İlk birkaç sayfa beni çok rahatsız etti. Şimdiki zamanda yazılmış ya da çevirilmiş eserleri okurken çok zorluk çekiyorum değişik geliyor. Konuşmalar için tırnak işareti de kullanmıyor yazar. Fakat 15-20 sayfa sonra bu duruma alışmış buldum kendimi ve konuya ve üsluba kaptırdıkça kaptırdım kendimi. Zevkli bir okumaydı, sonu umduğum kadar tatmin etmedi ama dostluğu güzel işleyen bir kitaptı.
Daha güzel distopyalar okudum mu evet ama Jack London’ın bende çok ama çok ayrı bir yeri var yazdığı her şeye hayran olmadan duramıyorum. (En sevdiği yazarın alışveriş listesini bile okusa mutlu olacağını söyleyen bir karakter vardı ona benzedim) Özellikle bu yazarın karakter yaratma yeteneğine hayranım. Hepsi özgün ve kendinden parçalar içeren gerçekçi ama aynı zamanda kitap okumanın romantizmiyle doğru orantılı giden karakterler oluyor hepsi. 10/10
Rüya içinde rüya neyse roman içinde roman da budur! Oldukça güzeldi, okuyalı biraz oluyor neden şimdi inceleme yazdığımı bilmiyor ama birkaç şaşırtıcı “reveal” ve kendine çeken bir dünyası var.
2000liler bebesi olarak o dönemin atmosferini yaşattı ve olayları biraz daha iyi anlamama yardımcı oldu. Zaten ödev olarak okumam gerekmişti ama okurken keyif aldım ve gerçekten bir şeyler öğrendiğimi düşünüyorum.