Kendime tekme atıp kendi kendimi, kendi evimden kovmak istiyorum. Keşke yapabilsem. Yakamdan tutup kendimi koysam kapımın önüne. Ama kendimi kovamıyorum. Kendimin içinden çıkıp gidemiyorum. Bedenim ruhumun betonu gibi, çık içinden çıkabilirsen.
Arkadaşlar, ben bittim, ben iptalim! Zaman Çarkı’na bir başladım, daha ilk kitaptan Dünyanın Gözü beni öyle bir içine çekti ki, İki Nehir’deki o huzurlu köy hayatını Rand ve Mat ile beraber ben de arkamda bıraktım, at koşturuyorum resmen. Ya o Moiraine’in gizemli havası ne öyle? Kadın her konuştuğunda "Kesin altından devasa bir şey çıkacak" diyorum ama ne olduğunu bir türlü kestiremiyorum. Hele o Lan... Adam kaya gibi, yürüdüğü yoldan toz kalkmıyor, karizmasıyla kitabı yakacak neredeyse!
Şu an tek düşündüğüm şey şu: Bu çocuklar neden bu kadar önemli? Karanlık Varlık neden sadece bunların peşinde? Rüyalar mı dersin, o tekinsiz gölgeler mi dersin, her sayfada "Aha şimdi yakalanacaklar!" diye kalbim ağzımda okuyorum. Sanki ben de o grubun bir parçasıyım, arkadan bir yerden "Hadi Rand, bas gaza!" diye bağırıyorum. Robert Jordan öyle bir dünya kurmuş ki, daha ilk kitaptan "15 ciltlik serinin altına imzamı atarım" dedirtti bana. Neler olacak, bu yolun sonu nereye varacak, kim kimin nesi çıkacak meraktan çatlıyorum! Uykum kaçıyor, "Bir bölüm daha, hadi bir bölüm daha" derken saatler geçiveriyor
kendimi kaptırıyorum. Gerçekten o meşhur çark dönmeye başladı ve ben o dişlilerin arasında kalmaya çoktan razıyım!
Sonunda Zaman Çarkı’nı döndürmeye başlıyorum. 🌀📖
Dünyanın Gözü ile yepyeni bir dünyaya, kadim kehanetlere, karanlığın gölgesine ve kaderin ördüğü o büyük Desen’e ilk adımımı atıyorum.
Uzun bir yolculuk, unutulmaz karakterler ve efsanevi bir macera beni bekliyor.
Çark dönüyor… ve macera şimdi başlıyor. ✨