Bir gün bir emanet bırakılırsa kollarınıza, onu çok sevin.Hiçbir çocuk dünyaya kendi isteğiyle gelmiyor ki, seçebilme şansı olsaydı kaç çocuk doğmayı seçerdi? Çocuğunuzu olmasını istediğiniz kişi yapmaya çalışmayın.Bir kedi siz istediniz diye kaplan olamaz.Her çocuk belli bir potansiyel ile gelir dünyaya.Evebeynlere düşen onu kendi yapamadıklarını yapması için piyon gibi kullanmak değil,yapmak istediklerini yapması için cesaretlendirmek,destek olmak. Hiçbir çocuk ebeveynlerini onurlandırmak için doğmuyor.Fırsatı olan her çocuk ailesini onurlandırır zaten,fakat kaç çocuğa veriliyor ki bu şans? Bunları düzeltmek dünyaya mutlu bir çocuk bırakabilmek bizlerin elinde... Benim çocuğum istemediğim bir şeyi yaptığında onu hakkımı helal etmemekle tehdit etmiycem hiçbir zaman.Ben çocuğumun dert ortağı olacağım ama ona dert anlatıp boyundan büyük yüklerin altında ezmiycem. Benim yapmak isteyip de yapamadığım hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsin,beni onurlandırmak zorunda değilsin. Sen bana baktığında hep arkanda duran bir anne göreceksin, varlığın hiç bir zaman yük olmayacak bana kendini yük gibi hissettirmiycem sana. Senden küçük bedeninle bana hizmet etmeni beklemiycem. İlk aşkını yaşarken de İlk hayal kırıklığını yaşarken de ailen hep yanında olacak. Dünyanın düzenini değiştiremem ama en azından çocuğumun iyi yetişmesi,mutlu yaşaması, geçmişe baktığında anımsayacağının hep güzel günler olması için çabalayacağım. Mutsuz,hayalsiz,hayalleri çalınmış çocuklar olmasın,neşeyle yaşayan çocuklar olsun ki, Hayatı,yaşamayı seven mutlu insanlar Yaşamdan zevk alan sağlıklı bireyler olsunlar...
Funda'dan...
Sevdiğin üçüncü renk nedir diye soracak, öyle çocuk kalpli biri lazım...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Fahriye Abla
(Sevdiğim çocuk bana abla dedi) Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar, Kapanırdı daha gün batmadan kapılar. Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden, Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen! Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla! Eviniz kutu gibi bir küçücük evdi, Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi; Güneşin batmasına yakın saatlerde Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede. Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede; Bahçende akasyalar açardı baharla. Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla! Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı; Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı. İçini gıcıklardı bütün erkeklerin Altın bileziklerle dolu bileklerin. Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin; Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla. Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye abla! Gönül verdin derlerdi o delikanlıya, En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya. Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın, Hâlâ dağları karlı Erzincan'da mısın?
Şiir
Siz Anlayın Blacksea
Mavi tüğlü geyiğe aşık olmadan önce, bakışlarımı kaçırmıştım çünkü o çocuk sahibi bir kadın olmasının yanında elleri ve yüzü morluklarla işkenceye maruz bırakılmış bir kadındı. Evli kelimesi bir önceki cümlede kullanılmamıştır, sebebi ise iğrenç erkek ebeveyni tarafından satılmış, sapkın bir kişiliğe muhtaç bırakılmış, insan! evli değildir ancak esirdir ve özgürlüğüne kavuştuğunda yaralarını sarana aşık olmaz minnet duyar. Senin hesaba katmayı unuttuğun bir konu var! Bu mavi tüğlü geyik ile benim aramda anlaşılması zor bir ilişki var. Şimdi başlasam anlatmaya ne okumaya senin gücün yeter nede anlatmaya benim gücüm fakat bir sonuç var , sevmek aşık olmak sandığınız kadar zor da değil kolay hiç de değil.
Hepten hiç olunur ama hiçten sonra hep olunmaz
Çevrede yılın ilk düğünü oldu ve ilk kezlerden birisinde evde kaldık. ((: Çoğu şeyin modası geçiyor ya da bir şekilde evrimleşiyor ama düğünler çoğunlukla hep aynı kaldı. İnsanlardaki genel bozulma, kalabalık etkinlikleri daha çekilmez ve sıkıcı hâle geliyor. Bir de mesafe girmiş artık, gitsen ne gitmesen ne? Gitmesem de güzel niyetlerde bulundum tabi ki ama bu şeyler artık bana fazlasıyla boş gelmeye başladı. Bazen empati amacıyla da düşündüm "Mutluluk hasetliğimi var yoksa, gizli sinsi bir pislik miyim ne diye bu şeyleri anlamsız ya da vakit kaybı görüyorum? Ben birini sevince ve onunla evlenmeyi düşündürürse böyle mi olacaktı?.." Benim hayallerimin en ileri versiyonu sadece sevgili olmaya kadar gitmişti. O derece imkansız ve tuhaf geliyor. Ya da bazen diyorum "Evlenmeyi düşündüren insan da tamam, cidden bu saçmalıklarla uğraşacak mıyız? Düğünü kendi içimizde ve birbirimize bakarken yaşarsak yetmez mi? Allahım umarım güzel akıllı, sade ve öz düşünceli ve de öyle yaşayan birisi olur." Böyle olaylar aslında çok özelken kalabalıkla sıradanlaşıyor, bilmiyorum ben hâlâ zorundalık dışındaki kalabalıklara alışıklık gösteremiyorum. Ama yakınlarımdan birisi evlendiğinde onun tatlı heyecanına ortak olmayı da çok isterim o ayrı. Az ve öz anlayışına sahip olarak çekirdek aile ve en sevilen başka yakınlar olarak sınırlandırırdım. Çünkü olayın öznesi benim ve sadece sevdiklerimin olması yeterli. Ki günümüzde çoğu davetiye ayıp olmasın diye geliyor hissi de veriyor bazen; Onlar da ayıp olmasın diye gidiyor. Öyle bir kısır döngü. (: Güzellik merkezlerinde çalıştığımda gelini hazırlamak çok zaman alıyordu ki önceki hazırlıklar? Bana hiç samimi ve doğal gelmiyor. Heyecana bir şey dememem ama hem vakit kaybına hem de o kadar boş uğraşmaya derim. Bu arada işe girmeyi değil, işten
Duygu ve Düşünce
Duymaktan usandığım cümleler; Hiç evlendin mi ? ( teknik olarak mı) Neden evlenmedin ? ( beni kimse istemiyor) Hiç çocuğun var mı? Seni nasıl bekar bıraktılar? (Çok çirkinim) Yakında çocuk doğuramayacaksın. ( çok meraklısıyım ) Sen bu güzel halinle evlenemediysen kesin sende sorun vardır. (Evet deliyim)
Duygu ve Düşünce