10 Nisan 1919 Perşembe
Bir haftaya kadar gideceğini zannederken Gülcemal vapurunun Cumartesiye hareket edeceğini haber verdiler. Bin iş bir güne toplandı. Harbiye Nâzırı Şakir Paşa’yı ziyaret ettim. Bu esnada Mahmut Hayret Paşa geldi. Sivri sakallı bir zat. Attı tuttu. (Vaktiyle Erzurum’da tûl-i müddet kumandanlık ve erkân-ı harplik yapmış. Halbuki İzzet Paşa kendisine bir şey sormamış. Birçok teşkilât değiştirmişler... Sonunda aç da bırakılmış.) Gençliği yiyecek bir iştihada gördüm... Harbiye Nâzırı zeki fakat ihtiyar ve hasta. Anadolu’ya iki şehzade gideceğini ve Mahmut Hayret Paşa’nın da heyete Ferit Paşa ile dahil olduğunu bildirdi. Dairede diğer ziyaretleri yaptım. Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Fevzi Paşa: Şarka gitme tasfiye yapacaklar. Beyhude zahmet ediyorsun dedi. Dedim: Ben şarka milli istiklâlimizi temine gidiyorum. Tasfiye artık mevzubahis değildir. Dedi: Seni Divan-ı Harb’e verirler. Dedim: Bir kere Trabzon’a ayak basayım. Artık milli mahkemeler mevzubahis oluyor. Genç kumandanların Anadolu’ya bir an evvel gönderilmesine siz de çalışın ve siz de gelin.
11 Nisan 1919 Cuma
Selamlığa gittim. Huzurda kabul buyuruldum. Genç kumandanların bir an evvel Anadolu’ya tayinini tekrar rica ettim. Silahlar toplanıyor, felâket dedim. İltifat ve dua ettiler. Cuma selamlığı olduğu için daha fazla görüşmek münasip olmadığını ilave buyurdular. (Yani nezaketen anlattılar ki hususi ziyaret lâzım.) İzzet Paşa, Cevat Paşa, Şevket Turgut Paşa (Şevket Turgut Paşa’ya: Şarkta milli mukavemet esaslarını kuracağımı söyledim), M. Kemal Paşa’yı ziyaret ettim. Rauf Bey’i bulamadım. Kemal Paşa hasta yatıyordu. Ameliyat yaptırmış. Anadolu’ya geçip fiili uğraşmaktan başka çare kalmadığını söyledim. Behemehâl gelmelerini anlattım. Münakaşa ettik, neticede “Bakalım, iyi olayım da ben de
Zaman olarak da, cuma günü, güneşin tam ortada olduğu vakti kolla. Çünkü o vakitler, Allah’ın rahmetinin indiği ve duaların kabul edildiği anlardır. Askerlerin Allah’a yalvarsınlar ve düşmanlarına karşı Allah’tan yardım dilesinler.” Hz Ömer
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ‘Ey Hasan’ın babası! Sana öyle bir dua öğreteyim ki hem sana hem de öğreteceğin kimseye faydalı olsun. Ezberlediklerin de hafızanda kalsın’ buyurdu. Ali radıyallahu anh, ‘Evet, (öğret) ey Allah’ın Resûlü!’ dedii. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ‘Cuma gecesi olduğunda eğer gecenin son üçte birinde kalkmaya gücün yetiyorsa kalk. Çünkü o saat, meleklerin hayır bulunduğu saattir. O zaman dua kabul olunur. Benim kardeşim Ya’kūb aleyhisselam çocuklarına, ‘Sizin için rabbime istiğfar edeceğim’ (Yûsuf suresi, 12/98) demişti ki bununla cuma gecesinde istiğfar edeceğini kastetmişti.
Eğer gecenin sonunda kalkamazsan ortasında kalk. Ortasında da kalkamazsan başında kalk ve dört rekât namaz kıl. İlk rekâtta Fâtiha ile Yâsin suresini, ikinci rekâtta Fâtiha ile Duhân suresini, üçüncü rekâtta Fâtiha ile Secde suresini, dördüncü rekâtta da Fâtiha ve Mülk surelerini oku.
Teşehhüdden sonra Allah’a hamd ederek O’na güzelce övgüde bulun.
Bana ve diğer peygamberlere salavat oku.
Erkek ve kadın müminlere, senden önce geçen Müslümanlar’a Allah’tan mağfiret dile; sonra da şöyle dua et:
‘Allâhümmerhamnî bi terki’l-me’âsî ebeden mâ ebkaytenî verhamnî en etekellefe mâ lâ ya’nînî verzuknî hüsne’n-nazari fîmâ yurdîke annî Allâhümme bedîa’s-semâvâti ve’l-ardi ze’l-celâli ve’l-ikrâmi ve’l-kuvvetillehî lâ türâmu, es’elüke yâ Allâhu yâ Rahmânu bi celâlike ve nûri vechike en tülzime kalbî hifza kitâbike kemâ allemtenî verzuknî en etlüvehû ale’n-nahzillezî yurdîke annî Allâhümme bedîa’s-semâvâti ve’l-ardi ze’l-celâli ve’l-ikrâmi ve’l-izzetillehî lâ türâmu es’elüke yâ Allâhu yâ Rahmânu bi celâlike ve nûri vechike en tünevvire bi kitâbike basarî ve en tutlika bihî lisânî ve en tüferrice bihi an galbî ve en teşreha bihî sadrî ve en teşgale bihî bedenî fe innehû
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:
" Allah dört gecede hayrı yağmur gibi döker:
1-Kurban bayramı gecesi
2-Ramazan bayramı gecesi
3-Şaban'ın on beşinci (Beraet)gecesi
4-Receb'in ilk Cuma gecesi (Regaib)