10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
İnanılmaz tatlı başladı, sürekli güldüm özellikle birbirlerine hakkındaki çıkarımlarına… Kadın gözünden erkek, erkek gözünden kadın, aynı olayları ikisinin de günlüklerinde bambaşka şekilde ve bambaşka üslupla anlatmaları…Kadın ve erkek yaratımı, fıtrat farklılıkları olağanüstü bir doğallıkla, olağanlıkla anlatılmış. Hiçbir mesaj içermiyordu, sanat sanat içindir başlığı altına eklenecek bir eserdi. Sanat toplum içindir eserlerini de çok severim kaynakçalı kurgulara bayılırım. Ancak böyle edebiyata doyuran, yazarın sanatçılığını gördüğüm eserlere de ayrı bayılırım. Felsefe ve mizah bir arada ve tam da ayarındaydı. Çok sevdim.
Âdem ve Havva'nın GünlükleriMark Twain · Türkiye İşbankası Kültür Yayınları · 20247bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 335. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:51
Nihayet bitti… Benim için adeta bir maratona, hatta upuzun bir yolculuğa dönüşen bir kitabın son sayfasını kapattım bugün. 38 günde bitirdim bu kitabı bu kadar uzun bir vakitte okumam halbuki. Kitabı tamamen elimden bırakıp kaçmadım belki ama araya tam 5 farklı kitap soktum, onları bitirdim, sonra dönüp yine bu kitabın sayfalarına baktım. Bu kadar uzamasının sebebi kitabın kötü olması kesinlikle değildi; tamamen benim dönemsel olarak yaşadığım odaklanma problemiydi. Bazen zihnimiz öyle bir hal alıyor ki, satırlar akıp giderken biz o dünyanın içine bir türlü tam kapasiteyle yerleşemiyoruz. kitabın konusuna geçiyorum uzatmadan… Kitap, en kaba haliyle ölümsüzlüğün sırrını arayan bir çiftin; eski bir Bohemya kralı olan Kudra ile yoldaşı Alobar’ın yüzyıllara yayılan hikayesini anlatıyor. Ama olay sadece bununla sınırlı değil. İşin içine modern dünyadan parfüm üreticileri, kokuların gizemli dili, hatta keçibacaklı mitolojik tanrı Pan bile giriyor. Tom Robbins öyle bir dünya kurmuş ki; tarih, mitoloji, felsefe ve modern yaşam tek bir parfüm şişesinin içinde çalkalanıp duruyor. Yazarın dili gerçekten çok nevi şahsına münhasır. Tom Robbins, kelimelerle adeta dans ediyor. Alışılagelmiş, düz bir anlatımı yok. Çok zeki, ironik, bazen fazlasıyla absürt ama kesinlikle derinlikli bir üslubu var. Mesela kitaptan zihnime kazınan, yazarın o hayata bakışını özetleyen bir örnek var sayfaların arasında; “Pancar en hüzünlü sebzedir, oysa hüzünlenmek için hiçbir nedeni yoktur." Tom Robbins tam olarak bu bana göre. Bir sebzeden yola çıkıp insan psikolojisine, yaşamın köklerine öyle bir bağlanıyor ki, odaklanma sorunu yaşarken bile zekasına hayran kalmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Kitap boyunca kokuların insanların kaderini nasıl değiştirdiğini, insanoğlunun ölümsüzlük ve kalıcılık arzusunun
Parfümün DansıTom Robbins · Ayrıntı Yayınları · 20196,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·60 syf.··
2026 50. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:27
Merhaba, bugün sizlere 𝕭𝖔𝖉𝖗𝖚𝖒 𝕶𝖆𝖙ı𝖓𝖉𝖆𝖐𝖎 𝕸𝖆𝖐𝖎𝖓𝖊 kitabının yorumu ile geldim Çocuklara ışık olacak, onların umutlarını besleyecek türde eserleri sizlerde tercih ediyor musunuz ? Kitabımızın yazarı henüz 10 yaşında ama hayalleri o kadar büyük ki Eserin içeriğinde 5 öykü var ve her biri farklı hayalleri, umutları anlatıyor bizlere.. Mesela, Atatürk'ün sınıfınıza gelmesini istemez misiniz Kim istemez ki değil mi? Sizinle konuşsun, sohbet etsin Arkadaşlığın, dostluğun önemini de vurgulayan bir eser Nilay ve arkadaşlarının yıllarca süren arkadaşlığına hayran olmadık değil Kitaba adını veren makine ise bizi 100 yıl geleceğe götürüyor ama bu durumdan çok memnun kalır mıyız bilmem Tahammülsüzleşiyoruz malesef .. Bakalım, bu kitaptaki hayallerimiz bizleri nereye götürecektir? Kızımla birlikte severek okuduğumuz çok tatlı bir eserdi Kendi küçük ama hayalleri büyük yazarımızın bu eserini her çocuk mutlaka okumalı derim Kitapla ve sevgiyle kalın
Bodrum Katındaki MakineMira Demirkıran · Melisa Matbaa · 202622 okunma
Selki ne demek?
9/10
·61 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:23
Kitabın ismini henüz araştırmamışken bir anda kendimi son sayfasında buldum. Sayfaların kendi kendini tükettiği, akıcılığı üst safhada. Tabii bu arada Selki, iskoçya ve İrlanda mitolojisinde fok balığı formunda yaşayıp karaya çıktıklarında postlarını çıkararak insan formuna dönüşebilen efsanevi yaratıklarmış. Bilmeyerek de olsa ismiyle satırlar arasındaki bağlantıyı sonradan kurdum ve bence böylesi daha keyifli oldu. İlk sayfalarda yazım hataları var, kasıtlı yapılmış hatalar, bir anlatım dili olarak kullanılan. Öncesinde buna benzer kitaplar okuduğum için basım hatası diye zihnimi oyalamadım. Ve bir taraftan cezbedici yanı bu. Komaya giren bir kadın, kızkardeşi, eşi ve çocuğunu kapsayan kesitleri romantizme başvurmadan anlatması hoşuma gitti. İçerisinde çok fazla kanayan yara olmasına rağmen bunu okurun omuzuna acı yüklemeden, tatlı tatlı anlatıyor. Tavsiye edeceğim, hediye edeceğim bir kitap.
Edebiyat
SelkiDemet Fünf · Sel Yayıncılık · 202166 okunma
10/10
·248 syf.··
2026 1. kitabı
Kitap dili oldukça akıcıydı. Aynı zamanda sonu çok hoşuma gitti. Okurken çeşitli teoriler ürettim ama kitap beni öyle bir ters köşe yaptı ki ürettiğim teorilerden bambaşka bir şekilde bitti. Okuduktan sonra bir süre etkisinden çıkmam gerekti ki bu da işte bir kitabı en güzel yapan şeylerden biri bence. Polisiye seven sevmeyen herkese önerilebilecek bir kitap. O zaman sözlerimi bu alıntıyla bitireyim : “Doğar bazıları tatlı hazza, Doğar bazıları sonsuz geceye…”
Sonsuz GeceAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2025966 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 50. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:26
Virginia Evans, çok sesli bir koro gibi yönettiği bu romanda, her karaktere ayrı bir soluk ve ayrı bir hitabet tarzı kazandırmayı başarmış. Çevirinin pürüzsüzlüğü de bu seslerin bize en doğal haliyle ulaşmasını sağlıyor. Hikayenin merkezinde yer alan Sybil Van Antwerp, ilk bakışta mesafeli, keskin zekalı, kuralcı ve hatta biraz inatçı bir profil çiziyor. Hukuk dünyasında kendine yer açmış, döneminin önyargılarına meydan okumuş bu güçlü duruşun ardında, aslında zamanla derinleşen bir yalnızlık ve taşınması güç sessiz fırtınalar gizli. Onun yazdığı ve aldığı her mektup, bir kadının hayata karşı ördüğü duvarların arkasına bakmamızı sağlıyor. Roman, 1955 yılından başlayıp 2012 yılına kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Bu süreçte sadece Sybil'in kişisel tarihine değil, koca bir ailenin büyüme sancılarına, kayıplarına, sevinçlerine ve hüzünlerine de ortak oluyoruz. Kitap boyunca karşımıza çıkan çok sayıda karakter ilk etapta zihni biraz yorsa da, sayfalar ilerledikçe her biri hayatımızdan bir komşuya, bir dosta dönüşüyor. Sybil'in evlat acısıyla yüzleşme biçimi, yası ve suçluluk duygusunu taşırken gösterdiği o sessiz direnç insanı derinden etkiliyor. Yazar, karakterini kusursuz bir kahraman olarak sunmuyor. Sybil hatalarıyla, pişmanlıklarıyla, bazen haksız çıkışlarıyla ve çokça da hayat dolu alaycılığıyla tamamen kanlı canlı bir insan. Onun edebi eleştirileri, kitap okumayanlara karşı takındığı o tatlı sert tavır ve çevresiyle kurduğu mektup köprüleri, öyküyü melodramatik bir hüzünden kurtarıp nefes alan bir gerçekliğe kavuşturuyor. Bu kitap bittiğinde, okuyucunun içinde kalan şey sadece iyi bir kurgu okumuş olmanın tatmini olmuyor. İnsanın içinden hemen bir kağıt kalem kapıp, uzun zamandır aramadığı bir dosta, uzaklardaki bir akrabaya içini dökesi geliyor.
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202648 okunma