Ama tabi hatırladıklarımız, gördüklerimizin tıpa tıp aynısı olmuyor. Olmasını istediğimiz, olmasından korktuğumuz ya da olduğunu şansısınız şekilde hatırlıyoruz hadiseleri, oldukları gibi değil. Genellikle öyle değil.
Zaman, bana bildiklerimi paylaşmanın iyi bir fikir olmadığını defaatle gösterdi. Böylece , sözlük okumayı değil ama öğrendiklerimi cümle içinde kullanmayı, gönülsüz de olsa bıraktım.
Vamık Volkan’ın psikanalitik öyküler serisinin ikinci kitabı Atlarla Yaşayan Kadın.
Pattie sosyoekonomik düzeyi iyi bir aileden gelmesine rağmen Volkan’ın odasında belirdiğinde üstü başı kir içinde, tuhaf bir kokuya sahip bir şekildedir. Tıpkı kendini “kötü leke” olarak tanımlaması gibi dış görünüşü de bu ifadeyi tamamlıyor gibi görünmektedir. Aynı zamanda geceleri tehlikeli sayılabilecek birçok birliktelik yaşamakta ve kendine zarar gelebileceğini yok sayan eylemlerde bulunmaktadır.
6 yıl 7 ay süren analiz sürecinde Pattie özellikle anne ve babasıyla ilişkisi üzerine çalışmış, çocukluğunda aldığı yaraları görmesi için cesaretlendirilmiştir. Çok küçük bir yaşta engelli bir kardeşin doğması ve annesinin tüm ilgisinin onun üzerine çekilmiş olmasının, Pattie’nin yetişkinlik hayatında birçok izi görülmektedir. Çocukken kardeşine duyduğu bu öfkeyi zaman zaman birlikte yaşadığı atlardan zaman zaman terapistten, ilişki kurduğu kişilerden çıkarmaktadır.
Analiz süreci boyunca Pattie tüm bu duyguların nerden geldiğini, çocuklukta ona neler olduğunu, neye ihtiyacı olduğunu ve güçlü yönlenmediniz keşfetmiş ve terapistle yeni kurduğu güvenli ilişki içerisinde iyileşmeye başlamıştır.
Vamık Volkan’ın kitapları özellikle psikanalitik terimler üzerinden ilerlese de her fikri çok net ve anlaşılır bir biçimde aktardığı için kolay okunabilir nitelikte oluyor. Psikanalize ilgisi olanlar ve alanda çalışanlar için çok etkili olduğunu düşündüğüm bir seri.