David Grossman’ın Bir At Bara Girmiş romanı, ilk bakışta tek mekânda geçen, bir stand-up gösterisini anlatan kısa bir eser gibi görünse de, aslında travma, suçluluk, yas ve insanın kendinden kaçma çabası üzerine derin bir psikolojik romandır.
Komedyen Dovale, İsrail’in küçük bir kasabasında sahneye çıkar. Seyirci başlangıçta kaba, rahatsız edici ve yer yer başarısız görünen gösterisinin ilerleyen dakikalarında aslında bir komedi izlemek yerine, bir insanın ruhsal çözülüşüne tanıklık ettiğini fark eder. Şakalar giderek itiraflara, kahkahalar sessizliğe dönüşür. Grossman burada stand-up sahnesini bir terapi odasına çevirir.
Romanın en güçlü alt metni, mizahın bir savunma mekanizması olmasıdır. Dovale çocukluğundan beri insanları güldürerek hayatta kalmıştır. Onun için kahkaha, acıyı görünmez kılan bir maskedir. Ancak maskeyi ne kadar uzun süre taşırsa, altında kalan çocuk da o kadar yalnızlaşır, “İnsan gerçekten ne zamana kadar kendi acısını şakaya dönüştürebilir?”
Merkezde yer alan çocukluk travması ise yalnızca kişisel değildir; aynı zamanda İsrail toplumunun ortak hafızasına da dokunur. Roman boyunca savaş, askerlik, kayıp ve ebeveynlerle kurulan kırılgan ilişkiler doğrudan anlatılmasa bile her cümlenin arkasında hissedilir. Dovale’nin hikâyesi tek bir insanın değil, travmayla büyüyen bir toplumun hikâyesidir.
Romandaki en çarpıcı an, Dovale’nin çocukken o çocuk aklı ve durum karşısındaki şaşkınlığıyla anne yada babasından birini seçmek zorunda hissetmesidir. Bu seçim, yalnızca bir çocuğun yaşayamayacağı kadar ağır bir yük değildir; aynı zamanda hayatın bazen insanı doğru cevabı olmayan seçimlerle karşı karşıya bırakmasının simgesidir. Dovale’nin bütün yetişkin hayatı, aslında o gün veremediği kararın gölgesinde geçer.
Kitabın adı da bu açıdan ironiktir. “Bir at