Chu Wanning onu sevdiği için, rüzgâr bile tatlı kokuyordu; dalgaların çarpması bile tatlı geliyordu. Chu Wanning onu seviyordu. Gözleri aşağıya bakarak gülüyordu, ama bir süre sonra gülüşü gözyaşlarına dönüştü. Ağzı deli gibi sırıtıyordu, gözyaşları yüzünden akıyordu. Çok tatlıydı, ama kalbi acı içinde çarpıyordu. Chu Wanning... ondan hoşlanıyordu. Kelebek Kasabası'ndan beri, iç içe geçmiş saç tellerinin bulunduğu brokar keseyi gizlice taşıyordu. Ondan hoşlanıyordu...
Alıntı
O gece beni yanına yatırdı, hatta küçük kollarını boynuma doladı. Beni sımsıkı tutuşu ve yanağını benimkine bastırırken yanıma kıvrılıp yatışı gözlerimi yaşartacak kadar dokundu bana. O evde hiçbir duyguya yer yoktu, saf küçük bir kaynaktan gelen bu saf küçük damla çok ama çok tatlıydı. Derinlere nüfuz ederek kalbime boyun eğdirdi ve gözlerimin dolmasına neden oldu.
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"İyiliğine iyi,tatlılığına tatlıydı ama biraz fazlaydı.Çok temiz kalpli insanlara has bir şaşkınlığı,alıklığı da vardı."
Sayfa 185 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Şekerpare
Barbaros sırtına okkalı bir sille indirip, "Tükür o ağzındakini," derken umursamadı. Bakışları pürdikkat sarı kafadaydı. Kendi içinde girdiği iddianın son adımıydı. Ya tarih olacaktı, ya tarih yazacaktı ya da bok olup toprağa karışacaktı. Kritik bir andı. Barbaros ise çok başka bir evrendeydi. "Çabuk tükür o ağzındaki lokmayı," derken bir kere daha vurdu Zülfikar'ın sırtına. "Gidip kızın yaptığı tatlıyı tek seferde nasıl buldun, it?" Bir sille daha indirdi. "Yutma sakın. Çabuk tükür!" Tükürmedi Zülfikar. Aksine çiğnemeye devam etti. Dışı sertti ama ısırdığı saniye dağılıyordu ağzında. Tatlıydı, yumuşacıktı. Dışındaki o sertlikten içinde eser yoktu. Lezzeti yayıldıkça yayıldı damağında. Tam o an evren durdu. Etrafındaki her şey yavaşladı. Duru ilerlemeye devam ederken bakışlarını yavaşça arkasına çevirdi. Direkt ona baktı. Birkaç tutam sarı saçı ensesindeki dağınık topuzdan firar ederek boynuna ve dudaklarına dolandı. Zülfikar o sarı saçların arasından ona tebessüm eden dudakları net bir şekilde seçmişti. Bahis buraya kadardı, hesaplar kapanmıştı. Kaybeden oydu.
-Okşayışlarımızın arasında az mı hakaret ettik çalar saate -Ama çok tatlıydı uyanmak ve birinci olmak için yarışmak -Birinci olan üstünden sular akarken kapıyordu havluyu
Sayfa 80 - Metis·Kitabı okudu
Alıntı
Annesinin masalları ile büyüyen bir kız çocuğu olmadım. Bana sevgilimin bana okuduğu masal kitabının tadına baktım. Huzurla uyumak denilen şey mideme öyle iyi geldi ki; günler önce harıl harıl kusan o kız ben değildim. Küçük tilkinin annesi ile sohbetini Ozan'ın ağzından; kimi kez Türkçe kimi kez Yunanca dinlemek; üzerinde düşünmekten kaçındığım, düşünsem de karar veremediğim şeyleri ayan beyan görmemi sağladı. Kendimi eleştirdim, hayır bakın altını çiziyorum; yargılamadım, eleştirdim. Ozan'ı da eleştirdim, bir sürü şey düşünüp berrak bir zihinle yeni kararlar aldım. Bunların hemen hepsini hamakta sallanıp İskeçe'nin gökyüzüne bakarken yaptım. Karar vermenin hafifliği diye bir şey var biliyor musunuz? Onu tattım. Kelebek oldum, gökyüzüne uçtum. Hava çok güzeldi, uçmak tatlıydı.
Sayfa 67 - Bahar, Kaktüs Sanat·Kitabı okudu