onunla birlikte olmaya hazırım, fakat süreci biraz uzatmayı planlıyorum. erkekliğini izliyor ve onun benim için heyecanlandığını görerek ben de heyecanlanıyorum. o, benim hayallerimdeki adam. bulanık bir his damarlarımın içinde akıyor, bedenimi durduramıyorum. artık ona sahip olmalı ve içime girmesini sağlamalıyım. fakat o beni izliyor.
onunla birlikte olmak için kıvranıyorum, o ise beni durduruyor. bekliyor, hemen içime girmeden, bana acı çektiriyor.
''sabırlı ol, elena.''
bunu derken aniden, bir saniyeliğine içime giriyor. bu beni hareketsiz bırakıyor. bir süre daha beni izliyor ve tekrar içime giriyor, bu sefer içimde daha çok kalıyor. vücudum titriyor ve boşalıyorum.
birkaç dakika boyunca, terimizle yıkanmış vücudumu izliyor. bitmeyen ve önümüzdeki günlerde de izleri tenimde kalacak dakikalar.
Sei-He-Ki, Budizm orijinli bir kavram olup “Tanrı’yla insan bütünleşip bir
oldu.” anlamındadır. Bir kısım mutasavvıf ve İslam felsefecilerinin panteist
düşünceleri, muhtemelen kaynağını buradan almaktadır. Reiki’nin ikinci
sembolü olan Sei-He-Ki, zihinsel ve duygusal sorunların iyileştirilmesinde
kullanılır. Yani Steine, evde çizeceğimiz bir kısım semboller ile evin
kutsanacağını, ölü enerjilerin gideceğini söylemektedir. Arkasından
yapacağımız Taoizm menşeli Cho Ku Rei sembolü ile de evrenin enerjisini,
gökten yere indirebileceğimizi ve böylece daha çok arzu ve isteklerin
gerçekleşmesinin mümkün olabileceğini söyler. Steine’nin bu tavsiyelerinin
de İslam’da bir karşılığı yoktur. Ölmüş kişinin ruhunun, önce Allah’ın katına
çıkarılacağı daha sonra ise bedene iade edileceği hadiste anlatılmaktadır.
Ada çayı gibi bazı bitki yapraklarını veya tütsü yakarak ruhları kovma âdeti,
neredeyse bütün pagan dinlerde vardır. Evlerinin canlanmasını isteyenler,
Kur’an okumalıdır. Çünkü Hz.Peygamber(sav), Kur’an okunmayan evi kabre
benzetmiştir. Elbette ki böyle bir evde ruhlar daralır, sakinleri asabi olur ve
mutsuzlaşır.
COŞKUN: Merak etmeyin, benim gibi korkaklara bir şey
olmaz.
SAFFET (Üzüntülü): Ama biz seni seviyoruz. (Koluyla Coş-kun'u sarar.)
COŞKUN: İşte gene cezalandırıldım.
EMEL: Saçmalama, bir şey yapmadın
COŞKUN: Bir şey yapmadığım için cezalandırıldım, Büyük adam rolü oynayarak zavallı milletime nutuk çektiğim için cezalandırıldım.
Starbucks ile ilgili çok açık bir gerçek var. Çok nefis kahve ya-pıyorlar. Sebebi de çok basit. Şirketin CEO'su Howard Schultz kahveyi çok seviyor. O gün henüz kahvelerini içmemiş kişilere de bir isim bulmuş: Kafeinsizler. İtalya'da aylarca kalmış, hem kahve içmiş hem işin inceliklerini öğrenmiş. Kahve otaku'su olan bir adam.
Ekibi yöneten kişinin - artık her kimse, genel müdür veya CEO- ekibiyle iç içe olması gerekir. Bunu yapmayan adam, kendine ispiyoncu aramaya başlar. Yaptıracaklarını da dikte etmeye başlar, gönülsüzce yapılan işlerin sonucunun iyi olduğunu hiç görmedim.