Hayat, seçeneklerin çokluğundan dolayı çok yorucu hale gelebiliyor. Seçenekler, henüz var olmayan şeyler olduğu halde, farkına varmadan onları kendimize yük ederiz. Bu yükler yeri geliyor insanı hasta ediyor, perişan ediyor; anı yaşamaktan alıkoyuyor. İnsan, geçmişin yorgunluğu ile geleceğin belirsizliğini sırtlanıp anı yaşamaya çalışıyor. Kulağa bile çok gereksiz bir ağırlık oluşturuyor bu cümle...
Hep gönlümüzce olacak diye bir şey yok. Gönlümüzdeki hayır mıdır bilmeden ısrar etmemek gerek. Bazen kalp kırıklığıyla, bazen de büyük bir veda gerektirecek kararlar almak zorunda kalabiliriz. Bu ihtimal hep var. İsterken, kimden istediğimizin farkında olarak istemeliyiz. İsteklerimizi sunduğumuz, bizi bizden iyi bilen, hayrı ve şerri tayin eden Yüce Mevla'mızdır. Ondan hayrı tayin etmesini istemeliyiz. Kula bazen kendi istekleri hayır gibi görünür ve bunda ısrar eder. Gerçekte öyle olabilir de olmayabilir de. Her şeyin yüzde elli ihtimali ile hareket etmek ve bu şekilde dua etmek gerekir. İhtimaller henüz yaşanmadı ve yaşanmayan şeylerin yükünü taşımak insanı bedenen de ruhen de yıpratır, yaşlandırır.
Mutluluk bu dünyada pek mümkün değil. Bir dakika önce gülerken bir dakika sonra ağlar duruma düşebiliriz. "Mutluluk aslanın ağzında", biz huzurlu
olmaya bakalım. Huzuru verecek olan da belli.
Allah'ım; gönderdiğin her hayra, hissettirdiğin her güzel duyguya, vefaya ve daima kaderimiz için hayrı tayin edişine muhtacım. Bana ve sevdiklerime hayrı tayin et Rabbim. Ve bizi bundan mutmain kıl...