Mazlum İlhan

Mazlum İlhan
@crazymanpower
Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.
Video içerik üreticisi - Etkinlik Organizatörü - Dijital Pazarlama (SEO, PPC)
İzmir / Balçova - Kuşadası
Hatay / İskenderun, 12 Eylül 1999
229 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Kendi İnsanlığını Aşmayı Beceremeyen Kuşak
Bizim neslimizin asıl yarası da budur: Daha iyisini, daha insancıl olanını istiyoruz, ama bu hedefe engel olanın, kendi kırılgan insanlığımız olduğunu anlayamı­yoruz
İnsan ve Duygular
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ezilen Ruhların Karanlık İntikamı
Bu yüzden ezilenler, başkalarını ezebilmek için kendilerini ezenlerin tarafına geçer; insanın insanlığını kaybettiği sonsuz bir süreç
İnsan ve Duygular
Toplumun Dayattığı Maskeler Uyum Sağlamanın Bedeli
10/10
·187 syf.··
Beğendi
·
2025 188. kitabı
İçimde en çok yankılanan şey, insanın kendi özünden nasıl uzaklaştırıldığı gerçeğiydi. Çocukluğumdan bu yana, toplumun beklentileriyle kendi hislerim arasında sıkışıp kaldığım anlar gözümün önünden film şeridi gibi geçti. Ne zaman kendi kalbimin sesine kulak vermek istesem, dış dünyanın otoriter sesi daha baskın çıkmıştı. Sessizce susmayı öğrendiğim, içimdeki öfkeyi bastırdığım, başkalarının beklentilerine göre şekil aldığım o anlar birer yara gibi yeniden açıldı. Gruen’in satırları bana gösterdi ki bu yaralar aslında kendi ruhuma attığım küçük ama derin darbelerdi. Fark ettim ki insanın en büyük ihaneti, başkalarına değil, kendi benliğine oluyor. Bazen bir tebessümle, bazen bir suskunlukla, bazen de “uyum sağlama” adı altında yapılan fedakârlıklarla kendi özünü susturuyorsun. Hatırladım; bir keresinde çok net hissettiğim bir düşünceyi, sadece başkaları yanlış anlamasın diye söylemekten vazgeçmiştim. Sonra kendime dönüp, “neden?” diye sormuştum ama cevabı hep havada kalmıştı. İşte kitap tam da bu noktayı işaret ediyor: Kendini bastırdığında, kendinden vazgeçtiğinde, aslında dışarıya değil kendi ruhuna ihanet etmiş oluyorsun. Gruen’in cümleleri ağır bir ayna gibi yüzüme tutuldu. İçimdeki sahici ben ile dışarıya sunduğum ben arasındaki mesafe, yıllar boyunca farkında olmadan büyümüş. Ve bir noktadan sonra insan kendi maskesine inanır hâle geliyor. Belki de en acısı bu; özünden kopmakla kalmıyor, o kopuşu normalleştiriyorsun. Çocukken hissettiğim saf öfke, saf sevinç, saf merak zamanla toplumsal rollerin içine sıkışmış, büzüşmüş. Kitabı okurken hissettiğim şey, bu rollerin arkasındaki o çıplak ruhu yeniden görmekti. Bir yandan düşündüm: Kaç kez başkalarının beklentilerini karşılamak için kendimi susturdum? Kaç kez hayır demek isterken evet dedim? Kaç kez kendi kalbim
İnsan ve Duygular
Kendine İhanetArno Gruen · Çitlembik Yayınevi · 2020341 okunma
Toprakla Konuşan, Gökyüzüne Ulaşan Kalp
Bazen hayat öyle sert vuruyor ki insan yere çakıldığını hissediyor. Yürüdüğün yol bir anda bitiyor, altındaki zemin kayıyor ve sen düşüyorsun. Ben de düştüm; öyle anlar yaşadım ki “bir daha kalkamam” dedim. Ama zamanla fark ettim ki o düşüşler, beni toprağa gömmek için değil, köklerimi derinlere salabilmem içinmiş. Çünkü insan, yere ne kadar yakınsa, aslında göğe o kadar yaklaşıyor. Düşmek bana, kendimden kaçamayacağımı öğretti. Yalnız kaldığım gecelerde kalbimden geçenleri, geçmişin izlerini, sustuklarımı tek tek yüzeye çıkardı. O anlarda düşündüm; belki de hayat, beni kırmak için değil, kendi özümü bulmam için dibe gönderiyordu. Çünkü her kırılışta, içimde başka bir dayanıklılık doğdu. Sanki toprağa çakıldıkça, gövdem daha sağlam bir ağaca dönüşüyordu. Bir gün, geçmişteki kayıplarımı hatırlarken fark ettim: O acılar, köklerimdi. Ne kadar derine gittilerse, ben o kadar sağlam kaldım. Yıkıldığım yerden tekrar kalktıkça, aslında daha yüksek bir noktaya ulaştım. Ve evet, acı geçmedi, izler silinmedi ama onların üzerine büyüyen ben, bambaşka bir insana dönüştüm. Şimdi biliyorum Düşmek aslında bir son değil, yeniden doğuşun başlangıcı. Çünkü her çakılış, içindeki özü bulmaya davet ediyor insanı. Ve köklerin derinleştikçe, göğe uzanacak gücün artıyor. Benim düşüşlerim bana tam da bunu öğretti Yıkıldım, kırıldım, ama her seferinde toprağın derinlerinden göğe doğru yükselmeyi öğrendim.
Duygu ve Düşünce
Kalkmak Çalışmak, Tekrar Denemek Vazgeçmemek
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 187. kitabı
En değerli dersleri, en çok canımı acıtan hataların içinden aldım. Behçet Yalın Özkara’nın Kalk Çalış Başarısız Ol! kitabı da tam da bu gerçeğin üzerine kurulmuş. Daha ilk sayfalarından itibaren, başarısızlıktan korkmamak gerektiğini, aksine onunla el ele tutuşarak yürümeyi öğrenmemiz gerektiğini hissettirdi. Çünkü başarısızlık, aslında yıkılmak değil; yeniden inşa etmenin, yeniden denemenin ve daha güçlü kalkmanın yolunu açıyor. Ben bu kitabı okurken, geçmişimdeki yaralar bir bir canlandı. lise yıllarımda denediğim ama sonuçsuz kalan projeler, iş görüşmelerinden eli boş dönmeler, hatta bazen çok çalışmama rağmen istediğim sonucu alamadığım anlar... O zamanlar bunları büyük bir yenilgi olarak görmüştüm. Oysa şimdi anlıyorum ki, hepsi yolun bir parçasıymış. Özkara’nın satırları bana bunu hatırlattı: “Başarısız ol, çünkü başarının yolu oradan geçiyor.” Hayatın bana attığı tokatları düşündüm; o anlarda içimden kalkmak gelmediği zamanları... Ama kalktım. Çünkü başka çarem yoktu. Ve şimdi geriye dönüp baktığımda, en çok geliştiğim, en çok öğrendiğim dönemlerin tam da o başarısızlıkların ardından geldiğini görüyorum. Bu kitap, işte o gerçeği yüzüme vurdu. Özkara, başarısızlığı yüceltmiyor, ama onu hayatın doğal bir parçası olarak kabul etmemizi istiyor. Başarısızlıktan kaçtıkça küçülüyoruz, oysa kucakladıkça büyüyoruz. Kitap boyunca hissettiğim en güçlü şey buydu: Kalkmak, çalışmak ve başarısız olmayı göze almak... Çünkü belki de gerçek başarı, asla düşmemekte değil, her seferinde yeniden kalkabilmekte. Bu kitabı okurken içimden şu geçti Hepimiz hata yapıyoruz, hepimiz düşüyoruz, hepimiz yoruluyoruz. Ama önemli olan, kendimize şunu söyleyebilmek: “Ben buradayım, yeniden denemeye hazırım.” Ve bazen, yeniden denemek bile başlı başına bir zafer.
Hayata Dair
Kalk Çalış Başarısız Ol!Behçet Yalın Özkara · Kronik Kitap · 20241,826 okunma