından ve tahtından çok yaraşacağını söylüyor. Ve diyor ki, yeryüzünde adalete lütuf ve anlayış karıştırdıkları zaman, insanlar en çok samedaniyetin birer mümessili oluyorlar. Büyük bir Fransız kadını, "Anlamak affetmektir," demişti. Ben affediniz demiyorum. Yalnız şunu demek istiyorum ki cemiyetimizin hayırlı ve lüzumlu bir ferdi, adalet mekanizmasının gözünden kaçan, elinden kurtulan bir hırsıza, bir katile cezasını vermiştir, cemiyetimizi insan şeklinde bir kurttan halas etmiştir, isterseniz ceza verin fakat anlayın. Ve cezası bittikten sonra bu genç hayata yaşamak fırsatını verin. Cemiyete borcunu ödesin fakat canıyla değil. Onu bir gün cemiyete iade edin. İnsanlar arasında o kadar sevdiği zayıf mahlukata bakmak, bir gün hayırlı bir ana olmak ihtimalini elinden almayın.
Şurasını da kaydetmek isterim ki, garpta hayvan himayesi mefhumu doğmadan evvel, bizim cemiyetimizde hayvan hastaneleri mevcut olduğunu, halkın tabii olarak hayvanlara iyi baktığını ecnebi müşahitleri muhtelif kitaplarında yazmışlardır. Hatta bir tanesi bir köyde bir kaza eziyet eden adamın ahali tarafından linç edildiğini gördüğünü yazıyor.