Deniz Sinanoğlu

Gün ışığında insan tüm cevapları bildiğini ve her şeyi olduğu gibi görebildiğini zanneder. Oysa gökyüzü karardığında, önyargılar yumuşar, suçlamalar çekilir ve duygular ortaya çıkar. Alacakaranlıkta tüm kesinlikler belirsizlikle yer değiştirir.
Bir çocuk oyun oynarken kendisini doğal olarak ifade edebilmişse, neden onu basmakalıp tepkiler vermeye zorlayacak sorular soralım? Başkaları tarafından çoktan cevaplanmış sorular bir çocuğun sadece kafasını karıştırır.
Bilgi birikimimiz bizi yaşamlarımızdan koparıp alıyor ve kaygı ile mutsuzluğa yol açıyor ama bir yandan da bizi, yaşadığımız perişanlıktan tek çıkış yolunun bilgi birikimimizi eksiksiz hale getirmek oldığunu düşünmeye koşulluyor.
Zihinleri öyle bir eğitiyoruz ki öfkemizin, sefaletimizin, korkularımızınve kendi eylemlerimizden doğan diğer sonuçların, bilgi birikimini daha da geliştirmemiz veya alet üretimini, dağıtımını ve kullanımını daha da yaygınlaştırmamız gerektiğinin işareti olduğuna inanıyoruz.
Zihinsel gelişim, bilinmeyen-öngörülemeyene (stres) doğru ilerlemek ve onu bilinen-öngörülene katıp gevşeme haline geçmektir.