Sezgin Kaymaz
Puan vermedi·304 syf.··
2026 51. kitabı
Kitaba başlıyorsunuz efenim sonra bir film izler gibi akıyor gidiyor sayfalar hem bu kadar hızlı hem bu kadar yavaş ilerleyen ve okuyucuya "hadi ama ne olacaksa olsun" dedirten. Ama bir taraftan da bitmesini istemediği bir serüven sürükleyen çok az kitap vardır. Denklem bu yani (okuyanlar anladı ) Kitap Uzunharmanlar'da ev kiralayan Musa'nın kiraladığı evin esrarengiz sesleriyle yüzleşmesi ile başlıyor. Musa durur mu düşüyor işin peşine.. Sonrası olaylar olaylar olaylar.. İlk kez Sezgin Kaymaz okumuş biri olarak gerçeküstü kitapları sevdiğime bir kere daha karar verdim. Kitap sizi hafif hafif ürpertse de çoğu yerde kahkaha atarak okuyorsunuz. Olaylar arasında bazen kopukluklar, tutarsızlılar hafif hafif canınızı sıkıyor ama bunların sebebini kitabın sonunda mutlaka öğreniyorsunuz. Yazarın dili bu kitapta (Çünkü diğerlerini bilmiyorum kıyaslayamam) hınzır bir oğlan çocuğu kapıdan bakıvermiş de kaçmış gibi. İzlediğim, dinlediğim Sezgin Kaymaz'ın kişilik özelliğinin de bu yönde olduğunu düşünüyorum ki diline yansıması çok tatlı olmuş. Musa ve Leyla'nın dialogları o kadar samimi ve eğlenceli ki gidip ikisine de "gelin lan buraya sıpalar" diyesiniz geliyor. Öyle bir şefkat doluyor kalbinize. Karakterler İstanbul insanının yansıması Kirkor bey'den dindar komşu teyzeye, polis emeklisinden,konsimatris bir kadına oldukça kozmopolit bir yelpaze. Dili çok akıcı ve edebi olacağım kaygısından uzak ki yazar yine okuduğum makalelerde bu kaygıyı duymadığını belirtiyor. Çünkü gerçek hayatta kimse "anneciğim bir bardak su alabilir miyim?" demiyor. "anne suuu" demek yeterli. Kitabın bu kadar iyi gelmesinin bir nedeni de bu. Alt kat komşunuz nasıl geğiriyorsa kitaptaki karakterde öyle insan. Kitap boyunca Musa'nın kusma hissini bizzat onunla yaşıyorsunuz. Ki okurken maden suyu içmişliğim
Alıntı
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz MisafirSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 20222,306 okunma
Mo Dao Zu Shi - Mo Xiang Tong Xiu - Tüm Seri
Puan vermedi·396 syf.··
2026 15. kitabı
Bu benim ilk danmei’m… İlk aşkım… Yuvam Her şey The Untamed’i izledikten sonra oldu. Diziyi 3647363 kere izledim resmen, her seferinde aynı sahnelerde içim gidiyor tabi hiç bir zaman yetmez. noveli de 173636272 kere okudum (abartmıyorum). Donghuası da var. O günden beri buradayım. Çok yıl oldu tavşan deliğine düşeli ve çıkmak istemiyorum. Wei Wuxian’ı her okuyuşumda kalbim eriyor. O neşeli, asi, kocaman kalpli çocuk… Gülerken ağlatıyor insanı. Lan Wangji ise… Sessiz duruşu, o bakışları, küçük hareketleriyle içimi yakıyor. WangXian gerçekten ölümsüz.. Kitap hem çok karanlık hem çok tatlı. Savaşlar, ihanetler, acımasız dünya… Ama bir yandan da ikinci şans, sadakat ve deli gibi sevmek var. Şimdi bile kitabı düşününce hem gülümsüyorum hem göğsüm sıkışıyor. Wei Ying ve Lan Zhan kalbime yerleşti, hiç çıkmıyorlar. Yıllardır kalbimde kira dertleri yok. benim yuvam ve ben burada mutluyum Yan karakterler de ayrı bir güzellik. Hepsi öyle derin yazılmış ki, onları da ayrı ayrı sevmeye başlıyorsun. Bazen onlara üzülüyor, bazen gurur duyuyorsun. Hikaye sadece WangXian değil, bütün bu bağlarla yaşıyor. Eğer danmei’ye yeni başlıyorsan veya güzel bir aşk hikayesi arıyorsan… Buradan başla. Ama uyarayım: Bir kere girdin mi kolay kolay çıkamıyorsun. Ben çıkmak istemiyorum zaten. (kalbimden milyon puan) #MDZS #WangXian #Danmei
Mo Dao Zu Shi (Novel), Vol. 1Mo Xiang Tong Xiu · Seven Seas · 2021230 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kendi kendine konuşan bir adam
5/10
·314 syf.··
2026 70. kitabı
Montaigne’in Denemeler’i klasiklerden biri ama “klasik” deyince göz korkutan türden değil. Aslında adam bildiğin oturmuş, kendiyle sohbet eder gibi yazmış. Hayat, ölüm, dostluk, korku, alışkanlıklar… Aklına ne gelmişse dökmüş kâğıda. Bu yüzden kitap, akademik bir felsefe metninden çok, samimi bir iç dökme gibi okunuyor. En güzel tarafı şu: Montaigne kesin doğrular satmıyor. “Ben böyle düşünüyorum” diyor, nokta. Okurken bazen “haklı lan bu adam” diyorsun, bazen de “yok artık, buna da katılmam” diye itiraz ediyorsun. Zaten tadı da burada: seni düşünmeye zorluyor, tartıştırıyor. Yani pasif okur olamıyorsun. Ama dürüst olalım: Kitap her an sürükleyici değil. Deneme türü olduğu için konu konu atlıyor; bazı bölümler çok tatlı akarken bazıları bayağı ağır gelebiliyor. Üstelik kullanılan dil (çeviriye göre değişse de) yer yer eski ve uzun cümleli olabiliyor. Oturup baştan sona bir solukta okunacak kitap değil; azar azar, sindire sindire daha iyi gidiyor. Özetle: Denemeler, “bana hayat üzerine kafa yoran, samimi bir adamın düşüncelerini ver” diyen okur için çok iyi bir eşlikçi. Ama aksiyon, olay, hikâye arayanı bayabilir. Yavaş okunursa keyif verir; hızlı tüketmeye çalışırsan yorar.
1000Kitap
DenemelerMontaigne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202065,7bin okunma
7/10
·104 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 23:18
bu oyun 4 perdeden olusuyor. ilk iki perdeyi okumak icin gercekten kendimi cok zorladim ama son iki perde akiciydi. oyun aslinda cok guzelmis. okurken surekli visne agaclariyla dolu bir bahce ve o agaclardan gelen tatli kokuyla dolu bir ev hayal ettim ve gercekten cok tatli bir hayaldi. sonunun boyle olmasini beklemiyordum, gercekten cok uzuldum. ve lopahin, allah senin bin belani versin serefsiz! sirf gozunu hirs burudugu icin yapilacak is miydi lan bu?! ay gercekten iyi biri olduguna inanmistim kopek
Vişne BahçesiAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,1bin okunma
Finneganın Baldızı: (+18) Bir Özet
5/10
·672 syf.··
2025 87. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 17:15
[Hem de Ayranım Dökülmesin Babında Bir Sorumluluk Reddi]: Başta Campbell'in "A Skeleton Key to Finnegans Wake" adlı metni olmak üzere çeşitli kaynak eserlerin yalancılığını icra etmekteyim. Şimdi... En başta Finnegan diye bir arkadaş var, merdivenden düşüyor. Ancak o da ne: morte? Sonra curcuna kopuyor tabii, “Vay efendim, nasıl olur da bizim Finnegan ölür?” “Çünkü,” diyorlar, “Finnegan bir efsane ve efsaneler de… Bir de… Yav bak şimdi biz Allah sanıyorduk onu galiba ya; yalan olmasın, Allah da sanmış olabiliriz.” Cenazesinde ise kaç bahtın ahını aldıysa mevta bedenine içki dökülüveriyor; tabii hemen anında (ve çünkü illa ayyaşlığını yapacak ya) “Ahıağğbijm ölmedim yaubijm, içim geçmişm!” diye zıplıyor rahmetli. Gelgelelim etrafındakiler, ha merdiveni devirdi ha beynini dağıttı derken Finnegan’ın götünü toplamaktan sıkıldıkları için, “Şşş, tamam, yat, yok bir şey,” diyerek Finnegan çağını kapatıyorlar. İşte! Eşinizi dostunuzu iyi tanıyın. Finnegan’ın anlatıda bıraktığı boşluğa bu noktada pub işletmecisi Humphrey Chimpden Earwicker’ı (HCE) alıyoruz. Bu adamın adını (paşa keyfiniz uygun görecek olursa) “Here Comes Everybody” diye de açabiliyorsunuz. Sınırsız eğlenceye merhaba. Her neyse, işte bu adam, evet, bu adam yok mu, bu adamın iki oğlu bir kızı var. Kendisi de hem Hür İrlanda devletini hem de Tanrı’yı temsil ediyor. Takılmayın bunlara; gerçek değil bunlar, edebiyat. O değil asıl bak, asıl başka ne oluyor: Bir gün bunun yolunu kesiyorlar, diyorlar ki, "Seni askerler görmüş," diyorlar, "Ha, Humprey? Mahallemizin karısına kızına sırnaşıyormuşsun. Askerler görmüş seni, şahidiz diyorlar. Açıyormuşsun, buyrun bakalım haydiiii diye sallıyormuşsun. Üç askerimiz Humprey, sallıyormuşsun! Bu da ne demek oluyor?!" İşte, kim bilir ne demek oluyor, çünkü HCE de bir türlü
Finnegans WakeJames Joyce · Alma Books · 0104 okunma
Çok yoruldum ama sevdim
9/10
·231 syf.··
2022 33. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2022 01:07
Baudrillard’ın bu kitabı, bildiğimiz “baştan çıkarma = cinsel cazibe” algısının çok ötesinde. Kitabı okurken fark ettim ki bu adam, baştan çıkarmayı bir oyun, bir strateji, hatta bir felsefi meydan okuma olarak konumlandırıyor. Açıkçası okurken çok zorlandım; bazı pasajlarda durup tekrar düşünmem, hatta dışarıdan ek okumalar yapmam gerekti. Ama tam da bu yüzden kitabı okumak ilginç bir deneyime dönüştü. Yorucu ama zihin açıcı. Baudrillard’a göre baştan çıkarmak, salt arzu uyandırmak değil; karşındakini kendi oyun alanına çekmektir. Burada güç, çıplak şiddetten değil, aldatmaca, cazibe, imadan doğar. Baştan çıkarma, hakikati değil, görünüşü öne çıkarır. Yani gerçeklik yerine “simgeler”le oynar. Cinsel arzu bile bu oyunun bir parçasıdır; asıl mesele bedensel haz değil, stratejik üstünlüktür. Baudrillard, modernliğin “şeffaf” ve “doğrudan” olma saplantısını yeriyor. Oysa ona göre baştan çıkarma, dolaylılık, gizem ve oyunla var olur. Kısacası Baudrillard, burada da “cinsellik, iktidar, arzu” gibi kavramların baştan çıkarma stratejisinin ürünleri olduğunu söylüyor. Kitabı okurken “ulan Baudrillard, basit bir ‘flört’ meselesini bile nasıl böyle felsefi maraton haline getiriyorsun” diye söylendim sadsad. Ama itiraf edeyim, baştan çıkarma üzerine düşünmek, hem bireysel ilişkilerde hem de toplumsal dinamiklerde inanılmaz şeyler öğretiyor. Yoruldum mu? Evet. Hatta bazen “bu cümle ne demek istiyor lan?” diye elim Google dedeme gitti. Ama o yorgunluğun ardından gelen tatlı bir aydınlanma vardı. Tıpkı karmaşık bir müzik eserini defalarca dinleyip sonunda ritmi çözmek gibi. Sonuçta anladım ki Baudrillard, baştan çıkarmayı sadece erotik bir mesele olarak değil, gücün, iktidarın ve hatta tarihin kendisinin temel oyun alanı olarak kurguluyor. Baştan Çıkarma Üzerine, kolay okunacak
Felsefe
Baştan Çıkarma ÜzerineJean Baudrillard · Ayrıntı Yayınları · 2014264 okunma