Bir Kaderin Yeniden Yazılışı…
Puan vermedi·211 syf.··
2026 2. kitabı
Orhan Pamuk’un bu kitabını bitirdikten sonra bir süre boşluğa bakıp "Gerçekten de öyle değil mi?" diye mırıldanırken buldum kendimi. Kitap, ilk bakışta bir büyüme ve arayış hikayesi gibi başlıyor ama derinlere indikçe mesele, baba-oğul ilişkilerinin o karmaşık labirentine ve "baba katilliği" mitine evriliyor. Pamuk, Sophokles’in Kral Oidipus’u ile Firdevsi’nin Şehname’sini öyle bir harmanlamış ki, insanın kendi seçimlerinin ne kadarının bize, ne kadarının kadere ait olduğunu sürekli sorguluyorsunuz. O kuyu imgesi... Hikayenin kalbindeki o sessiz kuyu, insanın kendi derinliklerine, korkularına ve aslında kaçtığı her şeye ne kadar yakın olduğunu hatırlatıyor. Kırmızı Saçlı Kadın karakteri ise hem bir gizem hem de hayatın beklenmedik dönemeçlerini temsil ediyor sanki. Okurken kendime şunu sordum: Hayatımızı biz mi inşa ediyoruz, yoksa çocukken okuduğumuz ya da maruz kaldığımız hikayeler mi bizim "kaderimizi" çiziyor? Belki de hepimiz, farkında olmadan kendi babalarımızın veya kendi mitlerimizin izinden gidiyoruz, sizce de öyle değil mi? Eğer hala okumadıysanız veya okuyup da o "kuyunun" etkisinden hala çıkamayanlar varsa, sizin bu konudaki fikriniz ne? Kader mi ağır basıyor, yoksa tercihlerimiz mi?
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,3bin okunma
Puan vermedi
UĞULTULU TEPELER Emily Brontë Yorkshire’ın tekinsiz, rüzgarlı ve kasvetli kırlarında, doğanın vahşi kalbinde filizlenen bir aşk: Catherine ve Heathcliff. Biri malikanenin hırçın kızı, diğeri sokaklardan kurtarılmış gizemli ve yabani bir yetim. Çocukken ruhları bir olan bu iki gencin yolları, toplumsal sınıf farklarının, kibrin ve ihanetin gölgesinde trajik bir şekilde ayrılır. Catherine’in statü uğruna zengin bir aristokratı seçmesi, Heathcliff’in içindeki saf aşkı, önüne gelen her şeyi yutmaya hazır karanlık bir nefrete dönüştürür. Yıllar sonra zengin ve güçlü bir adam olarak geri dönen Heathcliff, sadece kendisine acı çektirenlerden değil, onların çocuklarından ve geleceklerinden de intikam almaya kararlıdır. Emily Brontë’nin Viktorya dönemi edebiyatının tüm kalıplarını yıkan tek romanı Uğultulu Tepeler, iyilikle kötülüğün, aşkla saplantının iç içe geçtiği sarsıcı bir başyapıt. İnsan doğasının en karanlık dehlizlerine inen, tutkunun yıkıcı gücünü iliklerinize kadar hissettirecek zamansız bir klasik. Uğultulu Tepeler, İngiliz edebiyatının en güçlü ve en sıra dışı klasiklerinden biridir. Roman, Emily Brontë tarafından yazılmış ve 1847 yılında yayımlanmıştır. Yazarın tek romanı olmasına rağmen dünya edebiyatının en önemli eserleri arasında gösterilir. Emily Brontë romanı yayımlarken kadın yazarların ciddiye alınmadığı bir dönemde erkek takma adı olan Ellis Bell adını kullanmıştır. Kitap ilk yayımlandığında sert eleştiriler alsa da zamanla bir başyapıt olarak kabul edilmiştir. Uğultulu Tepeler, aslında bir aşk romanından çok; aşkın, tutkunun ve intikamın insan ruhunda açtığı yaraları anlatan unutulmaz bir karakter romanıdır. Bu nedenle üzerinden yaklaşık 180 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ yeni okurlar tarafından keşfedilmeye devam etmektedir.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · İthaki Yayınları · 202658,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·528 syf.··
2026 4. kitabı
Afili cümleler, yoğun edebiyat bekliyorsanız bu kitapta aramayın. Nispeten sade bir anlatım , yer yer kopukluk, sonlara doğru bir acele... Ama konu muhteşem. Defaeten kitabi kapatıp düşündüğüm oldu. Bu kitapta kurgunun ötesinde şeyler var. Kurtlar Vadisi'ni çağrıştırdı. Yahudi Ajan, Türk Polis , Japon Komiser, Mit , Haham, Mossad , Kardinal , CIA, Papaz , Ilahiyat hocası dahası Hz Ibrahim, Nemrut, Mimar Sin Ammar, yıldızlar, gezegenler... Sıradan bir kurguda bir araya gelmeyecek karakterler tek bir sofrada. Astronomi , din , siyaset ve tarih harmanlanmış. Bütün bunların bir arada oluşuna 10 üzerinden 10 derdim ama anlatım konusuna takıldım. Final bölümü özelikle çocukken okuduğum Tom Sowyer , Hucleberyfinn Maceralarını anımsattı. Puanlamada biraz cimri davranacağim ama okumak isteyenler için bu kitaptan öğrenilecek çok sey var derim. Meraklısına...
Abum Rabumİskender Pala · Kapı Yayınları · 201812,3bin okunma
Her yeni yaş geçmişi farklı yorumlar
Puan vermedi·95 syf.··
2026 8. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 13:51
ailesine, anılarına ve özellikle geçmişle kurduğu duygusal bağa odaklanan otobiyografik metinler diyebiliriz. olay örgüsünden çok duygular, anılar ve gözlemler üzerinden Çocukluk anıları,Aile büyükleri ve akrabalar, Mardin’in kültürel atmosferi, Yoksulluk, para ve toplumsal sınıf ilişkileri ni anlatmış.şöyle bir Mardin’e gittim. Diyarbakır’da dolaştım geldim. Kitabın ismi, paranın insanlar üzerindeki görünmez etkisini ve ekonomik güçlerin aile yaşamını nasıl şekillendirdiğini anlatmak için aslında bir aile anısından almış. Bu minik anı ise şöyle; Büyükbabası, paraların içine gizlenmiş cinleri hapsetmek için banknotları parçalayıp elmaların içine saklıyorlarmış. Ben kitabı okuduğum zaman dilimi boyunca çocukluk anılarının aslında bir yetişkinken nasıl daha farklı yorumlanabildiğini düşünüp durdum. Çünkü çocukken farketmediğimiz his ve davranışlarımız biz büyüdükçe daha detaylı görünüyor. Geçmişi belki değiştiremeyiz ama her yaşımızda farklı yorumlayabiliriz. Şimdi koşup yeni kitap alışveriş listeme Cenk hikayeleri kitabını ekliyim de geleyim. Cenk hikayeleri kitabının yayınlama öyküsünü bu kitapta okuyunca içerledim. En kısa zamanda onu da okuyalım.
Paranın CinleriMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20221,740 okunma
Çocukluk Masumiyetiyle Yüzleşmenin Buruk Hikâyesi: İlk Namaz
8/10
·72 syf.··
2026 62. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 01:54
Ömer Seyfettin’in zamansız eseri İlk Namaz, yazarın kendi çocukluk hatıralarından beslenen otobiyografik başlık öyküsünün yanı sıra Dama Taşları, Makul Bir Dönüş, Gizli Mabet, Havyar, Yemin, Bir Vasiyetname, Nokta ve Çanakkale’den Sonra gibi Türk edebiyatının hafızasına kazınmış birbirinden güçlü öyküleri bir araya getiren muazzam bir derlemedir. Kitaba adını veren İlk Namaz'da, yetişkinlik yıllarının karmaşasında yönünü kaybetmiş bir insanın, annesinin kendisini çocukken şefkatle ilk sabah namazına kaldırışını hatırlayarak yaşadığı o derin ve buruk içsel hesaplaşmaya tanık oluyoruz. Aradan geçen 15 yılın ardından bu anıyı anımsadığında, geçen zamana, harcanan boş vakitlere ve hayatın koşturmacası içinde yitirdiği o emsalsiz huzur duygusuna derinden üzülür. Yazarın bu buruk sevinci ve sorgulaması, aslında hepimizin hayatında yaşadığı "ilklerin" unutulmazlığını ve zamanla uğradığımız değişimleri yüzümüze çarpıyor. Gizli Mabet ve Makul Bir Dönüş gibi öykülerindeki keskin batılılaşma eleştirileri, sosyolojik gözlemleri ve ironik üslubuyla dönem toplumunun zihniyet yapısını nasıl ustalıkla masaya yatırdığını görüyoruz. Yemin ve Bir Vasiyetname gibi hikayelerde insan doğasının vicdani ve ahlaki çıkmazlarını işleyen yazar, kitabın kapanışını yapan Çanakkale’den Sonra ile okuyucuyu vatan sevgisi, fedakarlık ve milli şuurun doruk noktasına ulaştırarak kalbinden vuruyor. Sade, akıcı ve parmak sallamadan doğrudan ruha dokunan bu usta işi anlatım, çocukken zorunlu okumalarda gözden kaçırdığımız derin toplumsal eleştirileri ve sarsıcı gerçekleri yetişkin bir gözle yeniden keşfetmemizi sağlayan zamansız bir başyapıt niteliği taşıyor. #ilknamaz #ömerseyfettin #gizlimabet #çanakkaledensonra #türkklasikleri #hikaye #öykü #kitapincelemesi #1000kitap #okudumbitti #kitaptavsiyesi
Öykü
İlk NamazÖmer Seyfettin · Kapra Yayıncılık · 20211,107 okunma
Yetenekli Çocuğun Dramı
9/10
·144 syf.·
2026 13. kitabı
Alice Miller, Freud'un düşüncelerine karşı çıkan bir psikanalisttir. Yetenekli Çocuğun Dramı'nı yayımladığında tüm Avrupa'da büyük bir ilgi görmüştür ve bunun üzerine yaklaşık on beş yıl sonra kitabı düzenleyerek yeniden baskıya vermiştir. Psikanalist yaklaşımda sıkça gördüğümüz gibi aslında geçmiş yaşantılarımız özellikle erken çocuklukta yaşadığımız deneyimler bizi, kişiliğimizi ve bizzat kendi çocuklarımızı yetiştirme biçimimizi doğrudan etkilemektedir. Bu kitapta da baskın şekilde anne babası tarafından kişiliği yara almış bireylerin tipik özellikleri ele alınmaktadır. Dili ne çok akademik ne de çok basit, birkaç temel terimi bilmek kitabının genel akışını anlamak için yeterli. Daha önce Nihan Kaya'nın kitaplarını okuyan birisi Alice Miller'ın da ne demek istediğini tam olarak anlayabilir çünkü Nihan Kaya, Alice Miller'ın düşüncelerinden önemli ölçüde etkilenen biri. Çocukluğumuzda yaşadığımız olumsuz deneyimlerin o vakitler yaşayamadığımız duygularıyla ne zaman yüzleşirsek bundan sonra da hayatımıza tüm duygularımızı yaşayabilmeyi seçeceğimizin mesajını ben bu kitaptan aldım. Çocukken savunmasızdık ama şu anda bir yetişkiniz ve kendi hayatımızdan sorumluyuz. Kitap sonlara doğru kendisini sık sık tekrar ediyor ama bence onun dışında gayet okunabilir bir kitaptı kitaplar | kitap inceleme | okumalar | eğitim | gönüllülük | kariyer | üniversite | kitap önerileri | Yetenekli Çocuğun Dramı | Alice Miller
Yetenekli Çocuğun DramıAlice Miller · Profil Yayıncılık · 20213,939 okunma