Başta Hz. Ali ve Hz. Peygamber olmak üzere Ehl-i Beyt mensuplarının menkıbeleri, hilafet meselesine dair tartışmalar, Kerbela olayını anlatan makteller, Eba Muslim, Battal Gazi gibi destanlar, Hacı Bektaş Veli Velayetnamesi gibi velayetnamelerde yer alan hikayeler, nesilden nesile aktarılarak toplumu bir arada tutan ve kolektif aidiyet hissini yaratan ortak belleğin ana unsurlarıdır. Bütün Alevi gruplarının paylaştığı bu ana bellek havuzuna, ocak mensuplarının kendi atalarına dair anlattığı menkıbeler de yerel uzantılar olarak eklenmelidir. Kentleşmeyle beraber menkıbeler üzerine kurulu geleneksel bellek artık yerini Maraş Olayları, Çorum Olayları, Madımak Katliamı, Diyanet meselesi, asimilasyon tartışmaları, cemevinin statüsü gibi tartışmalara terk etmiştir. Bellekteki kayma, tarih projeksiyonunu da doğrudan etkiler. Hz. Ali başta olmak üzere geleneksel Alevi kahramanlarının hemen hepsi yaşayan bellekteki canlılığını yitirirken özellikle Atatürk ve bazı solcu liderler ön plana çıkmaktadır.
Alıntı
Milliyet gazetesi, 29 Mayıs 1980 gecesi Çorumda yaşananları bir vatandaşın ağzından bütün Türkiye'ye söyle aksettirecekti: "O gece sıkılan kurşunlarla Kıbrıs fethedilebilirdi"
"Buna gülmek denmez Samim, asap bozukluğu denir. Efendim, memlekette mizah ne kadar gelişmiş.Ne gelişmesi kardeşim! Memleketin asabı bozuk, olan bu. Halkımz sinirden gülüyor!" "Girgir'da da yazmişlar bu hafta: Japonlar Çorum Katliamından çok rahatsız diye." "Bizim rezilliklerimiz adamlara harakiri yaptıracak olsa gezegende Japon kalmaz. Samim!"
Şimdi büyüdüm, yaşamın zor olduğunu biliyorum ve hayatı daha dayanılır kılmak için "kötü" yollara başvuran kimi daha hassas insanlara kızmamak gerektiğini de.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Alıntı
Bir kereliğine yalan söylemek günah değildi.
Sayfa 62 - YKY 8. Baskı·Kitabı okudu
Alıntı
"Babam bir divanın üstüne uzanmış kitap okuyor, ben de yanına yatmışım.Bir yaşında olmalıyım, mutlu bir halim var, başıma kötü bir şey gelmez, babamla birlikteyim."