Bak bak bak bak ;))
Bazı tipler der ki, ben bu kadınlan anlamıyorum falan fistan. Sen ilk önce kendi kadınını anladın mı Allah’ın barzosu? Hemen kadınları anlamıyorum diyorsun. Neyse kızlar, sizi çok savundum ben. Dövecekler beni. Ama kadının erkeğini sahiplenmesi kadar tatlı bir şey var mı lan?
Sayfa 8 - Dokuz Yayınları·Kitabı okudu
Lan zhan'ın sarhoş halleri baya tatlı :)
Lan Wangji'nin alnındaki kurdeleyi çekti. "Ne yapıyorsun sen?" Lan Wangji bir elini alnındaki kurdeleye bastırırken, diğer eliyle kümesin içine uzandı. İçeride derin uykuda olan tavuklar aniden uykularından uyandılar. Çılgınca kanatlarını çırparak kaçmaya çalıştılar. Lan Wangji'nin gözleri keskinleşti ve yıldırım hızıyla hareket ederek en şişman olanını yakaladı. Wei Wuxian şaşkına dönmüştü. Turuncu tavuk, Lan Wangji'nin elinde çılgınca gıdakladı ve Wei Wuxian'ın kollarına çok ciddi bir şekilde yerleştirdi. "Ne...?" "Tavuk," dedi Lan Wangji. "Tavuk olduğunu biliyorum. Neden bana tavuk veriyorsun?" diye sordu Wei Wuxian. Lan Wangji'nin yüzü gerginleşti. "Senin için." "Benim için... Tamam." Görünüşe göre, tavuğu almazsa yine kızacaktı. Wei Wuxian teklifi kabul etti."
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ahahah çok haklı o kadar haklı ki:))
Bazı tipler der ki, ben bu kadınlan anlamıyorum falan fistan. Sen ilk önce kendi kadınını anladın mı Allah’ın barzosu? Hemen kadınları anlamıyorum diyorsun. Neyse kızlar, sizi çok savundum ben. Dövecekler beni. Ama kadının erkeğini sahiplenmesi kadar tatlı bir şey var mı lan?
Sayfa 8 - Olimpos yayınları
Alıntı
Yalan söyleten daha suçlu bence
Kıskandım be, ne yalan söyleyeyim. Kadın sordu bana, "Se­ nin kimin kimsen yok mu?" diye. Yok dedim, yalnızım ben. Kimsem yok. Çocuğum olmadı, kocam da öldü. Bir yeğenim var, öğretmen; o da burda, Kübra. Onunla beraberiz işte... dedim. Bu kadarok yalandan kim ölmüş. Ağrıma gitti, "Çocuklarım var ama yalnızım" demek. Bakma, sonradan çok pişman oldum ya- lan söylediğime. Ne yapayım, bir kere çıkıverdi ağzımdan, insan böyle yalanlar söylüyor işte. Söylemese daha iyi ya...
Sayfa 106
Anunnaki'ler orada toplanmıştı. Dudakları yumuluydu,
Destan, ilk tanrısal anababa Apsu ile Ti'amat ve ogullan Mummu'dan başka hiçbir şeyin bulunmadıgı zamanlara kısa bir deginmeyle başlar. Apsu öncel çagın tatlı su okyanusu, Ti'amat da tuzlu su okyanusuydu; · Mummu ise olasılıkla, iki su kütlesinden yükselip üzerlerinde dalgalanan buguyu veya sisi temsil ediyordu; Enuma e/iş 13 özellikle VII. tablet: 86'da bulutlarla doğrudan ilişkilendirilmiş olması bunu göstermektedir. Bu üç tür su biri- birine karışarak, daha sonra evrenin yapısında kullanılacak bütün öğeleri içeren uçsuz bucaksız ve belirlenmemiş bir kütle oluşturdular. Henüz ne yer ne de gök vardı, bir sazlık bataklık bile görünmüyordu. Bir zaman sonra Apsü ile Ti'amat bir erkek ve kız kardeş çifti olan Labmu ile Labamu'yu dünyaya getirdiler. Bu ikisi büyü- mekteyken bir başka erkek ve kız kardeş çifti daha doğdu: Anşar ve Kişar; bunlar boyca öteki çocukları geçtiler. Bu iki tanrısal çiftin aslında ne oldukları henüz tahmin ve spekülasyon konusudur. Yıllar sonra Anşar'la Kişar'ın bir oğulları oldu. Olasılıkla babası Anşar'a çok benzeyişine atfen, ona Anu adını verdiler. Anu gök tanrısıydı; o da kendi benzeri Nudimmud'u dünyaya getirdi. Enki ve Ea adlarıyla da bilinen Nudimmud olağanüstü güç ve bilgelik sahibiy- di; yeraltındaki tatlı suların ve sihirbazlığın tanrısı, aynı zamanda Mezopotamya tanrılarının da en akıllısı ve bil- gesi oldu. Üyesi olduğu tanrılar topluluğunun içinde rakibi yoktu; hatta sahip olduğu üstünlükler nedeniyle kendi atalarının bile "üstadı", efendisi sayılıyordu. Genç tanrılar, yaşam ve canlılık dolu olduklarından, doğal olarak neşeli ve gürültülü toplantılardan hoşlanıyorlardı. Fakat bu eğlenceler yaşlı, aylak ve rabatiarına düşkün ana-babalarının ve büyük ataları Apsü ile Ti'amat'ın ciddi biçimde keyiflerini kaçırıyordu. Rahatsız edici
1000Kitap
Sevginin Dili ve rahmet
Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim, aileyi iki önem-li ve hayati duygunun üzerine inşa etmiştir: Meved-det ve rahmet. Adeta ilahi bir düğün hediyesi olan bu ilkelerin, Rabbimizin birer ayeti olduğuna dikkat-lerimiz çekilmiştir Rum suresinin 21. ayetinde şöyle buyrulmuştur: "Yine sizin içinizden kendileriyle hu-zur bulasınız diye kendi türünüzden eşler yarat-ması, aranıza sevgi ve merhameti yerleştirmesi de O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda düşünecek bir topluluk için alınacak dersler vardır." Ayet erkek ve kadın hepimizin aynı özden, aynı insanlık mayasından yaratılmış olduğumuzu hatırlata-rak, sevgi ve rahmete dayalı bir beraberliğin meyvesi-nin huzur ve mutluluk olduğuna dikkatimizi çekmek-tedir. Aileyi yaşanır ve daimi kılan asıl unsur da içinde huzurun olması değil midir? İşte Kur'an-ı Kerim bize ihtiyacımız olan bu huzurun adresini göstermektedir: Meveddet ve rahmet! Şimdi bu kavramları Kur'an ve sünnetin ışığında biraz yakından tanımaya çalışalım: Meveddet: Meveddet, bir şeye karşı duyulan muhabbet, kuvvetli sevgi anlamına gelen "vüd" kav-ramından türemiş bir isimdir. Allah Teala'nın çok se kökten gelir. Sevgi, Yüce Allah'ın yüreklerde var et-ven ve sevilen anlamına gelen "Vedûd" ismiyle aynimizes tiği eşsiz bir duygudur. Yakın zamana kadar birbirine yabancı olan iki insanı evlilik çatısı altında bir araya tiren ve birbirinin en yakını kılan, bu duygunun mu-cizevi gücüdür. Sevgi ilahi bir lütuftur. Evlilik birliğinin ini du tutkalı, aile binasının çimentosudur. Evliliği mecburi diğini bir beraberlik ya da zoraki bir katlanmadan farklı kı-lan sevgidir. Sevgiyle mayalanmış yuvaları Yüce Allah, cennet çiçeği çocuklarla semerelendirir çoğu zaman ve sevgiye dayalı ilişki ölümsüzleştirir evliliği ve aileyi. Resulullah Efendimiz (s.a.s.)'in uzun yıllar mutlu bir
Duygu ve Düşünce