Son kez Bronz...
10/10
·560 syf.··
2026 139. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 15:46
Bir serinin sonu... Son kez Bronz dedik. Kitap hakkında tam ne diyeceğim bilmiyorum aslında.Diyebileceğim eğer aksiyonlu, sırlı, değişik bir distopya istiyorsanız Bronz evreni tam bunun için.Tarota ilgisi olan varsa okusun bu seriyi kesinlikle.Çünkü sistem tarot kartları üzerine kurulu.Güncelden en sevdiğim seri diyebilirim zaten.Yeni başlayacaklar olan varsa kendini hiç sıkmasın çünkü gayet güzel bir akıcılık seviyesinde.Her kitapta daha ne kadar gidebilir demiştim ve gerçekten de ortaya çıkan sırlarla daha da genişledi.Eğer okuyacak daha genç kardeşler varsa ve cinsellik var mı diyen merak eden olursa evet seri ilerledikçe cinsellik biraz artıyor.Uyarı olsun diye söylüyorum.Serinin sonu hakkında diyeceğim... bu yolda gerçekten de çok kayıp oldu ve her karakterde kendimden bir şeyler bulabiliyordum.Hepsinin ayrı özel bir geçmişi var bence. Son kitapta da kayıplar oldu maalesef ama kim olduğunu söylemeyelim spoiler olmasın.Kitabın sonu hakkında düşünceme gelirsek... Yani hangi cümleyi söylesem spoiler olacak gibi ama beklenen olasılıklar arasında bir sondu diyebilirim.Dediğim gibi spoiler vermek istemiyorum.Viran'ın kurgusu gelecek.Küçük Arkana serisi adında.İlk kitap Kılıç Kraliçesi.Zaten çok merak ettiğim bir karakterdi, çok yakın hissediyordum onunla.Geçmişi örtük anlatılıyor kitapta. Net hâlini Küçük Arkana serisinde göreceğiz.Hoşça kalın. "Tarih yalnızca devrimcileri yazar.Geriye kalanlar ise onlara tanıklık eder."
Bronz 6Özge Naz · Guardian Yayınları · 202612 okunma
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:02
Virginia Evans'ın Muhabbet romanı, tamamı mektuplar ve yazışmalar üzerinden ilerleyen, son yıllarda okuduğum en etkileyici kitaplardan biri oldu. Romanın merkezinde, yetmişli yaşlarındaki Sybil Van Antwerp var. Hayatını, geçmişte yaptığı seçimleri, pişmanlıklarını, kayıplarını ve sevdiklerini mektuplar aracılığıyla anlatıyor bizlere. Hikâye ilerledikçe yalnızca Sybil'i değil, onun çevresindeki insanları da satır aralarından tanımaya başlıyoruz. Özellikle oğlunu kaybetmiş olmasının bıraktığı derin iz, kitabın en dokunaklı taraflarından biri. Roman; yas, yaşlılık, aile ilişkileri, affetmek, geçmişle hesaplaşmak ve insanın kendisiyle barışma çabası üzerine kurulmuş güçlü bir anlatıya sahip. Bu durum eleştirmenler tarafından da mektup roman türünü başarıyla yeniden canlandıran, samimi ve duygusal derinliği yüksek bir eser olarak değerlendirilmiş gördüğüm kadarıyla. Kitabı en çok sevmemin nedeni anlatım biçimi oldu. Mektup türünde yazılmış olması ilk başta bana farklı gelse de kısa sürede hikâyenin en güçlü yanı hâline geldi gözümde. Sanki bir roman okumaktan çok, gerçek insanların birbirine yazdığı mektupları okuyormuşum hissine kapıldım. Kitabın adı gibi, gerçekten benimle muhabbet ediyormuş gibiydi. Orjinal adı aslında daha yerinde( The Correspondent - Mektuplaşan) ama türkçe başlığı da bence yerinde bir seçim olmuş. Mektuplar öylesine samimi ve içtendi ki zaman zaman ben de birilerine mektup yazmak istedim. Başlangıçta çok fazla karakter olması nedeniyle kim kimdir konusunda biraz zorlandım. Bir süre karakterleri kafamda oturtamadım ve bu durum okuma hızımı düşürdü. Ancak birkaç mektup sonra ilişkiler netleşmeye başladı. O noktadan sonra kitap adeta akıp gitti. Hatta yabancı okur yorumlarında da benim yaşadığım bu durumdan bahsedenler olduğunu gördüm; birçok kişi
Edebiyat
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202653 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·224 syf.··
2019 1020. kitabı
·
Sıdıka’yı zaten az çok bilen biri olarak kitaba başlarken neyle karşılaşacağımı tahmin ediyordum ama yine de kahkaha atarak okudum. Atilla Atalay’ın o kendine has mizahı, kelime oyunları ve absürt durumları burada da tam dozunda. Günlük hayatın sıradanlığını alıp öyle bir ti’ye alıyor ki, hem eğleniyorsun hem de “gerçekten de böyleyiz” diye düşünmeden edemiyorsun. Sıdıka karakteri yine sivri zekâlı, lafını sakınmayan ve çevresine ince ince ayar veren haliyle çok tanıdık. Özellikle aile içi diyaloglar bana fazlasıyla bizden geldi. Yer yer abartı var ama zaten işin eğlencesi de burada. Mizahı bazen çok ince, bazen de direkt yüzüne çarpıyor. Ancak bazı bölümlerde espriler üst üste gelince etkisi biraz azalmış gibi hissettim. Aynı tempoda ilerleyen metin bir noktadan sonra tekrar hissi yaratabiliyor. Yine de dili o kadar akıcı ki kitap su gibi akıp gidiyor. Genel olarak kafa dağıtmak, gülmek ve biraz da kendimize dışarıdan bakmak için çok keyifli bir kitaptı. Sıdıka’yı sevenler için zaten garanti; tanışmayanlar için de güzel bir başlangıç olabilir. Mizahın dozu yüksek, bol diyaloglu ve eğlenceli bir okuma deneyimi.
SıdıkaAtilla Atalay · İletişim Yayınları · 20081,040 okunma
Puan vermedi
Kaçırılan çocukların gizemli geçmişleri ile sir dolu geleceği. Mustafa Dilsiz . Her insan elbette ki belli yeteneklere sahiptir ama siz en basit tabirle yüz kat daha yeteneklisiniz. Ancak burada dikkat etmeniz gereken en önemli nokta yetenek olarak kastettiğim konulardır. Ben sizlere matematik, fen, edebiyat gibi sistem içinde işe yarayan var olan ya da süren düzende çok önemli sayılacak bilimler ya da yeteneklerden bahsetmiyorum. sayfa 13 . Türkan yeni hayatına başlıyordu. Ama Türklerin hatta dünyanın ilk gizli teşkilatında oldugunu öğrenir. Saka grubuna düşen Zeynep acaba ne yeteneğe sahip ve onu neler bekliyordu ? . Sakalar aldıkları bilgi ve yetenekler bir hipnoz seansıyla büyürlenerek geldikleri aile ya da yurtları geri gönderirler ve sistem içinde doktor, öğretmen, avukat, hemşire, subay, belediye başkanı, ev hanımı vs. aklınıza gelebilecek her türden insan olarak bulunurlar. sayfa 38 . Kitabımız Perseus Yayınevi'nden Ocak 2024 'te çıkmış. Yüzkırksayfa yirmiüç bölümden oluşuyor. . O anda Türkan ağlamak istedi, bu adamı seviyordu çocuklarına aşıktı, onları yalanla kandırıp, oyalayıp vatan için çalışmaya gidecekti. Değer miydi? Bir an her şeyin boş ve gereksiz olduğunu düşündü. Bu düşünceye kalbi de yakınlık gösterdi. Sonra yeniden "Saka Türkan" kendine geldi. Vatansa mevzu olan geri kalan her şey küçük birer ayrı sayfa 56 . Bu güzel kitabı @oceangirlbook ile birlikte bir sürü kitap okurla okuduk. Teşekkürlerimizle
DüzenMustafa Dilsiz · Perseus Yayınevi · 202410 okunma
Puan vermedi
#OkudumBitirdim Bize Yalan Söylediler/ Ellen Marie Wiseman İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Nazi Almanyasından hayaller ülkesi Amerika’ya umutla gitmek isteyen Lena ve ailesi, Ellis Adası’ndaki aşağılık bir sağlık taramalarında büyük bir yıkımla karşılaşır. Annesi ve kardeşi sağlıksız bulunarak geri gönderilirken, Lena ve bebeği bilinmez bir yolculuğa çıkıyor. Lena'nın hikâyesi, yalnızca geçmişte yaşanmış bir vahşeti değil; insanın insana neler yapabileceğini de tüm çıplaklığıyla gözler önüne sererken, Amerikanın ne kadar haydut, acımasız ve bize rüyalar ülkesi olarak lanse edilen, karanlık ve vahşi bir tarihe sahip olduğunu çok net ortaya koyuyor. Roman, Amerikan “sağlıklı ve üstün ırk”(Öjenik) yetiştirme programının iğrenç yüzünü, bir annenin çaresizliği ve direnişi üzerinden anlatıyor. Ellis Adası’ndan Blue Ridge Dağları’na uzanan bu hikâye; aile bağlarını, ayrılığı, kayıpları ve yeniden hayata tutunma çabasını derinden hissettiğim bir okuma oldu. Ellen Marie Wiseman'nin kitapları kolayca okunan, ancak etkisi uzun süre devam eden bir anlatım hakim. Bazı gerçekler vardır; öğrendiğinizde içinizi sızlatır. Bu kitap da onlardan biri oldu benim için.....
Bize Yalan SöyledilerEllen Marie Wiseman · Arkadya Yayınları · 2025150 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2026 4096. kitabı
Bu kitap, alıştığımız tarih anlatılarının dışına çıkan, okuru sorgulamaya zorlayan ve zaman zaman da rahatsız eden bir çalışma oldu benim için. Erdoğan Aydın, Anadolu'nun ve Türklerin İslamlaşma sürecini resmi tarih söyleminin ötesine geçerek ele alıyor. Yazarın amacı kimsenin inancını sorgulamak ya da küçümsemek değil; tarihsel süreçte yaşananları farklı kaynaklar ışığında incelemek ve okuru düşünmeye davet etmek. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, birçok konuda bugüne kadar doğru bildiğim bazı bilgilerin farklı yönlerinin de olabileceğini görmek oldu. Elbette yazarın ortaya koyduğu her görüşe katılmak zorunda değilsiniz. Hatta bazı bölümlerde itiraz edeceğiniz, araştırma ihtiyacı hissedeceğiniz noktalar da olabilir. Ancak zaten kitabın en önemli yanı da bu; okuru pasif bir şekilde bilgi almaya değil, sorgulamaya ve araştırmaya yönlendirmesi. Yazar, İslam'ın Türkler arasında yayılış sürecini siyasi, sosyal ve kültürel boyutlarıyla inceliyor. Fetihler, devlet politikaları, ekonomik nedenler ve toplumsal dönüşümler üzerinden ilerleyen anlatım, olaylara tek bir pencereden bakmıyor. Bu yüzden kitap zaman zaman akademik bir çalışma hissi verse de dili genel okuyucunun takip edebileceği kadar akıcı. Okurken bazı bölümlerde şaşırdım, bazı bölümlerde ise tarihin ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha fark ettim. Özellikle tarih boyunca anlatılan olayların, dönemin siyasi koşullarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini görmek oldukça düşündürücüydü. Kitap, kesin hükümler vermekten çok farklı sorular ortaya atıyor ve cevapları bulma görevini de okuyucuya bırakıyor. Şunu söyleyebilirim ki, eğer tarihe ilgi duyuyorsanız ve farklı görüşleri okumaktan çekinmiyorsanız bu kitap size çok şey katabilir. Ancak kendi düşüncelerinin dışında hiçbir fikre tahammül edemeyenler için
Nasıl Müslüman OldukErdoğan Aydın · Literatür Yayıncılık · 2021412 okunma