"bir tür hediye. ama bulamadım. sana söylemeyecektim, ama şimdi, yani, bulmak için bir şansımız daha var. tabii bana yardım etmen gerekebilir. alışveriş yapmayı pek beceremem."
"Tommy, sen neden söz ediyorsun? bana bir hediye almak istiyorsun, ama seçmek için yardımıma ihtiyacın var, öyle mi?"
"hayır, ne alacağımı biliyorum. sadece..." güldü ve omuz silkti. "aman, en iyisi söyleyeyim sana. o mağazada bir raf dolusu plak ve kaset vardı. ben de senin kaybettiğin kaseti bulmaya çalıştım."
çünkü belki de sandığımız kadar geride bırakmamıştık birçok şeyi. içimizde bir şey, bir parçamız olduğu gibi kalmıştı; etrafımızdaki dünyadan korkuyorduk ve -kendimize bundan dolayı ne kadar kızarsak kızalım- birbirimizi bırakamıyorduk.
"merhaba" dediğin herkesin seni sevmesini istiyorsun, birkaç yıl sonra herkesin seni, senin de herkesi sevmek zorunda olmadığını ve bunun da hayatını daha kaliteli ve huzurlu kılacağını fark edeceksin. göreceksin, onca yaşayacağından sonra, daha az insanı seveceksin ama sevmeyi seçtiklerine daha çok "seni seviyorum" diyeceksin.