Bu dünyada seni asla terk etmeyecek biri olduğunu biliyor musun ? Daima senin yanında olacak tek kişi yine sensin ! Kendine özen göster, şefkatle bak, yargılamadan gücünün ve zayıflıklarının farkında ol. Önce kendini bütün varlığınla seversen bir başkasını da korkmadan sevebilirsin. Yalnız hissediyorsun çünkü kendinle ilgilenmiyorsun. Hayata güven. İsteklerini bir kere dile getirdikten sonra evrensel matrisin bunları gerçekleştirmek için çalıştığından emin ol. Yaşaman gereken neyse onu yaşıyorsun, amaçlarına ulaşmak için doğru zamanda doğru insanlarla karşılaşıyorsun. Hayal bile edemeyeceğin kadar seviliyorsun. Kendi yolunun üzerindesin.
... hayat bir mağlubiyetten daha büyüktür.
İnsanın ömür boyu hatırladığı şeyler vardır. Belki de o zamanlar babalar, benimki dahil, bizimle asla yetişkinlerle konuştukları gibi konuşmadıkları için. Bu nedenle bu sözler olağanüstü olaylar sınıfındandı. Baba nasihati bu olmalıydı. Hayatın kayıplarla dolu olacağını, bunun sadece bunların ilki olduğunu mu yoksa hayatın daima her mağlubiyetten daha büyük olduğunu mu kastetmişti, öyle veya böyle tam olarak anlayamadım. Veya belki her ikisini de kastetmişti.
Kendimi kaybetmiş gibiyim; tek istediğim sonsuza dek, daima, bütün ömrümce onun yanında olmak, onun ışığıyla, onun halesiyle aydınlanmak. Ondan ötesini bilmiyorum! Ondan kaçabilir miyim hiç?
Senden bana seken bir yürek
ki yürekler zaman zaman dengesini kaybeder
senden bana yansıyan bir ışık
ki ışıklar küstüler mi bir daha barışmazlar
senden bana damlayan bir çiy tanesi
ki çiy taneleri daima acıya müdahale ederler
“İnsanın oğlu kendinden kopmuş bir parçadır, derler. Bir şahindir oğul: Canı istedi uçup geldi yanımıza, canı istedi, uçup gitti… Seninle ben bir ağaç kovuğunda iki mantar gibiyiz, diz dize otururuz, bir yere gidemeyiz. Yalnızca ben kalacağım senin yanında daima… Sen de benim yanımda…”
Atatürk toptan Batılılaşma kararına varmasaydı, Tanzimat'ta olduğu gibi, Türkiye dış görünüşü Avrupalı, dünya görüşü Şarklı bir toplum olarak bırakılsaydı, işte o zaman memleket Toynbee'nin düşündüğü gibi, Batı'nın kısır bir taklitçisi olmaktan kurtulamazdı. Atatürk daima ısrarla belirtmiştir ki, tam manasıyla bir Batılı millet olmak Türk milletinin benliğini kaybetmesi değil, o benliği bütün temel değerleriyle ortaya çıkarması ve sonsuz bir gelişme yoluna koyması demektir.