Saremsi ۵

Puan vermedi·93 syf.··
2020 62. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2020 23:21
Eğer sesli inceleme yapma şansım olsaydı, cümlelerime başlamadan önce oyuncağı misafir çocuğu tarafından alınmış cimri çocuk gibi ağlardım... Kitabın sonu öyle ki, ocakta süt taşacak olsa, 3 saatte bir geçen otobüsünüz kaçacak olsa yine de dalıp okuyacağınız, misafirleriniz gelecek olsa mutfakta ikramlık şeyler hazırlarken arada kaçamak kaçamak okuyacağınız bir bölüm, bir son. Ya da afedersiniz, son değil yarım. İşte tüm mesele de burada. Bu yüzden elinden oyuncağı alınan çocuk gibi kaldım. İlk 25 sayfasını okuduğum müddetçe çok yavaş ilerledim başka kitaplar girdi araya, benim işimin yoğun olduğu zamana denk geldi vs, o sırada kitabı okuduğumdan kime bahsetsem ya da konusu geçse "aaa mükemmel bir kitap o ya" ya da "sen onu okumamış mıydın" "hala okumadın mı gerçekten" gibi tepkiler aldım ve bu zaten fazlasıyla olan merakımı daha da arttırdı. Yine de şehir dışına çıkıyor olmasaydım henüz okumamış olurdum. ("ince kitabın avantajları, okuruyla beraber gezebilmektir. :)") Sıcacık sobanın yanında kitabı ne zaman bitirdiğimi farketmeden, ve o sonun o muhteşem sonun etkisiyle, kitabı okuyan arkadaşlarıma mesaj atıp kitabın yarım kalmasına, bundan bana hiç bahsetmemelerine sitem ve birazcık da Necip Fazıla sitem ettim. Mezarına gidip bu kitaptan bahsedicem ve eğer mümkünse bir şekilde tamamlamasını rica edicem. Her ne olursa olsun, mutlaka okunması gereken bir kitap. Bu kadar ince ve akıcı bir kitabı okumazsanız ne kaybedersiniz bilmiyorum ama, okursanız çok şeyler kazanacağınıza eminim. Şimdiden tüm okuyacak olanlara iyi okumalar dilerim.
Tarih
Abdülhamid HanNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20221,564 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·194 syf.··
2020 61. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2020 15:44
Üstad'ın O ve Ben kitabına inceleme yazmadım diye üzülüyordum ama değer verdiğim birinden hediye edilen bu kıymetli eseri okurken iyi ki yazmamışım diye düşündüm çünkü şuan yazdığım inceleme ne "Kafa Kağıdı''nın incelemesi ne de" O ve Ben"'in. Çünkü incelemem kitaba değil yazara ait olucak bu sefer :) Kreş öğretmenliği yapan bir arkadaşımla konuşurken, "yaramaz çocukları daha çok severim onlar çok daha farklılar" demiştim. Ve Necip Fazıl'ın çocukluğu beni benden aldı. Kimi yerinde kendi kendimi gülerken buldum. Kızkardeşi Şeyma için anlattığı elma hadisesi için de her iki kitapta da çok duygulandım. Babası ile olan ilişkisini şöyle paylaşayım. "Babamla ömrüm boyunca konuşmam toplasan bir gün kadar tutmaz." bu konuda ona benzediğim için mi, dönüş yapıp sonradan bu yola başkoyduğu meselesinde ona benzediğim için mi, düşüncelerinden sıyrılamama hastalığına misalle; 'kafasının içi bir cenk meydanı gibi' oluşunki benzerliğimizden dolayı mı seviyorum Üstad'ı bilmiyorum ama, sevilmeye layık, her eseri okunmaya değer bir yazar olarak görüyorum ve özellikle öneriyorum. Bu eser Üstad'ın yarım kalmış eseridir. Üstad'ı tanımasına, sevmesine vesile olduğum bir arkadaş bana Necip Fazıl'ın hangi eseri yarım kalmıştı diye sordu bende bilmediğim için herhangi bir bilgim yok ama internetten bakayım dedim. Fakat öyle bir şey olduğunu göremedim. Eve gelince de kargo da bu kitabı görüp, kitabı bitirince de demek yarım kalan eseri bu kitapmış diye hayretler içinde kaldık ikimizde :) Çünkü biz konuştuk, ve karşımıza çıktı. O yüzden bana bu kitabı hediye eden kişiye tekrardan bu kitabı seçtiği için özellikle teşekkürlerimi iletiyorum. :) Şu anda okuyan, okumayı düşünen herkese iyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Kafa KağıdıNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 19843,125 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 56. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2020 02:38
İtiraf etmeliyim ki, kitap için değil yazar için inceleme yazmayı düşünüyordum. Necip Fazıl'ın her eserinde incelememin mutlaka olması düşüncesindeydim ta ki, sonu hüzünle bitmiş olmamasına rağmen gözlerimden süzülen iki damla yaşı ve laf gelimi tüylerimin diken diken olduğunu farkedinceye kadar. O zaman düşündüm ki, ne olursa olsun bu kitaba inceleme yazardım. Kitabın sonunda değil, ortalarında, bir defa değil, defalarca düşündüğüm şu oldu; keşke ilk önce diğer kitaplarımı bitirseydim de sonra Necip Fazıl'ın eserlerine başlasaydım. Çünkü... Bu eserler dışına çıkınca kayboluyorum. Ve yine kendimi, Necip Fazıl'ın eserlerinde buluyorum... Aynadaki Yalan Üstad'ın tek romanı. Tabi roman deyince akla gelen romanlardan değil. Tasavvuf, Istırap, Hakikat, Allah'a yöneliş ve sonunda.. Allah'ı buluş... İncelememi okuyarak kitabı alıp sonra hayal kırıklığına uğramanızı istemem. Ama aksine incelemeden somra alıp beğenmeniz, buna vesile olmak da beni çok mutlu eder. Bu kitap benim için konusuna dair hiçbir şey bilmememe rağmen dikkat çekici, daima alıp bir an önce okumak istediğim bir kitaptı. Elhamdülillah pişman olanlardan değilim. (ki bu seçenek aklıma bile gelmemişti) Kitaba inceleme yazıyorum, kitap hakkında bahsetmem lazım ama, kelimeler beynimde dönüyor fakat cümleye dönüşemiyor. Okuduğum diğer kitaplarda bu soruyu almamama rağmen bu kitabı okurken "ne anlatıyor" sorusunu bir kaç farklı kişiden aldım. Ama ne anlatıyor bende bilmiyorum ki? Aşk desen, tam olarak o değil. Sevmediğin tarafından sevilip sevilmediğini sevmek desen, yine tam değinmiş olamam. Hastalıklı bir ruh hali desem, ruhu hepimizden sağlam... Mana şuraya çıkıyor ki; kelimelerim tükeniyor. "-Arada bir tutulurum; kelimelere güvenim kalmaz" (Sf. 23) Şunu da kavradım ki; -İnsan; "var" ile "yok"
Edebiyat
Aynadaki YalanNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20176bin okunma
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2020 49. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2020 18:01
Öncelikle, bu kitabı akıllılara ve kendini akıllı sananlara, Delilere ve kendini deli sananlara, Dostoyevski sevenlere, Ruh boşluğunda olanlara, ailesinden dahi kaçmak isteyen ama uzaklaştığı anda onların ismini sayılamaktan, başkalarına onu anmaktan başka bişey yapmayanlara, Gecenin bilmem kaçı kendini bir sahile atmak isteyen, yanında olmak isteyen dostunu bile yanında olmasını istemeyen/dostu olmayan herkese, Sevilip sevmediği, kaçmak isteği duyduğu için kendini dünyanın en kötü insanı olduğunu hisseden, Başkalarının meraklı bakışları altında kalmış, sırf insanların merakını gidermek için konuşmak zorunda kalanlara, Sebep ne olursa olsun, bir boşluğun girdabına düşmüş olana, Ve, kimsenin yapamadığı şeyi, sadece yapmak için. Sebepsiz, sırf cesaret edebilmek için yapan herkese öneririm. He birde, eline geçen parayı, günü dolmadan bitirenlere öneririm :) Anladım ki sene kaç olursa olsun, dünyanın hangi köşesi olursa olsun, insan kendi günahına gözlerini kapar da , karşısındakinin her günahını çerçeveletip asarmış. Ve yine anladım ki, kötülük ve günah sadece kötü yolda olmak ve katil olmak diye adlandırılmış. Halbuki ne kalbe bakan olmuş, ne de akıldakini merak eden.. (tabii ki bu iki günahı temize çıkarmak değil niyetim) Birgün yurdun anahtarları bende, yani ilk benim gitmem gerek. Gelenlere kapıyı ben açıcam yoksa dışarıda kaldılar demektir. Birde kitap fuarı var, ve son gün. Bende bir deli olduğum için, benimle beraber gelen kızı kapıyı açması için oraya bırakmak yerine onu da yanımda sürükleyip gittim (neyseki bir problem olmadı). Gidip kitabı aldım, başladım okuyorum rahat rahat, ama bu sefer de "kitap görmeyi yararsız görüyorum ne gereksiz şey ondan daha önemli şeyler var" diyen bir arkadaş, hocaya derslerin daha çok üzerinde durulması gereken kimsenin kitap
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,1bin okunma
Not; iki kere iki dört eder.
Puan vermedi·140 syf.··
2020 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2020 18:31
Kitap yazmak sanatsa, kitabın ismi ayrı bir sanattır. Çünkü etkisini o belirler, ismine göre öne alıyoruz kitabı, ya da kütüphanede bekletip erteliyoruz okumayı. Ve yazılanı okumak sanatın en önemli, ve en özel kısmı. Bu kitap susmayı, konuşmaya tercih edenlerin, biriyle düşman olduğu halde onunla kardeş olabilme ihtimalini bile düşünen iyi yüreklilerin, kimseye inat edemeyip sonunda kaybedenlerin, kaybettiği için kazanmaya inat edenlerin, ve de YALNIZLAR'ın ertelemeden okuması gereken bir kitap. Ben susarım çünkü konuşmaya değer bulamıyorum kitaplar gibi, okurum çünkü yazmaya değer bir şey bulamıyorum kitaplar gibi.. O zaman sanatın başından başlayalım, etkiyi oluşturan isimden. "Yeraltından Notlar" ben diyorum ki, yeraltı, bilinçaltıdır. Ve diyorum ki, bu kitap bilinçaltından notlar.. En büyük sanatta bilinçaltı değil midir? 'Notlar'ımız, bilinçaltımızın sözleridir. Bilinaçtımızla yaşar, bilinçaltımızla uyuruz. Değil mi ki rüyalarımızda onunla şekillenir. O zaman bende incelememi, sevgili okuyuculara bilinçaltımdan bir küçük not olarak bırakıyorum.. Peki sizin Yeraltı Notlar'ınız var mı bazen insanlardan kaçıp tümüyle aklınızdan ne geçiyorsa kağıda döktüğünüz? Eğer yoksa, geç kalmamanızı tavsiye ederim. Dostoyevski'ye göre bir tembel bile olacaksan, bir şey olmamız gerektiğini öğrendik. Peki biz bir 'şey' miyiz? Anıldığımızda bu adam tamda böyle denilecek bir özelliğimiz var mı? Ya da gecenin üçünde uykumuzdan uyandıracak bir gayemiz hedefimiz var mı, bu, birisiyle çarpışma isteği kadar basit bir şey olsa bile. Dostoyevski hepimizin adına konuştu, yeri geldi yalan söyledim diye geçiştirip doğrusunu söyledi. Hayır, aslında o yalan değil fakat kendisinin, hepimizin çelişkide kalıp üstesinden gelemediği gerçeklerdi. Ya da ben böyle düşünüyorum. Sanatın
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,4bin okunma