Puan vermedi·58 syf.··
2019 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2019 00:00
Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #türkklasikleriserisi nin beşinci kitabı olan #şairevlenmesi ni okuduk. Şair Evlenmesi ilk Türkçe oyun olarak kabul ediliyor, bu yüzden de Türk tiyatro edebiyatının öncüsü sayılıyor. İlk oyun okumama böylesi güzel bir başlangıç yaptığım için çok mutluyum. Oyunda şair Müştak Bey sevgilisi ile evlenmek için dönemin koşullarında arabuluculardan kendilerini evlendirmelerini istemek durumunda kalıyor. Her şey ayarlanıyor, nikah kıyılıyor ama görücü usulü olduğu için eşini ancak nikahtan sonra görmesi gerekiyor. Karşısına sevgilisi değil, onun yaşlı ablası çıkınca cümbüş başlıyor. Konuya dahil olan mahalle halkının hal ve hareketleri, konuşmaları, ileri gelenlerin ettiği sözlere kayıtsız şartsız inanmaları hiç yabancı değil. Hele imam efendi hiç değil. İmamlığı tartışılır ama laf cambazı olduğu kesin "İmam böyle yaparsa, neyyyse" dediğim doğrudur. Kısacık oyunda anlatılan, eleştirilen herşeyi çok sevdim. Sonrasında: milleti dilsizlikten kurtaran, edebiyat sevgisi ve bir siyasi düşünce veren, zulümden nefret ettiren, zalimleri: yılandan korkunç, akrepten iğrenç, cellattan merhametsiz tanıtan, edep ve zekanın canlı örneği olarak algılanan Şinasi'nin hayatının son günleri anlatılmış. Bu da gülerek başladığım okumaya, buruk veda etmemi sağladı. Okuyunuz efendim.
Şair Evlenmesiİbrahim Şinasi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202520,4bin okunma
10/10
·124 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 18:18
3D beyimizin mizah anlayışını sevdim. Kitabın bir yerinde insanlardan kaçarken, kaçtığın yere gelen ilk insanın yine kendin olduğunu fark etmek gibi bi düşüncesi vardı. Hoş buldum. Amma velakin benim favori kısmım şu; “Demir Roger’in da aramıza katılmasıyla buradaki cümbüş tamamlanmış oldu. Evden kovulmuş. Her yere sperm fışkırtmasından sevgilisine gına gelmiş. Kitap kulübünden gelen, sevgilisinin paketini daha yeni açtığı ve okumaya can attığı kitabın üzerine fışkırtınca, kitap berbat olmuş. Bu, bardağı taşıran son fışkırtmaymış. Şimdi Düsseldorf’la ateşin başında oturmuş içiyorlar, ahbap oldular. Roger, sevgilisinin yeterince açık olmamasından şikâyetçi. Bu fışkırtma işine artık pek bayılmadığını hissetmeye başlamışmış ama bu işe bir son vermek için gereken net sinyalleri de almamışmış. Mesela, birkaç gün önce Norveç Otomobil Kurumu’ndan gelen bir faturanın üzerine sperm fışkırtmış ve ikisi de buna çok gülmüş. Peki, neden kitap kulübünden gelen bir kitabın üzerine fışkırtmasınmış? “Kızların sorunu bu işte: Nerede durduklarını kestirmek mümkün değil. Uzun süre sorun olmayan bir şey birdenbire yanlış oluyor. Hem de zırt diye” diyor Roger.”
DopplerErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 202412,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ütopya maskeli distopya
9/10
·40 syf.··
Beğendi
·
2026 70. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 16:42
Bir kasaba düşünün; çocuğundan yaşlısına, erkeğinden kadınına, içinde ne kadar insan barındırıyorsa herkes mutlu. Geçim derdi, eğitim, yaşama sancısı gibi olgular yok. Savaş yok, herkes barış içinde. Herkes müthiş mutlu, bahçelerdeki otlar bile daha bir yeşil, gökyüzü daha bir mavi, güneş daha bir kızıl. Şehri oluşturan her detay kusursuz bir güzellikte. Rüyalarımızda görebileceğimiz türden, fazla ütopik. Böyle bir kasaba anlatıyor bize Ursula. Ve o kadar ballandıra ballandıra anlatıyor ki o kasabaya gitmek istiyoruz okurlar olarak. O şehirde ağaçlara konan kuşları bile merak ediyorum, ötüşlerinin, renklerinin güzelliğini. Birbirinden coşkulu çocukları, huzur dolu insanları. Bu kasabada gerçekleşecek bir festivalle başlıyor kitabımız. Festival hazırlıkları ve detaylar öyle güzel ki, ömrümüzde tek bir an yaşama hakkımız olsa, o festivale katılma hakkı isterdik, o derece. Her yerde cümbüş, alan; festivali bekleyen, birbirinden farklı özellikleri olan insanlarla dolu. Ancak Ursula severler bilirler ki, bu kadar mükemmellik, bu derece ütopik detaylar onun kalemine aykırı. Okurken her an kötü bir şeyle karşılaşacağımı, karanlık bir detayın bütün bu güzel sahneleri def edeceğini tam düşündüğüm sırada; Ursula bir çocuktan bahsetmeye başlıyor. Bu çocuk bir apartmanın kilitli bir odasında kalıyor. Odası üç adımlık boyutta, yani kafeslerde bekletilen hayvanlar gibi, hareketi korkunç kısıtlı. Bu çocuğun detayları daha da korkunç, o pis odada pencere yok, gün ışığı yok, yaşam şartları berbat. Kendisiyle konuşulması yasak, iyi davranılması yasak. Alan darlığından dolayı dışkısının üzerine oturuyor ve pislikte oturmaktan bacakları yara bere içinde. Bu güzel kasabayı tasvire devam ederken yazarımız, kasabadaki refahın bu çocuğun kilitli kalmasına bağlı olduğunu söylüyor ve hikaye
Omelas'ı Bırakıp GidenlerUrsula K. Le Guin · İnka Kitap · 20269 okunma
9/10
·448 syf.··
2026 67. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 00:00
Favori Türk yazarlarımdan olan Ayça T.K'nın bu yeni kitabında tatlış bir aşk hikayesine konuk oluyoruz. Nakavt'da Rüya'nun ebeveynleri olarak gördüğümü İmge ve Adal'ı burada daha yakından tanıyoruz. İmge ve Adal bazı eksiklikler ile büyümüş, aslında birbirine çok benzeyen ama denk düşmeyen iki kişi. Arkadaşlarının emrivakisi ile bir araya geliyorlar ve bundan sonra cümbüş başlıyor. Öncellikle arkadaşlarının iyi niyeti olsa da kendilerine gıcık oldum. Eğer benim arkadaşlarım olsalardı kendilerini mahvederdim çünkü bazı yerlerde sınırı aştılar. İmge ve Adal arasındaki ilişkiyi çok sevdim. Bir oyun olarak başlasa da gelişimleri doğal ve çok güzeldi. Bilmeden birbirlerinin desteği oldular. Yazarımız her zaman olduğu gibi de akıcı kalemini konuştur çok eğlenceli bir atmosfer sunmuştu. Sadece bazı yerlerde tempo düştüğünü hissettim. Ama onun dışında bitirdiğimde beni mutlulukla dolduran bir kitap oldu.
OyunbozanAyça T. K. · Pukka Yayınları · 202652 okunma
İnci Gibi Dişler: Kozmopolit Bir Mahalle Senfonisi
7/10
·550 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 02:00
“Bir inançtan kurtulmak, tuz elde etmek için deniz suyunu kaynatmaya benzer, bir şey elde edilirken bir diğeri yitirilir.” Roman, yeni bir milenyumun şafağında, sömürge topraklardan göç etmiş farklı etnik ve kültürel grupların ve onların ikinci nesil göçmen çocuklarının bir araya sıkıştırıldığı Londra'nın bir kenar mahallesinde geçmektedir. Alt-kimliklerin iç içe geçtiği bu mahallede İngiliz Joneslar, Yahudi Chelfenler, Jamaikalı Bowdenlar ve Bangladeşli İkballer, tesadüflerle oluşan girift ortak paydalarda buluşur ve bir aile olurlar; ama bu birlikteliklerin ortaya uyum çıkarmayacağı da aşikardır. Geçmişleri, bugünleri ve gelecekleriyle farklı zaman dilimlerini eş zamanlı üzerlerinde taşıyan bu ailelerden çok renkli, çok sesli, çatışmanın, isyanın ve yoldaşlığın eksik olmadığı bir cümbüş, uyumsuzluk harmonisi çıkar. Roman, okuru bu cümbüşün içine misafir eder. Manzarayı bir olay örgüsüne bağlamadan sınırsızca keşfetmenize, gözünüzü çevirdiğiniz her karakteri röntgenine kadar tanımanıza olanak sağlar, ancak hiçbirini hikayenin merkezine almaz. Komedi, dram, tarih, aşk, bilim, din ve gündelik hayat aynı anlatı içinde yer bulur bu küçük mahallede; üstelik birbirini bastırmadan. Romanda dikkat çeken bir diğer nokta, kimliklerde sabitlik, kişilerde tutarlılık kaygısı güdülmemesidir. Her karakter, geçmişi, ailesi, ilişkileri ve ait olmaya çalıştığı yer arasında bocalarken sürekli dönüşüm geçirir. Romanın bunu mizahi bir dille aktarması ise yaşanılanları hafifletmez. Aksine mizah, karakterleri yargılamadan travmaları taşıyabilmenin zorunlu bir aracı olarak kullanılır. Romanın başlığı da bu çok katmanlı yapıyı güçlü bir metaforla taşır. Dişler ve kökleri, insanın kökenleriyle kurduğu ilişkiyi simgeler. Süt dişleri, yetişkinlik dişleri, azılar, dökülen dişler, takma
Duygu ve Düşünce
İnci Gibi DişlerZadie Smith · Everest Yayınları · 2022498 okunma
8/10
·448 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 00:00
Yırtıcı Kuşlar Zamanı Ahmet Ümit #okudumbitti İlk Yayın Tarihi 2024-448 Sayfa Yırtıcı Kuşlar Zamanı, Ahmet Ümit'in gerilim dolu atmosferiyle sizi içine çeken son yıllarda okuduğum en güzel polisiye romanlardan biri oldu. Polisiye ve psikolojik gerilim unsurları ustaca harmanlanmış, hikâye boyunca gizem ve heyecan hiç eksilmiyor, aslında bir kurgu ya da roman değil, Türkiye'nin son yıllarda ki durumunu okuyor gibisiniz, öyle bir şey ki bi bölümü okurken karakterlerin isimleri farklı tabi ki ama kimin kim olduğunu çabuk anlıyorsunuz. Gelelim konuya: Önceki eserlerden tanıdığımız yardımcıları komiser Ali ve krimonolog Zeynep ile yeni bir maceraya başlıyorlar. Aşırı yağmurlu bir günde Ağva'da yaşanan bir heyelan ve ortaya çıkan bir iskelet.Bu macerada Ahmet Ümit, günümüz Türkiye'sinin portresini o kadar güzel ele almış ki okurken hiçbir şeyi yadırgamıyorsunuz.Yozlaşan insan ilişkileri, uyuşturucu tacirleri, uluslararası suç şebekeleri, faili meçhul cinayetler, ekonomik bozulmayla birlikte para kazanma hırsının getirmiş olduğu ahlaki çöküş, kurum ve kuruluşlardaki liyakatsizlikler ve mafya denilen olgunun günümüzdeki etkileri.Kısacası toplumsal sorun olarak nitelediğimiz ne varsa hepsi bu kitapta var.Kitapseverlerin mutlaka okuması gereken bir eser. Bu romanda Nevzat başkomiser bu sefer kendi davasının peşinde.Ama buna kendisi de şaşkın, çünkü hatırlamadığı zamanlar var. Geçmişte eşi Güzide ve kızı Aysun'u bir suikast sonucu kaybetmiş ve ağır bir majör depresyon geçirmiştir.Doktorların uyguladığı şok tedavisi sonucu çoğu şeyi hatırlamaz, işte o sıralarda teşkilatta bir şeyler dönmüş ama neler olduğunu hatırlayamıyor.Olmayacak yerde olmayacak şekilde bir vaka oluyor, ne hikmetse Ağva'daki olaya Nevzat başkomiser gidiyor, bulunan kafatasında bir kurşun var ve bingo:
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma