Bretonya'da rüzgar şarkı söylüyor, yaşlı taşların arasına dalgalar vuruyordu. Denizden kırmızı kayalar yükseliyordu. Nini sakindi; denize ve gökyüzüne, bütün bunlara aşinaymışçasına gülümseyerek bakıyordu.
Çünkü insanın karakteri kıyıda değil, yıkıcı dalgalar arasında oluşur.
Ve bu dalgalar sana vazgeçmeni çünkü daha fazla denemenin bir faydası olmadığını söyler.
Okyanusun senin için çok büyük olduğunu, ona karşı bir şansının olmadığını söyler.
Ama bilirsin ki kahramanlar kazandıkları kupalardan değil, yara izlerinden tanınır.
“Bize dargın mısın ey ana toprağı? Seni çiğneyip geçen ayakların, seni yaralayıp, tırnaklayıp telvis eden haydut ellerin, senin kemiklerini kemiren hainlerin seyyiatını bu mert, bu bigünah nesilden sorma! Ey, mavi dalgalar içinde uyuyan ana toprağı! Cibalinin nazlı hututu, mor gölgeleri, afakın rüyamsı, tülümsü sisleri, semanın pembe, inci seherleri, bulutlarının dilber, nazenin renk yığınlarıyla bizi yetim bırakıp hangi yabancı arzulara doğru kayıyorsun?”
Babasını, kendisi daha dört yaşındayken kaybetmişti. Baba şefkatinin, hayatın zorlukları karşısında çocuğa güven veren ne büyük bir sığınma yeri olduğunu bilmiyordu. Karşılaştığı fırtınalar ve kendisini savuran korkunç dalgalar karşısında baba kucağının insana huzur veren bir liman olduğunu hiçbir zaman anlayamadı. Babasızlığın yaşattığı boşluğu, hayatının her döneminde fazlasıyla yaşamıştı ancak evladını kaybetmenin acı hissiyle ilk defa karşılaşıyordu..
Ayakkabısı yırtık gönlü yamalı
Bir ihtiyar gördük geçerken yoldan
Selamı vardı sermaye diye, aldık
Dedik ki lokmayı bölüştüren berekettir
Bir tas su verdik içti, kendimiz de kandık o sudan
Cümle varlığı tek nefes bildik şimdi bizim
Dalımıza bir serçe kondu
Ne tahtımızı sordu
ne tacımızı
Ne adımızı sordu
ne unvanımızı
Bir kırıntı sevince kandı
Fazlasına tamah etmek kalbimize yüktür bizim
Yağmur yağdı
Rüzgâr geldi geçti
Kiminin çatısını aldı
Kiminin yüreğindeki pası sildi
Başa gelene eyvallah dedik
Gayrisi kısmettir bizim
Dünya malı dedikleri bir rüzgârın sesidir, ötesi yalan
Ne altın biriktirdik
Ne şöhretin gölgesini
Bir tanrı misafiri, bir tas su, bir selam
Dünyadan kârımız bunlardır bizim
Öğrendik ki
En hırçın dalgalar, en mağrur kayalar