Çok zor geldi sayfaları çevirmek, ağırlaşmıştı yapraklar, çünkü hiç bitmesini istemeyerek ilerledim.
Kitabı okumadım, izleyip seyirci de olmadım, çünkü her bir kelimeyi tane tane özümseyip, yaşadım. Bundandır ki ne gözümde canlandırmama gerek kaldı ne de hayal etmeme.
Frenlemeye çalıştım kendimi sürüklenmemek için, çünkü olur da bu kısa film hemen sona erer diye korkarak adımlar attım her bir sahnesine.
Stefan Zweig'la 'Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'yla tanışmamın ardından elime geçen bu kitap, Tıpkı Victor Hugo'nun eserleri gibi derin bir şekilde etkisi altına aldı beni ve beğendiğim kitaplar arasında en üst sıralara yerleşti.
(Dipnot: Aslında her ne kadar Satranç'la ayrı kategorilerde yer alsalarda kitaba başlar başlamaz aklıma 'Yağmur Adam' filmi geldi ki bu benim daha da merakla kitabı okumamı sağladı. Nitekim kitap beklentilerimi aştı ve bu kadar sükse yapmış olmasındaki doğal haklılık payını çok net görebilmiş oldum)
"...kimse, belli bir zamanın mekânsızlıkta, zamansızlık içerisinde ne kadar sürdüğünü anlatamaz, ölçemez, somutlaştıramaz, ne bir başkası ne de kendisi için..."
Sayfa 42 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları/Modern Klasikler Dizisi-21·Kitabı okudu
Sineklerin Tanrısı, göreceli olarak bakıldığında bakış açısına göre farklı anlamlar yükleyip, değerlendirebileceğiniz, sade davranışların ve basite indirgenmiş cümlelerin arkasına tane tane işlenmiş derin düşünceleri barındıran bir alegori. Bitirip kapağını kapattıktan sonra genel olarak olayları kategorize edip basamaklandırdığınızda aslında sadece çocuklara hitap etmediğini ve sembolik ifadelerin korkunç bir çok gerçeği gizlediğini rahatlıkla görebilirsiniz.