7/10
··
4 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:58
7/10 kitap cok akiciydi hemen okudum, yemekler ve ascilikla ilgili her sey genel olarak ilgimi de ceker zaten. konusu da guzeldi. ortalara kadar her sey muhtesemdi ve devami da havaliydi aslinda ama sonlara dogru gidisat pek favorim olmadi. ama kendi icinde kitap cok iyi bir sonla bitti. ben nasil seyler dusunurdum diye anlatmayacagim... ama conrad harbiden harika bir karakterdi. kitabin kapagindan sikayet etmek istiyorum cunku kitabin konusuyla alakasi yok. yani oyle kucuk bir alakasi var ki kitap hakkinda cok yanlis bir izlenim vermis. orijinal baskisindaki kapagi gordum de keske oyle olsaymis yani. kapak kendisi guzel dursa da fazla alakasiz olmus.
AşçıHarry Kressing · Holden Kitap · 2024228 okunma
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Kitabın başlangıcı bile Türk’ün ne kadar medeni ne kadar ileri görüşlü ne kadar ince fikirli olduğunu gözler önüne sererek ilerliyor.alparslan’ın Diojen karşındaki tutumu onun onurunu incitmemek için yanında çadır kurdurması fakar ülkesine dönen diyojenin kendi tarafında gözleri oyulması ve ölmesi melikşahın zaferi kardeşine nasip olsun diye dua etmesi takvimin yenilenmesi avrupanın ise 1582 de takvimi düzeltmesi bakın durun daha başlamadık I haçlı seferi 1096-1099: Günaha bulanan hristiyanların tövbe etmesi zengin günahkar için 4 ing altını fakir için 9 şiling bununla da yetmeyip 300 yıllık bir günahkar cezası çıkıyordu din buna bir kılıf buldu ve haçlı seferine katılacak olanların günahlarının affedileceğini duyurdu hatta ölenlerin cennete gideceği Papa II urbanus fransa’ya dönerek Clermont Konsilini topladı fransanın en önemli lideri Tolulouse kontu Raymond de Saint Gilles ve başpiskopos Adhemar de MOnteil talip oldular oluşan haçlı ordusuna katılım büyüktü kadınlar çocuklar herkes içindeydi ( nede olsa günahları affedilip cennete gidecekler ) Bizans imparatoru I Aleksios bu büyük kalabalığı istemedi çünkü geçtikleri yerleri talan edecek çok zarar vereceklerdi ki öyle de oldu .bunun üzerine Aleksios haçlılara refakatçi ordular verdi . Ağustos 1096 yılında 4 esas haçlı ordusu avrupanın değişik yerlerinden yola çıktı . 1.ordu Fransalı Franklar ordusu Vermandois kontu hugue le grand robert courteheuse ve robert flndralı loren kaynaklı orduyu gecikmeyle takip edecek 2.ordu Loren kaynaklı ordu almanyayı geçip balkanlara kuzeyden girecek aşağı loren dükü godfrey de Bouillon kardeşi Baudouin de Boulogne ve kuzeni Bourglu Baudouin 3.ordu Güney Fransalılar ordusu Toulouse kontu IV Raymond veya Raymond Saint -gilles kuzey italyadan balkanlara girip Sırbistan ve Makedonya
Türklere Karşı Haçlı SeferleriRaşid Erer · Kaknüs Yayınları · 200218 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
6/10
·309 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 21:41
Joseph Conrad'ın Casus’u, ilk bakışta bir siyasi roman gibi görünse de aslında insan ruhunun karanlık taraflarını inceleyen yoğun bir metin. Kitabın merkezinde Bay Verloc vardır. Bay Verloc, sıradan görünen bir dükkân işletirken aynı zamanda anarşist çevrelerle ve devlet mekanizmalarıyla ilişki kuran bir casustur. Londra’nın sisli ve boğucu atmosferinde ilerleyen hikâye, bir bombalama planı etrafında şekillenirken giderek aile içi trajediye dönüşüyor. Özellikle Stevie karakteri üzerinden Conrad, masumiyetin politik oyunlar arasında nasıl ezildiğini çok sarsıcı bir şekilde anlatıyor. Conrad’ın en güçlü yanı yine atmosfer kurma becerisi olmuş. Londra burada yalnızca bir şehir değil; ahlaki çürümenin, korkunun ve yabancılaşmanın simgesi gibi duruyor. Karakterlerin iç dünyalarını anlatırken kullandığı ağır ama derinlikli dil, insanın iç sıkıntısını okura geçiriyor. Özellikle Verloc’un edilgenliği ve Winnie’nin giderek büyüyen çaresizliği, romanın psikolojik yönünü siyasi yönünden daha etkileyici hâle getiriyor. Benim için kitap biraz ikili bir yerde kaldı. Kötü diyemem çünkü Conrad gerçekten çok güçlü bir yazar ve metnin edebi tarafı oldukça etkileyici. Ama siyasi tartışmaların ve dönemin anarşizm meselelerinin yoğunluğu zaman zaman beni hikâyeden uzaklaştırdı. Romanın psikolojik ve insani taraflarını daha çok sevdim; politik yönü ise bazen fazlasıyla soğuk ve mesafeli hissettirdi. Yine de Conrad’ın insan doğasına dair yaptığı gözlemler kitabı sıradan bir “casus hikâyesi” olmaktan çıkarıyor. Casus, aksiyondan çok ruh hâli okutan, karanlık atmosferiyle insanı içine çeken bir roman. Belki herkese hitap etmeyebilir ama klasik edebiyatın insan psikolojisini en sert biçimde işleyen eserlerinden biri olduğu kesin.
Edebiyat
CasusJoseph Conrad · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,961 okunma
Yol Uçuruma galebe çalar mı?
10/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
#Yoluçurumu @bir_aybüke_akgül'ün ilk eseri. Yola beraber çıktığımız kardeşlerimden. Bir bebeği bekler gibi bekledik Yol Uçurumu'nun gelişini. Daha müjdesi verilmeden çok sevmiştik onu. Edebiyatımızda kalıcı izler bırakacağına inandığım Yol Uçurumu ve onu takip edecek eserleriyle Aybüke Akgül'ün kaleminin münbit olması dileğiyle... Kelamullah'tan feyzlenen kelimeler, köklerden göklere uzanacak hikâyeler düşsün nasibine... 19 hikâyenin yer aldığı eserde ilk öykü Nahir'in Gözleri. O masalsı dokusuyla en etkilendiğim metinlerden biri. Satırlar boyu Nahiri yeşilin nasıl bir renk olabileceğini düşündüm. Rüyayla gerçeğin yer değiştirdiği, gözlerin bir insanın benliğinin en önemli parçası olduğunu anlatan hikâye, arayışlarımız üzerine de düşündürüyor. Bir ömür boyu aradığımız, gördüğümüz, bildiğimiz şey aslında "Bir ben var bende..." sözlerinin işaret ettiği gerçek olmasın? İki Çay, "Bazılarının kaderini bir veba, bir bulaşıcı hastalık gibi nefesinde taşıyıp başkalarına bulaştırdığını düşünüyorum." cümlesiyle başlıyor. Hayatımızdaki karmaşaların, çözüm bulamadığımız problemlerin kaynağını başkalarında değil kendimizde aramalıyız fikri üzerine kurgulanmış hikâye nasip, kısmet dediğimiz mevzuyu hatırlatıyor. Şans, baht, talih, uğursuzluk değildir bu, aslolan "Kader gayrete aşıktır." "Bereketi hep sonundaydı ama ben, son yudumu içemem, içemem o kadar." diyen bir adamın hikâyesi Son Yudumu İçemem hikâyesi. Hayatında yarıda bıraktığı ilişkileri, bir türlü itiraf edemediği gerçekleri bardağın sonunda biriktiriyor. Biriktirdiklerimiz kadarız sanki, bardağın dibindeki damlalar kadar. "Talihimiz yokluktan da nasibini almış, bitmesini istemezdik bir şeylerin." "Sadece bir kere çok yakınından geçtiler birbirlerinin. Hava güneşli değildi." Behzat ve Leman'ın kavuşamama hikâyesi Ufuk
Edebiyat
Yol UçurumuAybüke Akgül · Şule Yayınları · 202534 okunma
7/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 10:20
Joseph Conrad ,bu iki öyküde adeta tam bir yaşam döngüsünü avuçlarımızın içine bırakıyor. Gençlik öyküsünde Marlow’un ilk deniz yolculuğuna eşlik ediyoruz. Sayfalardan adeta macera tutkusu ve umut fışkırıyor. Üst üste yaşanılan tüm olumsuzluklara rağmen yaşadığı coşku bir an bile sönmüyor. Çünkü gençlik tam olarak böyle bir şey; hayatın ileride bir yerde sadece bizi beklediğine, her şeyi yenebileceğimize dair o deli, hatta kör edici iyimserlik… Madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde ise bizi Yolun Sonu karşılıyor. Bu sefer çok daha sessiz, hüzünlü ve trajik bir atmosfer var. Kaptan Whalley’nin son yolculuğuna şahitlik ediyoruz. Onun o mağrur, kimseye boyun eğmeyen sessiz gururu, hikâyeyi çok daha ağır ve vurucu kılıyor. Ancak kitabın diline dair ufak bir eleştiri bırakmam gerekiyor. Joseph Conrad ’ın eski bir kaptan olmasından ötürü metne yedirdiği yoğun denizcilik jargonu ve teknik terimler, konuya yabancı okurlar için zaman zaman akıcılığı zorlaştırabiliyor. Özellikle Yolun Sonu öyküsündeki o ağır, dolambaçlı betimlemeler ve uzun cümle yapıları, sabırsız okurları hikâyeden biraz uzaklaştırabilir. Yine de bu yoğun üslubun, denizin o tekinsiz ve ağır havasını hissettirmek için bilinçli bir tercih olduğunu kabul etmek gerek. Deniz edebiyatının bu sarsılmaz zirvesini okurken yaşamın hem coşkulu başlangıcını hem de hüzünlü vedasını aynı anda hissettim. İnsan olmanın o çıplak ve kırılgan özünü görmek isteyen herkesin bu iki öyküye kesinlikle şans vermesi gerekiyor.
Gençlik – Yolun SonuJoseph Conrad · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527 okunma
3/10
·134 syf.··
2026 87. kitabı
Önsöz ve sonsöz kısımları uzun olsa da harika bir kitap. Kitapla ilgili yazılan yazılar, tartışmalar oldukça fazla. Spoiler vermeyeyim :) Önsöz ve sonsöz belki kitap bittikten sonra okunabilir. Conrad’ın anlatım tarzı olağanüstü. Kendisi de kaptanlık yapmış zaten, iyi betimlemelerinin ve okurken uyandırdığı o ürperti duygusunun sebeplerinden birisi de yazarlık yeteneğinin yanında kendisinin de bunları deneyimlemiş olması diyebilirim. Sadece işlediği konu değil işleyiş tarzı da etkileyici. Bu nedenle kitap okumayı, özellikle de klasik eserleri okumayı seven herkes okumalı diye düşünüyorum.
Karanlığın YüreğiJoseph Conrad · Saga Kitap · 20261 okunma