Çizgili Pijamalı Çocuk romanının kahramanı Bruno’nun ablası Gretel anlatıyor Artık Hiçbir Yer Ev Değil’i. Babası Auschwitz kumandanı olduğunda 12 yaşında olan, 1 yılını kampta geçiren, kardeşinin ölümüyle ilgili derin bir suçluluk duygusu yaşayan, savaş sonunda 16 yaşında annesiyle Paris’e kaçan Gretel’in hayatının anlatıldığı bir roman.
92 yaşındaki, kocasını yıllar önce kaybetmiş, Gretel Fernsby Londra’da, Hyde Park yakınında bir binada yaşamaktadır. Alt kat komşusu ölünce daireye yeni bir aile taşınır. Binada hayat değişmeye başlar. Karısına ve oğluna şiddet uygulayan ünlü bir film yapımsıcısı alt kat komşusu ve onun 9 yaşındaki oğlu Henry Gretel’i geçmişe götürürken biz de hikayedeki paralellikleri görüyoruz. Bu arada Gretel bize hayatının belli kesitlerini anlatmaya başlıyor. Hikaye 2022 Londra, 1946 Paris, 1953 Sydney ve 1953 Londra’sında geçiyor. Çizgili Pijamalı Çocuk ve Auschwitz’le ilgili anıların detaylarının yer aldığı iki ara bölüm daha var. Gretel yeni bir hayat kurmaya çalışırken suçluluk duygusu ve geçmişten gelen hayaletler yakasını bırakmaz. Sonunda Londra’da hayatını kurar ama suçluluk duygusu ve yas tüm yaşamına hakim olur.
Yazar kitabın konusundan bağımsız olarak üç temaya dikkat çekiyor. Suç ortaklığı, suçluluk duygusu ve yas. Gretel önceleri Auschwitz’te olanları değiştiremeyeceğini bilip sadece çocuk olduğunu vurgulasa da, savaştan sonra, Paris, Sydney ve Londra’da (1953) yaşadığı travmalar suçlu olduğu hissini pekiştiriyor onda. Bu konuda tarafım belli; Gretel bir çocuk ve savaş sonrası teslim olsaydı bile Nurnberg Mahkemeleri sayesinde haksız bir şekilde hayatı biterdi. Savaşı yaşayan hiçbir çocuk böyle bir geleceği haketmez. Auschwitz ve ÇPC hatırlatmaları ile de Bruno’nun ölümüyle ilgili yaşadığı suçluluk duygusunu öğreniyoruz. Aslında