Benim için çok şey ifade ediyordu. Abin için de. Hepimiz için. Universalla anlaşma yapmıştık. Avcumuzun içindeydi. Albümler, tekliler, turneler, tanıtımlar. Bugünün Coldplayi olabilirdik.
“Coldplayden nefret edersin."
«Eğer Paris'e 22 Haziran Salı günü yerine, planladığım gibi 18 Haziran Cuma günü gitseydim. Eğer kardeşimin garajı kullanılabilir durumda olsaydı. Eğer Mercierler evlerini satın alma isteğime boyun eğmeselerdi. Eğer anahtarları önceden almasaydık. Eğer annem kardeşimi aramasaydı. Eğer kardeşimin oğlumuzu tatile götürme teklifini geri çevirmeseydim. Eğer Claude'u Paris'ten arayıp oğlumuzu okuldan almasına gerek olmadığını söyleseydim. Eğer Claude kardeşimin motosikletini almasaydı. Eğer ATM'de 300 frank unutmasaydı. Eğer Death in Vegas'ı değil de Coldplay'i dinleseydi. Eğer Tadao Baba var olmasaydı. Eğer Japonya ve Avrupa Birliği arasında serbest ticaret anlaşmaları imzalanmasaydı. Eğer hava bu kadar güzel olmasaydı. Eğer Denis R. 2CV'yi babasına geri getirmeseydi. Eğer ışık kırmızıya dönmeseydi. Olmasaydı, olmasaydı, olmasaydı, olmasaydı, olmasaydı, olmasaydı, olmasaydı.»
§
"Zümrüt rengi denizi gören sahil yolunda araba sürüyorum. Hava güneşli ve gökyüzünde bir tane bulut yok. Coldplay'in "Viva la Vida"sı gibi bir şarkı çalsa tam uyacak, içimi kıpır kıpır ettiren bir ritim olsun ne olursa olsun fark etmez."
§
ama avukatın önerilerini umursamadım. hapse girmek istiyordum. tekrar arabaları ya da çakıllı yolları görmek, radyoda coldplay duymak ya da sensiz yapmak zorunda kalacağım onca şeyi düşüneceğim bir dünyaya geri dönmek istemiyordum.