Gerçekten özgür olmak, kendi içindeki korkulardan kurtulmaktır.
8/10
·158 syf.··
2026 2. kitabı
Susanna Tamaro’nun 1994 yılında yayımlanan ve dünya çapında bir fenomene dönüşen "Yüreğinin Götürdüğü Yere Git" (Va' dove ti porta il cuore) adlı eseri, aslında bir iç döküş ve geç kalınmış bir itiraflar silsilesidir. Kitabın kalbinde "kuşaklar arası çatışma" ve "iletişimsizlik" yatar. "Ben gerçekten ne istiyorum?" sorusunu kendinize soruyorsanız, bu kitap size dingin bir liman sunacaktır. Ancak şunu unutmamak gerekir: Kitap bir "mutluluk reçetesi" sunmaz; aksine acıların ve hataların kabullenilmesiyle gelen bir huzuru tarif eder. "Yüreğinin Götürdüğü Yere Git", sadece bir yaşlı kadının anıları değil; pişmanlıklarla nasıl barışılacağını ve insanın kendi doğasına nasıl sadık kalabileceğini anlatan zamansız bir klasiktir.
Yüreğinin Götürdüğü Yere GitSusanna Tamaro · Can Yayınları · 200819,4bin okunma
Yalnızlık, Arzu ve Bir Tereddüt
Puan vermedi·211 syf.·
2025 40. kitabı
Bazı cümleler vardır, rastlantı gibi görünür ama içimizde bir boşluğa denk gelir. Sessizce oturduğumuz bir anda, düşünmediğimizi sandığımız bir şeyi usulca dile getirir. Bir Tereddüdün Romanı tam da böyle bir cümleyle açılır: “Beni yalnız bırakmayınız.” Sıradan üç kelime. Ama altı derin. Bir çığlık, bir fısıltı, belki de bir dua. Ve roman boyunca bu üç kelime yankılanır durur. Muallâ’nın zihninde, otel odasındaki adamın dudaklarında, Vildan’ın boş bakışlarında. Hepsinin farklı bir hayatı, farklı bir dünyası vardır ama o yalnızlık hep ortaktadır. Kimse onu tam olarak söyleyemez, ama hepsi onunla yaşar. Peyami Safa’nın bu romanı, klasik bir hikâye anlatmaz. Aslında hikâyeden çok, bir hissi sürükler peşinden. Tereddüt. Ne evet, ne hayır diyebildiğimiz o gri hâl. Başlamadan önce durduğumuz, yürürken geriye baktığımız, severken korktuğumuz o an. Tereddüt bir eksiklik değildir burada. Aksine, bir derinliktir. Safa, bize bu derinliğin içini gösterir. Muallâ’nın iç sesiyle, yazarın kendini anlattığı bölümlerle ve en çok da Vildan’ın yaralı kadınlığıyla. Muallâ, ilk sayfalarda bize bir kitap okuyordur. Bir adamın ölmek üzere olduğu bir roman. Ama sayfalar ilerledikçe biz o kitabı değil, Muallâ’yı okuruz aslında. Kitabın kahramanı boğulurken, Muallâ’nın da nefesi daralır. Terleyen o adam değil sadece, Muallâ’nın da kalbi sıkışır. Okudukça içindeki boşluk genişler. Ve roman bize şunu sorar: Gerçekle kurgu arasında sınır var mıdır? Ya da bazen bir kitap, okurun aynası olur mu? İşte o anda karşımıza çıkar Vildan. Romanın içinde bir sarkaç gibi salınan bu kadın, aşkın, arzunun, tedirginliğin ve oyunbazlığın adı olur. İlk başta zarif, mesafeli, sonra ani çıkışlar, gözyaşları, alkolle çözülmüş dil. Elindeki hançerde yazan İtalyanca cümleyle kalbinize saplanıverir: “Entrerò in un
Bir Tereddüdün RomanıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 19989,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·200 syf.··
2025 25. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2025 01:14
Kitap, kurgusal olarak alışık olmadığımız bir teknikte yazılmıştır. Öyle ki kitabın üç karakterinden biri olan Mualla Hanım ile birlikte, bir kitap okumaya ve okudukça kitabın muharriri hakkında bilgi toplamaya başlarız. Dolayısıyla roman içinde roman okuduğumuz alışılmadık bir teknikle başbaşa kalırız. Günün birinde Mualla Hanım'ın, okumakta olduğu romanın muharriri ile tanışma fırsatı elde etmesiyle ve bir süre konuştuktan sonra muharririn izdivaç isteğini dillendirmesiyle evrilmeye başlar kitap. Çünkü tam bu safhada Mualla Hanım'ı bırakıp muharririn ve Vildan Hanım'ın düşüncelerine ve deneyimlerine eşlik etmeye başlar ve hatta bir daha hiç Mualla Hanım'ı okumayız. Muharrir ile Vildan Hanım arasında geçen diyaloglar felsefi denebilecek düzeydedir ve kitap Peyami Safa'nın aforizma niteliğinde cümleleriyle doludur. Vildan hanım Buhranlarla dolu, güvenme sorunu yaşayan, oradan oraya savrulan, intihara meyilli bir kadındır. ….bak şu hançerin üstüne. Üzerinde İtalyanca bir cümle: Entrero in un cuore! manası nedir biliyor musun? ‘’Bir kalbe gireceğim!’’ demek ve bu senin kalbin. (Sayfa 179) Vildan bipolardır. Mualla hislidir, mantıklıdır, haklıdır. Muharrir ikisini de kandırmıştır. Ne ret, ne kabul: Tereddüt Şüphesiz edebiyatımızda psikolojik tahlilleri en iyi yapabilen usta kalemlerden biri Peyami Safa. Keyifli okumalar dilerim!!!
Bir Tereddüdün RomanıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20209,1bin okunma
6/10
·304 syf.··
2016 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2016 00:00
Bu kitap beklenmedik bir yazardan bir sürpriz oluşturuyor. Türkiye’de çoğumuz Edmondo de Amicis’i, çocukluğumda (60’larda) çok popüler olan ve birebir çevirisi “Çocuk Kalbi” olarak yapılmış ünlü kitabı Cuore ile tanıyoruz. Bu kitap, 19. yüzyılda yazılmış ve yeni ortaya çıkan milliyetçi değerleri bir çocuğun bakış açısından teşvik eden bir roman. Constantinople, de Amicis’in 1800’lerin sonlarında yazdığı bir seyahatnamesi. Yazarın şehre, farklı nüfuslardan oluşan birçok semtiyle her köşesinde bir sürprizle karşılaşabileceğiniz İstanbul’a olan hayranlığını gösteriyor. Şüphesiz oryantalist bir bakış açısı kullanıyor, ancak bu de Amicis'in döneminde yaygındı. Kitabın değerini gözümde biraz düşüren tek şey, birkaç haftalık ziyaretinin her detayını doğrudan anlatmaması, aynı zamanda önceki eserlerden alınan tasvirlere ve başkalarından duyduğu hikayelere de yer vermesiydi. Üslup oldukça iyi (tabii ki orijinal İtalyanca metni okuyamadım, ancak çevirmenin üslubu iyi yansıttığını varsayıyorum) ve anlatı akıcı. Ancak, olağanüstü anlatım yeteneklerini kullanmak yerine, daha çok birinci elden deneyimlere dayanan bir anlatıyı tercih ederdim. Yazarın gerçekten başarılı olduğu bir nokta, 1870’lerin sonlarındaki İstanbul’un gerçekten kozmopolit doğasını yansıtması. Bu kozmopolit yapı, sonraki on yıllarda kaybolmuş ve şehre gerçek ruhunu veren azınlıklardan yoksun bırakmıştır.
ConstantinopleEdmondo De Amicis · Alma Books · 0189 okunma
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2024 62. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2024 15:18
#edmondodeamicis Önce seyahatnameleri, daha sonra çocuk ve okul hayatını konu edinen eserleri ile tanınmıştır. 1886 tarihinde yayımladığı #çocukkalbi adlı çocuk romanı, dünya çocuk edebiyatının başyapıtlarından kabul edilir. 1874 yılında ziyaret ettiği İstanbul'u anlatan Constantinopoli, İstanbul üzerine yazılmış seyahatnameler arasında önemli bir yere sahiptir. 1846'da Oneglia'da (günümüzde İmperia şehrine bağlı bir yerleşim) dünyaya geldi. Küçük burjuvazi kesiminden bir aileye mensuptu. Torino'da bir kolejde öğrenim gördükten sonra askeri okula girdi; topçu subayı oldu. 1880'lerde seyahatlerine son verip kendini çocuk ve okul hayatını konu edinen eserlere veren yazarın uzun süre üzerinde çalıştığı "Çocuk Kalbi" (Cuore) isimli kitap 15 Ekim 1886 tarihinde yayımlandı. Kendi oğlunun günlüğünden esinlenerek yazdığı eser, kısa bir sürede çok büyük bir başarıya ulaştı, pek çok dile çevrildi; çok satılan ve okunan bir çocuk kitabı oldu. 8 senedir okunmayı bekliyordu, bu kadar beklettiğim için kendime kızdığım kitaplardan oldu. Kitaba 2005 yılında #umbertoeco harika bir #önsöz yazmış. Edmondo de Amicis ve ressam arkadaşı Enrico Junk'un 1874 yılında İstanbul'a yaptığı gezinin notları harika bir kitaba dönüşmüş. İstanbul onlarıda büyülemiş. Aslında ön yargılı geldiği şehirde her açıdan nutku tutulmuş. Duygularını o kadar güzel tasvir etmiş ki okurken doğduğum şehre tekrar aşık oldum. Artık çok kalabalık ve yaşamak zor. Kitabın sonunda çok güzel görseller mevcut bayıldım. İyi ki okudum dediğim kitaplardan oldu, gezi ve seyahatname okumayı seviyorsanız gönülden tavsiyemdir.
İstanbulEdmondo De Amicis · Pegasus Yayınları · 2009189 okunma
7/10
·200 syf.··
2022 100. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2022 12:48
Evet… İnceleme yazmaktan kaçınıp ama kendimi yazmaktan alıkoyamayan ben. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi insanın tereddütlerinden kararsızlıklarından çokça bahsediyor. İlk sayfalarda sürekli hastalıktan bahsetmesi beni sıktı. Nasıl ki insan hastaneye gitmeyi sevmez, sürekli hastalıklı bir insanın hallerini okumak da bana sıkıntı verdi. Ve sürekli bilmediğim eski kelimeler yüzünden anlamlarına bakarak cümleleri tekrar tekrar okumak zorunda kaldım bu okumamı biraz yavaşlattı ve okurken çok zevk almadım. Yalnızlık, hastalık, uyku hali, nöbetler, titremeler, tereddütler, gece hayatı , içki, vs… kitapta bunlardan bahsediyor… Alıntıya yazmayıp buraya eklemek istediğim hoşuma giden bir bölüm: “Eğer cinnet, şuurumuzun murakabesinden kurtulan ilcalarımızın taşkınlığı demekse, uyku hali buna pek müsaittir. Rüyalarımız, bir delinin uyanık şuurundaki abuk sabuk hayallerin tecellisinden başka nedir? Hepimiz günün bir kısmında , yani uyurken deliriyoruz ve belki de aklın çemberinden , sıkıntısından kurtulan ruhumuz böylelikle dinleniyor. “Biz rüyalarımızda çıldırıyoruz, deliler uyanıkken rüya görüyorlar.” “Entrero in un cuore.” Bir hançere en yakışan iddia. “Bir kalbe gireceğim!” Peyami Safa okunmaya değer bir yazar en nihayetinde… Herkese iyi okumalar dilerim…
Bir Tereddüdün RomanıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20209,1bin okunma
Reklam
Reklam