...Söyle ona iyiyim
Ona rastlarsanız diyorum kuşlara
Beni unutmayasınız sakın
Söyleyin ona iyiyim
İyiyim
Ben iyiyim
Hâlâ görüyor gözlerim
Ay hâlâ gökyüzünde!
Hâlâ paralanmadı eski giysim
kenarları yıprandı ama hâlâ sağlam
Artık yirmisinde bir delikanlıyım
Düşün, tam yirmi yaşımdayım
Artık bir delikanlıyım canım
Yaşamla boğuşuyorum
Tam bir erkek gibi sorumluyum
Çalışıyorum
Bir lokantada bulaşık yıkıyorum
Kahve yapıyorum müşterilere
Onları mutlu kılmak için
Gülücükler takıştırıyorum
Hüzünlü çehreme...
Michael Cook'a göre ; Peygamber Muhammed ve Dört Halife döneminin siyasi ruhu, cumhuriyetçilikle ilişkili üç ana özelliğe sahipti.
1. Krallığını kendi mülkü olarak gördüğü türden bir siyasi kültüre kesinlikle karşıydı.
2. Despotizmin reddedilmesi.
3. Hukukun üstünlüğüne güçlü bağlılık.
"Sevgili Taavur,
Senin bir kitabın varmış, az yazan Dağlarca'nın “Lacivert” şiiri. O kitapta “Biz hayvanları yerdik” diye başlayan bir şiir var, ben onu çok severim, seni de! Emel sana o şiiri okusun. Sonra sen hep git. Çook uzaklar olmasa bile, yakın uzaklara git. Mesela Barlas'a git. Ama bu arada Öneden ve Kodekan'a acı, bazen onları da düşün yanında götürmesen bile, onların da çook uzaklara gitmek isteyebileceklerini düşün."
Ona göre modern turistler, aceleyle geziyor ve gercekte hiçbir sey görmüyorlardı. Özellikle trenle bir haftada Avrupa'yi dolasıp "Avrupa gördüm," diye böbürlenen turistlere cok kızıyordu (bu bir haftalık seyahat ilk kez 1862 ylınde Thomas Cook tarafından hizmete sunulmuştu). "Saatte yüz kilometre katederek yer değistirmek gücümüzü, mutluluğumuzu ve bilgimizi bir nebze bile artırmayacaktır. İnsanlarin dünya üzerinde görülmesi gereken her şeyi görmeleri mümkün değildir. Daha fazla sey görebilmek için yavas yürümeleri gerekir, hızlı yürümek onlara hicbir sey kazandırmaz. Asıl değerli olan düsüncedir bakıştır, hiz değil Hızla yol almak merminin hedefe ulasmasını kolaylaştırmaz; gerçek bir insan olmak isteyenler, yavas gitmekten zarar gelmeyeceğini bilmelidir çünkü insanın zaferi gitmekte değil var olmaktadır."'