bizim küçük anadolu sehirlerimizde bu müzmin evlenme hastalığı daima hüküm sürmektedir. en kuvvetliler bile bir iki sene dayanabildikten sonra bu umarsiz mikroptan yakalarını kurtaramazlar ve kör gibi, önlerine ilk cikanla evleniverirler.
tabii bu evlenmede herhangi bir müşterek hayattan ziyade, erkek icin evde bir kadın bulunması; kiz için de "münasip bir kismet" varken kaçırılmaması, düşünülmüştür. bu izdivaç mikrobu, evlendikten sonra faaliyetine baslar: evvelce birtakım emelleri olan, yükselmek, kendini göstermek, eser vermek isteyen adamlara bir kalenderlik, bir lakayıtlık gelir. evde meram anlatmaya asla imkan olmayan, seviyesi, ahlak telakkisi, dünya görüşü ve ihtiyatlari büsbütün ayrı olan bir mahlukla daimi bir beraberlik insani dış hayatta da bedbin yapar ve bütün insanlardan şüpheye düşürür.
Kitaba yeni başladım bir iki güne bitireceğimi düşünüyorum. Kitap hakkındaki başlangıç yorumumu yapmak istiyorum. 1900'lerin başında günlük hayatımızda kamera vb teknolojik aletler yoktu. Aslında dünyada vardı ancak ülkemiz o zaman da, bu zaman gibi teknolojik gelişmeleri sadece takiple yetindiği için henüz tanışmamıştı kamera ile.
Kuyucaklı Yusuf'ta yazar öyle güzel
ve canlı bir anlatım yakalamış ki sanki film izliyormuş hissine kapılıyorsunuz. Tasvirler o kadar yerinde ve ölçülü ki kendinizi olayın içinde hissediyorsunuz. Ayrıca yazarın kullandığı yalın ve akıcı üslup okumayı kolaylaştırmış. Bitirince ayrıntılı bir inceleme paylaşacağım.
İnceleme yapmayı çok isterdim ancak ortasından sonra ızdırapla okudum. Başladığım kitapları yarım bırakmama prensibim olmasaydı bırakırdım. Bahsetmek gerekirse yazarın ne anlatmak istediği muallak kalmış, karakterler son derece zayıf oluşturulmuş. Uzun uzun tasvirleri Dostoyevski'de görmek son derece normal ve belki de yazarı sevme sebebimiz ancak bu kısa romanda olduğu gibi amaçsızca olursa öhh dedirtiyor.
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Timaş Yayınları · 013,7bin okunma