Ermiş'in tavsiyeleri üzerine düşünülecek ve farklı farklı zamanlarda yeniden okuyup başka anlamlar çıkarılacak bir başucu kitabı. Herkes kesinlikle okumalı.
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,2bin okunma
Uzun zamandır monoton bir hayat yaşayan doktorun bir gece aniden içine girdiği ve akabinde kendini durduramadan amok koşucusu gibi peşinden koştuğu bir olayı anlatıyor. Zweig'in betimlemesi ve tabirleri çok başarılıydı.
(Kitapla ilgili yorumum 3. paragrafta)
Kitabı uzun süredir okumaya niyetliydim, bir arkadaşım da "AHLÂK DERSİ" kısmını okuyunca ve Yusuf Kaplan'ın okuma listesinde de olduğunu bilmem sebebiyle heyecanla en yakın kitapçıya gidip aldım.
Neredeyse bir aydır elimde bitmek bilmedi. Böyle birden bitmeyen kitapları sevemiyorum sanki okuma sürem uzandıkça kitap yoruyor beni. Mustafa Kutlu'nun okuduğum 2. kitabı ve yine bu kitapta da ilk 20 sayfayı tekrar tekrar 3 kere okudum bana anlatım tarzı karmaşık geliyor. Ya Tahammül Ya Sefer kitabıyla Mustafa Kutlu'ya olan önyargım bitmişti lakin bu çok övülen Yoksulluk İçimizde kitabıyla yine uzun süre önyargılı ve mesafeli olacağım. Sizleri bilmiyorum ama Mustafa Kutlu okumak beni yoruyor ve memnun etmiyor, kitap bitince mutlu olmuyorum sadece bitirmek vazifemi gerçekleştirdim diye rahatlıyorum. Neyse uzun konuştum (1000kitap üyesi olmak bunu gerektirir) şimdi kitap hakkındaki kısa düşünceme geçeyim.
Kitabı bitirince "vaay" diyemedim veya içimde bir huzur, zihnimde farklı bir boyut canlanmadı. Bu sebeple kitap içindeki 2 sayfa + 1 cümle dışında bana bir şey katmadı. Arkadaşımın okuduğu ve benim kitaba hayran kaldığım "AHLÂK DERSİ" kısmı 2 sayfadan ibaret; ilk satırdan son cümleye kadar harika öğütler veriyor lakin Ataullah İskenderi'nin Hikem-i Ataiye'sinden ilham alınmış. Bahsettiğim cümleye; "seninle harama batmamış bir beldeye hicret edelim." üzerine çok düşündüm "kaldı mı harama batmamış bir belde?" bilmiyorum. Eğer birgün bulur ve gidersem işte o zaman kitap bana bir şey katmış olacak. Onun dışındaki 102 sayfa boyunca kitap çok sıkıcı ilerliyor. Betimlemeler aşırı çok ve yorucu ki; bu yüzden asıl konudan defalarca kopuyorsunuz ve kitap sizin ucundan tutamadığınız bir şekilde oradan oraya atlıyor. Baş karakterleri Süheyla ve
Jules Verne çocukluğumun en sevdiğim yazarı, macera kitaplarıyla içimdeki gezgini büyütmemdeki emeği büyük. Lakin bu kitap macera kitapları gibi değil, bu sebeple beklenti içerisinde kitaba başlamayın ve bence bir tavsiye olarak kitaba başlamadan Cenevre şehrinin fotoğraflarına bir göz atabilirsiniz. Kitap bittikten sonra da kitabın içerisinde geçen yerlere, şatolara da göz atın derim. Bu şekilde olunca kitap hem zihnimde daha iyi oturuyor, hem de bana kalıcı bilgi sunmuş oluyor. Kitabın hikayesi bana göre sıkıcı geçti ama betimlemeler ve akıcılığı güzeldi. Seyahatleriniz sırasında 1-2 saatte okuyup bitirebileceğiniz bir kitap ama okumak çok şart bir eser mi?
Bence değil :)
Zacharius UstaJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,9bin okunma
Kitap hakkında diğer kullanıcılar uzun uzun incelemeler yazmış ben kısa ve net konuşacağım; okunmasına hiç gerek görmediğim bir aşk değil aldatma hikayesi.
Cemile, askerdeki kocası Sadık'ı beklemek yerine aldatmayı tercih ediyor, savunması ise Sadık'ın sevgisini göremiyor olması. Sevilmeyen herkese aldatmak hakmış gibi gösterilen bu kitaba bence vakit harcamanıza hiç gerek yok. Fransız yazar fazlasıyla abartmış, yok dünyanın en güzel aşk hikayesi falan... Bayılıyorlar ahlaka aykırı şeylere alkış tutmaya. Boşuna okudum dediğim nadir kitaplar arasında yerini aldı hain Cemile.