Bugün evde böyle bir arı buldum. Hiç hareket etmiyordu. Biraz cesaretimi toplayıp onu tütsülükle aldım ve balkona koydum. Kanatlarını açıp kapatıyor, çok yavaş yürüyordu. Balkona çıkarınca biraz yakından takip ettim. Uçmayı bırakın, yürümekte bile zorlanıyordu.
Kaç gündür evde olduğunu bilmiyordum. Acıkmış olabileceğini düşündüm ve şekerli su hazırlayıp yanına koydum. Ama hareket edecek durumda değildi. Yavaşça alıp suyun yanına bıraktım. Öylece duruyordu.
Sonra aklıma bal vermek geldi. Bir çay kaşığı bal alıp yanına koydum. Önce hiç hareket etmedi. Ben de odama telefonumu almaya gittim. Geri geldiğimde bir de ne göreyim; benim minik dostum balı yemeye başlamıştı! Annemle birlikte izledik, o kadar tatlıydı ki…
Biraz araştırdım. Enerjisi düşmüş olabilirmiş. Biz ailecek animasyon izlemeyi çok severiz. Annem hemen, “Kızım, şimdi Arı Filmi’ndeki gibi bir arıyla dost oldun. Birazdan seninle konuşmaya başlayacak,” dedi. Ben de, “Ay anne, keşke! Ne güzel olurdu,” dedim.
On dakika kadar izledik. Sonra biraz hareketlendi. Kanatlarını açıp kapattı, birkaç kez denedi ve sonunda uçup gitti.
Annem, “Gerçekten bir arıyı dost edindin kendine,” diyor. Hayat çok tuhaf. Minicik bir arının rızkına vesile olabiliyorsun. Rabbim, senin sanatına hayran olmamak mümkün değil. 🐝