Phileas Fogg konuşmayı sevmeyen ve mümkün olduğunca az konuşan esrarengiz bir havaya sahip bir ingiliz beyefendisidir. Arkadaşlarıyla girdiği bir iddia sonucu seksen günde dünya turuna çıkıp başarıyla sonlandırabileceğini söyler ve hemen işe koyulur. Tabiki kahramanımıza birisi yoldaşlık edecektir ve o yoldaş, iddianın vuku bulduğu gün başkarakterimizin yanında çok yeni çalışmaya başlamış Fransız uşak Passepartouttur. Bu iki adamı seksen gün içinde nice zorluklar, nice engeller bekler fakat Bay Fogg yine de gösterdiği OLAĞANÜSTÜ soğukkanlılıkla bu engellerin üstesinden gelmeye çalışır.
Dünya’nın çeşitli ülke ve yerlerinden detaylı ve kapsamlı yer tasvirlerinin yanı sıra gayet sade ve anlaşılır bir dille yazılmıştı. Hareket ve aksiyon ardı arkasına hep vardı çok canlıydı. Adını dahi bilmediğim bir sürü mekan, şehir, liman, kabile -en ilginç kısımlardan biriydi- ve daha pek çok şey öğrendim. Okuması çok zevkli akıcı ve sürükleyici bir kitap. Umudun ve çözümün her daim bir şekilde var olduğunu bir kez daha anladım bu kitap sayesinde.