Günümüzün küresel gıda sistemleri, şimdiye dek benzersiz bir ekonomik güç ve para yoğunluğuna sahip devasa şirketlerin oluşturduğu küçük bir grup tarafından kontrol ediliyor. Birkaç ticaret devi, gıda pazarını (temel zirai ürünler piyasası, gıda imalatı ve perakendeciliği) her düzeyde hâkimiyeti altına almış durumda. Oxfam 2013 yılında dünyadaki tüm gıda sistemlerinin %70'inin en fazla 500 şirket tarafından kontrol edildiğini ortaya koydu; bu şirketler tükettiğimiz endüstriyel yiyecek-içecekleri meydana getiren tüm maddelerin de ilk alıcısı. Bu ufak grup içerisinde mega şirketlerden oluşan küçük bir elit bulunuyor ve bunlar yediğimiz ve içtiğimiz şeylerin çoğunu kontrol eden ticaret devleri. Bunlar arasında Nestlé, Unilever, Mars, Coca-Cola, PepsiCo, Mondalez, Danone, Associated British Foods, Kraft, General Mills, Kellogg's, McDonald's ve Compass Company gibi ünlü isimler mevcut. Bu kurumların gücü neredeyse analize meydan okuyor. Örneğin Nestlé 2012 yılında dünyadaki 70 ülkenin toplam gayri safi yurtiçi hâsıladan fazla bir miktar elde etti. Aynı yıl ulaştıkları satış rakamı 100 milyar dolar; bunu Uganda'nın 51 milyar dolarlık gayri safi yurtiçi hasılayla kıyaslasanıza. Üstelik bu zirai-endüstriyel iktidar oyununun ortaya çıkışı yalnızca ticari bir süreç değildi; başta euro ve dolar sübvansiyonları olmak üzere, Batılı hükümetler tarafından teşvik ve hatta destek de gördü.