Ey arzu ve iradesi ilimlerin idrakine adanmış, düşüncesi aklî gerçekliklerin gizemlerine uzanmış; çalışma ve koşturması dünyanın değersiz
lezzetlerinden ve süslerinden yüz çevirmiş; gayreti ilim ve ibadetle saadeti
elde etmeye vakfedilmiş kişi! Kendisine hamdetmek her şeyden önce gelen Allah’a hamdü senadan, Allah’ın elçisi ve kulu olan Hz. Muhammed’e
salâtü selamdan sonra, iyi bil ve anla ki:
Biz Mi‘yâru’l-‘ilm isimli bu kitabı, önemli iki amacı gerçekleştirmek
için yazdık. Bunların ilki, düşünme ve akıl yürütmenin (nazar) yollarını anlatmak, kıyas ve çıkarsamaların yapılış yöntemlerini aydınlatmaktır.
Nazarî bilgiler insanlara fıtrat ve yaratılıştan hazır olarak verilmediği için
bu bilgilerin kaçınılmaz olarak sonradan öğrenilip elde edilmesi gerekir.
Zira herkes bu öğrenim işini hakkıyla yerine getiremez ve talep edilen şeye
ulaşmak için yol bulamaz; bir yola giren herkes yetkinleşmeye imkan bulamaz ve yetkinliğin zirvesine ulaşmadığı halde bu hususta yanılmadığından da emin olamaz. Doğruya benzeyene ulaştığını zanneden herkesin, seraba kapılmadığının güvencesi yoktur.
-kalpte tath ve kusatic büyük bir gelecek umudunu tutusturarak, kisiye geçmisi unutturan- süregen bir uyankliga çeviren baglilktan daha büyüleyicisi, daha güçlüsü ve daha güzeli yoktur.