Eylül’üm insanın içi yanar mı içim yandı,
Söylemiştim ya hani bu yaşıma kadar acımadığı kadar, hiç tatmadığım bir acıyla yandı içim diye.
Arabadan inip kendimi ateşe vermek geldi.
Canım çok yandı be Eylül.
Göz göze geldim yandım bittim orda.
Bir kere arasın istedim,
Ben seninim, bekle beni desin istedim.
Güzel gözlüm kolayı seçmedik,
beni en iyi sen anladın,
Ne olursun bu sefer de anla,
seninim ben desin.
Gelecem bekle desin istedim..
Onun için ölürüm derdim,
ölürdüm de yine de beklerdim.
Sana geldi sessizliğini anlıyorum dedi.
Özür dilesem de geçmez dedi.
Nasıl bir acı çektiğimi bilmese de,
En azından canımın yandığını hissetti.
Kendimi yalnız hissetmek istemezdim.
Onları öyle bırakıp dönüp gitmek çok zor geldi.
Gözlerimde hüzün vardı o günden önce,
Yine içim kan ağlamıştı ama söylemedim ona,
üzülmesin istedim.
Üzmek de istemedim.
Gözlerindeki hüznün sebebi benim dedi.
Haklıydı oydu hüzünlerim.
Hani birbirimizden alırdık gücümüzü dedi.
O gece sessizce geçti,
Ama sana da söyledi ya anlıyormuş beni,
Anlamış, göz göze geldiğimiz anı almak istemiş.