Gün ağarınca kendine şöyle söyle: “Bugün işgüzar, nankör, küstah, hain, kıskanç ve kötü niyetli kişilerle karşılaşacağım. Onların tüm bu özelliklerinin nedeni iyiyi kötüden ayırt edememeleridir. Ancak ben iyinin doğasının güzel, kötünün doğasının çirkin olduğunu, kötülük yapan bir akrabamla aynı kan ve soyu değil, aynı zihni ve tanrısal parçayı paylaştığımı bilen biriyim, onların hiçbiri bana zarar vermez, zira hiçbiri beni alçaltıcı bir şeye bulaştıramaz, dahası ben böyle biri olan akrabama öfkelenmem ve ondan nefret etmem. Ayaklarımızın, ellerimizin, gözkapaklarımızın, alt ve üst çenedeki dişlerimizin yaptığı gibi, biz de işbirliği için dünyaya geldik. Dolayısıyla birbirimizi engellememiz doğaya aykırıdır ve biz kızgınlık ve nefretle birbirimizi engelleriz."
"Kendini incitiyorsun ruhum, kendini incitiyorsun! Böyle giderse kendini onurlandırma vaktin geçmiş olacak, zira bir insanın sadece bir yaşamı vardır ve senin için kapı kapanmış olacak; kendine hürmet etmiyorsun, aksine esenliğini başkalarının ruhunda arıyorsun."
"Biri bana bir kötülük mü yapıyor? Bundan bana ne? Bırak, yapsın. Bu onun kendi eğilimi, kendi eylemi. Ben şimdi ortak doğanın sahip olmamı istediği şeye sahibim ve doğamın yapmamı istediği şeyi yapıyorum."
"Ortak çıkara katkı sağlayacağını öngörmediğin sürece yaşamının geri kalan kısmını başkalarıyla ilgili düşüncelerle tüketme. Falancanın neyi hangi nedenle yaptığı ve neyi hangi nedenle söylediği, aklından ne geçtiği, neyi hedeflediği gibi seni yönetici aklına dikkat kesilmekten alıkoyacak birçok şey vardır, bunlar yüzünden başka bir iş yapmaktan uzaklaşırsın."
"Binlerce yıl yaşayacakmışsın gibi davranma. Kaderin üzerinde asılı duruyor. Hâlâ yaşıyorken, yaşayabiliyorken iyi biri ol."